Yürek Yangını Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
235

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Yürek Yangını

Sen hiç yüreğinin yandığını hissettin mi evlat?
Ama öyle alelade bir sıcaklık değil; hani sanki göğüs kafesinin içinde bir mangal tutuşturmuşlar da, her nefes alışında o ateş daha da harlanıyor gibi... Dumanı genzine kaçar da bağıramazsın ya, sesin tellere takılır kalır, işte tam öyle bir sızıdan bahsediyorum. Bakma benim böyle dimdik ayakta durduğuma, içimde ne fırtınalar koptu da ben o gemileri karaya vurdurmamak için paslı halatlara sarıldım. Avuçlarım kanadı, dizlerim titredi ama kimse duymadı feryadımı. İnsan en çok sustuğu yerden yaralanırmış meğer; biz hep bağıranın acısı var sandık, oysa asıl yangın, tek kelime etmeden kendi külünde boğulanların içindeymiş.

Hasret dediğin ne garip bir prangadır, vurdu mu zinciri ruhuna, adım attırmaz adama. Bir fotoğraf karesine bakıp o eski kokuyu ciğerlerine çekmeye çalışmak mıdır özlem, yoksa her gece aynı rüyaya yatıp hep o karanlık uçurumun kenarında uyanmak mı? Ben özlemeyi, bir kentin yabancı sokaklarını adımlarken her köşe başında senin gölgeni, her kalabalıkta senin sesini ararken öğrendim. Sanki kapı her çalındığında gelen senmişsin gibi irkilmekten, her telefona "belki bir nefes" diye sarılmaktan yoruldum ama yine de vazgeçmedim. Çünkü insan, beklemekten vazgeçtiği gün gerçekten ölürmüş.

Hatıralar, insanın yakasını bir türlü bırakmayan o eski, vefasız dostlar gibidir. Bazen bir ezgi gelir oturur tam boğazının ortasına, yutkunamazsın. Bazen de bir rüzgar eser, ansızın geçmişin tozlu kokusunu getirir burnunun ucuna. "Neydik, ne olduk?" dersin kendi kendine. Bir zamanlar gülüşüyle koca bir dünyayı aydınlatan o adamın, şimdi kendi karanlığında bir mum alevi bile yakamadığını görmek insana koyuyor. İşte o çaresizlik var ya, o insanın belini büken, saçlarına zamansız aklar düşüren tek şeydir. Elin kolun bağlıyken, sevdiğin her şeyin parmaklarının arasından kum gibi kayıp gidişini izlemekten daha ağır ne olabilir ki?

Hayat bizi hep bu engebeli yol ayrımlarında sınadı, hep en zayıf yerimizden vurdu. En güvendiğimiz dağlara karlar yağdırdı da, biz o karların altında bir kardelen gibi baş vermeyi beklerken mevsimler hep zemheriye kesti. Şimdi bu dökülen sözler, bir gece yarısı sızısı gibi yüreğimden kopup geliyor. Ne bir şairin gölgesi var burada, ne de ödünç alınmış süslü bir feryat. Hepsi benim, hepsi katıksız gerçek... Yazdığım her harf, birer damla gözyaşı gibi kağıdın beyazına düşüyor. Eğer okurken senin de canın yanıyorsa, bil ki sen de o yangından geçmişsin demektir; sen de o küllerin arasından bir parça umut devşirmeye çalışmışsın demektir. Unutma ki ateş düştüğü yeri yakar derler ama yalan; ateş düştüğü yeri kül eder, dumanıyla da kalanları boğar. Ben artık o dumanla boğulmaktan yoruldum, şimdi o yangını kelimelere döküyorum ki; sönmesin ama en azından sessizliğime bir ses, karanlığıma bir iz olsun.

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 24.03.2026 15:32:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!