Tatsız tuzsuz korkmaz renk vermez
Saydam
Saf yalın adam.
Gönlü boldur, çabuk bağ kurar
Çabuk yanar.
Birdir birdirbir.
Bir arkadaşla yanar iki arkadaşla su akar.
Gamsız kedersiz yüksüzdür.
Durmaz evreni dolaşır.
Durursa aynı durmaz.
Yük alır.
Ne yüklüsün
Alacak verecek artı eksi
Bebek mi?
Uçurumunun başında bir kadın
Ağaç bitmiş
Sanki
İnsan düşer
Uçurumdan aşağıya, yaklaşmaz
Baktı baktı
Arkasından bir adam yetişti.
Dalından yemiş topluyor sanki
Tuttu kadını söktü ağacı
Çekti attı kenara kadını kendini
Soluk aldı soluk verdi
Kadın nefessiz
Sanki
İnsan boğulur
Denizin dibinde, durmaz
Kadını kaldırdı koluna girdi
Taşıdı dağ bayır
Evine getirdi hastaneye götürdü
Polise sordu
Kimi kimsesi yok kendi de yok
Ruhu yok
Aklı nere gitmiş bilinmez
Zekâsı çalışmaz zihni işlemez
Zar zor yedirdi içirdi
Konu komşu taşlamaya başladı
Bakışlarıyla laf etmeye
Muhtara sordu
Mahallenin önde gelenlerine vardı
Ne yapalım
Polise verelim devlete teslim etsin
Devlet aldı
Sığınma evine koydu
Bir taraftan da araştırmaya başladı.
Bulundu.
İstanbul’da zengin bir ailenin kızıymış
Bir iş adamının karısıymış
Öldü biliyorlar
Yandı bitti kül oldu biliyorlar.
Ailesine teslim edecekler ki.
Sığınma evine sığamaz, durmaz.
Nerede saf yalın adamın yanında.
Duranın yanında.
Kapı çalar, Duran açar.
Kasabaya sığamayan karısı gelir.
Beş sene sonra.
Dört yaşındaki oğluyla.
Sen.
Niye döndün bu çocuk kim.
Sus pus.
Ah Duran ah.
Polisler gelir Neriman’ı almaya.
Neriman gitmez.
Duranı bırakmaz.
Duran evi barkı bağı bahçeyi dönen karısına bırakır.
Neriman’la çıkar gider.
Neriman Duranı bırakmaz.
Polisler Neriman’la Duranı Neriman’ın ailesine teslim eder.
Neriman’ına kocası gelir almaya
Neriman gitmez.
Neriman’ın babası aile avukatını çağırır.
Neriman’ın durumunu araştırmasını ister.
Neriman yatakta Duran yerde yanında yatar.
Olmaz böyle odaya bir yatak daha korlar.
İstanbul nere Erzurum Kağızman nere.
Ne işi vardı
Neriman’ın Kağızmanda.
Duran, köylü kasabalı.
Bağ bahçe işlerinden anlar.
Villanın bahçe işlerine bakar.
Bir gün Neriman kendini bulur.
Duran’ı yadırgar.
Duran villadan ayrılır.
Mahallede kendine bir ev tutar.
Başka bir villada bahçe işlerine bakar.
Başka bir villada çalışmaya başlar.
Neriman olanı biteni anlar, kendini toparlar.
Anlatmaya başlar.
Otobüse binmiş Kağızman’a gitmiş.
O uçumun başına varmış.
Orada kalmış.
Niçin gittiğini bilmiyor.
Orasını henüz hatırlamıyor.
Kağızman kocasının ana annesinin köyüdür.
Bu köyde bir gelin o uçurumdan kendini aşağı atmıştır.
Ölmemiş ama delirmiştir.
Deli Asiye derlermiş.
İşte bu deli Asiye’nin etkisinde kalmış.
Neriman.
Kocasının ana annesi bu hikâyeyi öğle anlatmıştır ki.
Bir nevi Neriman hipnoz olmuştur.
Ana anne öleli bir beş yıl olmuştur.
Asiye’yi o uçurumun başına ne götürmüştür.
Kocası Sinir Mahmut.
Öğle sinir edermiş ki Neriman’ına kocası Gıcık Âdem.
Genlerini ondan almış sanki.
Neriman’ı gıcık etmeye başlamış son zamanlarda.
Boğazda kaşıntı öksürük yaratan yakıcı durum.
Sözlük anlamı gıcığın.
İşte adem dedesi gibi Neriman’ı sinir eder.
Adeta boğazında bir gıcık gibi hayatının girdabında gıcık olurmuş.
Niye Mahmut dede niye Adem torun.
Niye sevdiklerinizi sinir ediyorsunuz.
Yük alan işine gücüne koşar.
Yükünü almış Neriman uçurumdan kendini atacaktı ki
Duran Neriman’ı sırtlar.
Yükünü yüklenir.
Uçurumdan aşağı düşmez ama Duran’a düşer.
Duran’a tutunduğunu anlasa
Duran’ı anlar.
Sonra Duran’ı bırakmazdı.
İşte dedesi gibi kendi de yüksüzdür.
Adem.
İşi gücü hayat yükü kendi sırtında değildir.
Umursamaz umursanmaz.
Ailesi varlıklıdır.
Yükünü iç ve dış çalışanlar taşır.
Geçim derdinde olan insanlar.
Onca servetin yükünü babası taşımıştır.
Babasından sonrada abisi Nevzat üstlenmiştir.
O işe gider gelir.
Kılçıksız yaşar.
Bir karısına kılçık olur.
Karısının boğazına takılır hayatında kör nokta olur.
Neriman’da kocasının yükünü taşıyamaz.
Uçurumdan aşağıya atmak ister.
Aslında kocasını o uçurumdan aşağıya atmak ister.
Ama Duran engel olur.
Kurtarır mı?
İnsan ancak kendisi kendini kurtarır.
O uçurumdan kurtuldu.
Duran’a da ihtiyacı kalmadı.
Sanki kızlık günlerine geri döndü.
Yeniden doğdu.
Bu sefer doğru karar verecek mi?
Kılçık sinir arkadaşlar edinecek mi?
Artık otuz beş yaşında bir kadın.
Kendi yükü kendi sırtında.
Aklına lisedeki matematik öğretmeni gelir.
Atmış beş yaşında emekli olmuştur.
Keriman öğretmen.
Hayatını hesaplaya bilmek için ona gider.
Keriman öğretmen matematik öğretir ama hayatı iyi bilir.
Edebiyatı güçlü felsefesi yerindedir.
Birçok kitapta yazmıştır.
İlk önce kitaplarını okur sonra hocasını bulur.
Ziyaretine gider.
Kapıyı Yalçın açar.
Keriman öğretmenin tek çocuğu Yalçın.
Kapıda Yalçın’a aşık olur.
Yalçın’ın bir kızı bir oğlu vardır.
Eşiyle mutludur.
Olsun.
Neriman aşkı yeniden bulmuştur.
Anlamıştır.
Aslında Duran’da bilmiş ama Yalçında bulmuştur.
Yalçın, Duran’ın şehirli halidir.
Duran, saf yalın bir kasabalı, kasabasında kalmış bir adamdır.
Keriman hocasıyla neşeli sevinçli bir sohbet geçirir.
Keriman hocası eski öğrencisinin niye geldiğini sorgulayamaz.
Her şeyi bir anda çözmüştür.
Onu anlar.
Neriman’ı güzel bir şekilde uğurlar.
Neriman Durana varır.
Duran onu alır güzel bahçeli bir eve götürür.
İstanbul’un güzide kendi halinde bir mahallesine.
Bu mahalleyi ben bilmiyorum.
Sanrım Üsküdar’da.
Bahçe işleri için fidan ve çiçek yetiştirirler.
Neriman’ın babası Nazım Bey, doğacak torunu bilmiştir.
Geleceği görmüştür.
Duran’a kızı için yaptıklarından dolayı bu fidanlığı
Bu serayı almıştır.
Duran önce anlamamış
Neriman’ın kendine döneceğini anlayarak
Sonra kabul etmiştir.
Kabul olmuşlardır ve Duru kızları doğmuştur.
Neriman sen yüklü müsün?
Evet hamileyim.
Mutluluğumuzu yüklendim.
Geleceğimizi kızımızı
Doğuracağım.
Kucağımdan kucağına vereceğim
Geçmişi tartıp geleceğimizi bir taşıyacağız.
Tamam karıcığım.
En güzel yükümüz kucağımızda bebeğimiz.
Kayıt Tarihi : 22.04.2026 14:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!