Bir ağıtla başlar yolculuk
Çıplak ve çaresiz doğarsın hayata
Sonra sarıp sarmalanırsın şefkatli kollarda
Yıl geçer, düşmeyi öğrenirsin ayakta durmak için
İlk adımla beraber koşmaya başlarsın hayat maratonunda
Zaman akar geçer, bir bakmışsın için kıpır kıpır
Gönül payitaht sevgiye
Gel otur gönlümün tahtı senindir
Yoluna bir ömrü ettim hediye
Al ömrümün kalan bahtı senindir
İlmek ilmek düğümlendi boğazım
Biner boşalır dünya tıpkı dolmuş misali
İnsana andırıyor her an ölümlü hali
"Müsait bir yer" diyor inecek olan kişi
Dünya filde bir boynuz,gergedanda fil dişi
Karanlık,bir sokak lambası yanıyor
Bir de gökte yıldızlar karanlık mavilikte
Gökyüzüne bakınca içim kımıldanıyor
Kaybolurken bilinen bilinmezlikte
Yerde bir kaç lamba insanoğlundan
İnsanoğlu kuş misali
Bir konarı bir göçeri
Altından dağların olsa
Ukba da var mı geçeri
Kâh-u yolcu kâh-u yolsun
Demlenir içimde eylül öyküsü
Düşünür dururum ta fecre kadar
Bu günler dumanlı berrak gökyüzü
Bu günler heybemde bolca hüzün var
Sararan yaprağın dökülmesinde
Ellerimde bir kelepçe dilim tutuk çocuk inan
Kelepçeden kurtulursam geleceğim çocuk dayan
Bozuk düzenin çarkına çomak sokacağız elbet
Kısık sesimle haykırdım lakin yok ki beni anlayan
Dayan çocuk aciziz Hanzala'yız belki şimdi
Güz mü değdi yaprakların sarardı
Yere döktün gazelini ey gönül
Bunca hüzne,gama ne gerek vardı
Terk eyledin güzelini ey gönül
Zor mu geldi acısı ayrılığın
Gül kurursa ne yapar bülbül viranelerde
İman çıkarsa kalpten gönül çorak kalmazmı
Ölü olur der eskiler baykuş öten yerlerde
Çorak topraklarda gül,yaprak döküp solmaz mı
Filizlenir mi bir can,rahmet değmeyen yerde
Kanatları kırılmış bir güvercin düşün
Düşün ki vurulmuş en ummadığı anda
Kurbanı olmuş bir suheybi gülüşün
Ve kan damlamış kanadından sevdanın
Hiç beklenmeyen zamanda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!