1974 Ocağının beşi sabahı Ankara'da doğmuştur. Kimliğindeki “nüfusa kayıtlı olduğu yer” bölümünde yazılanlar ise; Sivas'ın Şarkışla kasabasına bağlı Sarıkaya köyüdür. Ankara'ya 1964'lerin göç dalgası ile gelmiş ve “doğdukları yerde doyamayanlar” hanesine yazılmış bir ailenin son çocuğudur. Ailesinin on dört yaşında Ankara’da bırakıp memlekete göçmesiyle, hem hasretliğin hem de tek başına kalmışlığın verdiği duyguyla daha bir sıkı sarılır kağıda kaleme. Sosyal bir çocuk değildir, şiirle büyür. Daha sonra bağlama ilgisini çeker, kendi kendine öğrendiği yarım yamalak bağlaması ile şiirlerini bestelemeye de başlar. Otuz yıllık şiir ve müzik birikimi ile, artık kendine özgü bir üslup oluşturur. İki adet şiir kitabı bulunan Yusuf Kenan Çetinkaya'nın, hazırlıklarını sürdürdüğü üçüncü kitabı da düşünce aşamasındadır. Yaşadıklarını ve bundan sonraki yaşayacaklarını da şiirleştirerek ve besteleyerek anlatmaya devam edeceği konusunda, kararlı olduğunu herkese kanıtlamıştır.
Eserleri
2000 YILI ŞİİR KİTABI: 'KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI'
2002 YILI ŞİİR KİTABI: 'HAYATA MEKTUP'
150'yi aşkın sözü ve müziği kendisine ait olan eserleri bulunmaktadır.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!