Durdurulamaz bir inançla ördük ruhumuzu,
Babai ateşi hâlâ közdür içimizde;
Aşıkpaşa’nın diliyle değil,
Kılıç Artığı köylünün suskun öfkesiyle konuşuruz.
Celâlî isyanı
Bir tarih başlığı değil,
Yarıda bırakılmış bir cümledir bu toprakta.
Kalenderîler gibi
Dünya malına sırt döndük sanırlar—
Oysa biz,
Dünyayı geri almak için yoksul kaldık.
Harâbât ehliyiz;
Devletin kapısında değil,
Halkın yarasında konaklarız.
Yürekte devrimin onuru
Sivas bozkırında kırılan mızrakta,
Toros eteklerinde asılı bir fermanın yırtığında,
Ve Dersim’in susturulan adında taşır kendini.
Bu yürüyüş,
İtaatin değil,
Hatırlamanın yürüyüşüdür.
Ama yalnız değiliz.
Paris’te kaldırımlar söküldü bir kez,
Komün göğe bakarak öldü.
Ekim, Neva’nın soğuğunda
Bir çağı titretirken,
İspanya’da bir duvarın dibinde
Şiir kurşuna dizildi.
Biz o şiiri sakladık.
Anadolu’nun taşına,
Madrid’in kanına,
Petrograd’ın gecesine yazdık.
Aynı kelimeyle:
Yoldaş.
Zaman geldi çattı—
Bu, ne ilk, ne son çağrıdır.
Faşizm her ülkede
Aynı korkuyla konuşur.
Biz her ülkede
Aynı inatla yürürüz.
Hadi yoldaşlar,
Safları sıklaştırın:
Bu kavga eski,
Ama biz eskimiyoruz.
Toprak bilir,
Tarih hatırlar—
İnanç yürür,
Dünya yerinden oynar.
Kayıt Tarihi : 16.1.2026 19:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!