Yüreğimden sökülüp götürülen- (Yazi - AN ...

Evina Berfin
45

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Yaşadığımız sürece en savruk kullandığımız şeylerden biride ne yazık ki zaman … Tıpkı sevgilerimiz, tıpkı mutluluklarımız gibi … Hep bir şeyleri erteler dururuz, oysa zaman ne ertelemeye gelir nede bizi bekleyen bir olgudur.. ve biz hep erteleriz … farkına bile varmadan aslında gecen her saniyenin ne kadar yaşamsal değeri olabileceğini ve sonrasında bir ömür taşıyacağımız acılara kendimizi bile bile prangalı mahkum edişimizi …



Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çıkın ve sevdiklerinize onları ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin hem de bir tek saniye bile beklemeden, çünkü bir tek saniye sonrası bile çok geç olabilir …


Tamamını Oku
  • Cafer Taşkın
    Cafer Taşkın 30.06.2008 - 03:13

    Bu şiirin yüreğimden süzülüşü, küçükken rahmetli babam ile yaptığımız at sırtında bir dağ köyündeki yolculuğu hatırlamam ile oluştu. 'Ben hayatta en çok babamı sevdim' der Can Yücel üstadımız.. Evet değerli heval BERFİN , inanın bu dizeleri gözlerimden yaşlar süzülerek yazdım ve şiir bittikten sonra içim huzurla doldu.. Tek isteğim sağlığında babalarınızın kıymetini ve annelerinizin değerini iyi bilin değerli dostlar. Unutmayın ki onların gölgesi bile yeter.. Şiir ve dostluğun kopmaz bağlarıyla sizleri selamlıyorum.

    Neredeyim Ben

    Ovaya inip, çiçekli bayırlara tırmandım
    Salkım söğüt dalları yüzüme değerken
    Yönümü bahar yüklü dallara kaldırdım
    Binlerce çiçek yemişini vermeye hazırlanıyordu
    Görülmeyen sayısız tomurcuklardan
    Akan sıvının dallara yürüdüğünü duyumsadım
    Yaprakların uğultusundan, hışırtısından sarhoş oldum
    İki elimle elma ağacının dallarını tuttum
    Dalların renksiz, gri tonundaki suyunu damarlarımda hissetim
    Ağrı ve acı duymadan ağaç gibi açmak
    Ve çiçeklerimin solmasını bekledim
    Ormanın içinden nabız atışları ve nefes alış-verişleri duyumsadım
    Kısa bir sessizlik oldu ve yanımdan bir tavşan geçti
    Bir kuş ötüyordu ötede ve sesi bir kadının ağıdını andırıyordu
    Kadın saçını-başını yoluyordu sanki kendisini paralıyordu
    Acı beynimin damarlarını zonklatırken, ağzımda çiçek tozları
    Bu dağ yamacında üç ses vardı içimi acıtan
    Kuşun ağıdını andıran kadının sesi, ağacın gövdesine inen
    Ve vurulan her darbenin bedenimde derin yaralar açan sesi
    Bir de ormanın yüreğimi depreştiren uğultusu
    Neredeydim ben böyle, henüz altı yaşındayken
    Tüyleri altın sarısında güneşle parlayan atın sırtında
    Geçtiğim dağın yamacında patika yolundaydım
    Ben şaşkın ve bir o kadar içim içime sığmaz bir halde
    Heyacanla babama sarılırıp “bu at neden gitmiyor” dedim
    Oysa rahvan yürüyüşünde ağaçların arasından hızla geçiyoruz
    O huzur veren ve sonsuz güven veren ses çınladı kulağımda
    Başını çevir yandaki ağaçlara bak dedi, hızla geçiyoruz
    İnsanı yormadan ve sanki hiç yerinden oynamayan bir yürüyüş
    Bu doru atların hünerli sekişidir dedi babam mavi gözlerinin içi gülüyordu
    Bu yolculuk hiç bitmesin diye geçirdim içimden çocukça ve huzurla
    O dağ ve o orman yolda, en sevdiğim ve kokusunu unutmadığım
    Başımı sırtına yaslayıp, doğanın dirilişini ve atın yürüyüşünü
    Defalarca, sonsuz bir istekle yaşamaktı tek dileğim o an..
    Sanki çok uzaklardan gelmiş ve yol yorgunluğunu atmış ve hafiflemiştim
    Gözlerimi dikip bir noktaya dünyanın bu kadar güzel olmasına şaşırırdım
    Bu cıvıltı ve uyanış ve uğultulu huzur içinde
    Ağlamak ağlamak geldi içimden, göz yaşlarım kuruyuncaya kadar
    Haykırmak geldi içimden ey ormanın içindeki patika yol
    Ey kuşun dertli ağıdı ve ey ağaçların gövdesindeki karıncalar
    Ben geldim işte yıllar sonra, işte yine dallarınız elimde
    Hissediyorum damarlarımdaki sıvının dalınızdaki nabız atışlarını
    Yaprağınızın düşüşü gibi bedenimden bir parça düşer gibi akıyor yaşlarım,
    Hani o mavi gözlü, atın sırtında bana huzur veren pala bıyıklı, kasketli adam
    Nerede o güven ve huzur veren dağ kokusu, gözlerinin pınarındaki şefkatli gülüş
    Yok oldu o da sizin şu an kuruyan dallarınızın boynu büküklüğü gibi
    Ama nedir bu içimi acıtan ve yüreğimi sızlatan
    Söyleyin ne olur dağın yüce varlıklı ve kadim dostları
    Ben neredeyim hangi sonsuz yolun, ahenkli güzelliklerinin ortasındayım
    Ve başladım bir türkü ile “Dersim ağıdını” haykırarak döndüm durdum..
    İzmit-Plajyolu 28.06.2008 Saat: 05:23

    Cafer Taşkın


    Cevap Yaz
  • Veysi Bozkurt
    Veysi Bozkurt 17.03.2008 - 01:53

    ne diyeyim Berfin...duygulandım ve de.....
    kendimi hikayende yanında görünmeyen biri olarak gördüm.hüznüm görünmese de...bu baba...hüzünlemez mi insan...mekanı cennet olsun heval...
    saygılarımla...

    Cevap Yaz
  • Yakup İcik
    Yakup İcik 30.06.2007 - 22:59

    hüznün en amansiz yasamini islemissiniz hikayenize...tebrik ederim anlatim basarili ve son derece güzeldi...Babaniz Nur icinde yatsin...

    Cevap Yaz
  • Ümran Aldıç
    Ümran Aldıç 01.12.2006 - 06:42

    Hep bir şeylere koşuyoruz o anı yaşamayı düşünmeden. aklındakini, o an isteğini yapabilen yada söyleyebilen varmı acaba bir şeyleri kaybetmeden kıymetini bilmek insana mahsuz değil belkide.Kalemin hep aksın diyorum saygılarımla

    Cevap Yaz
  • Hicran Sahin
    Hicran Sahin 07.10.2006 - 02:32

    ürpererek okudum cok etkilendim ayni acilari yasamis biri olarak ....yüreginize saglik

    Cevap Yaz
  • Şer Fırat
    Şer Fırat 02.09.2006 - 01:22

    ne güzel dökmüşsünüz içiniz çok etkilendim ve çok duygulandım

    Cevap Yaz
  • Suna Doğanay
    Suna Doğanay 17.07.2006 - 01:25

    Ertelemelerle neler kaybedilir ama insanoğlu işte. Bazen 'keşke' dememize neden olan geç kalınmışlıkları tekrarlamaktan geri kalmıyoruz. Babanızın mekanı Cennet olsun diyorum. Tebrikler, sevgilerimle.

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 7 tane yorum bulunmakta