Yosunlu Taşlar Şiiri - Muhammed Kaçmaz

Muhammed Kaçmaz
14

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Yosunlu Taşlar

On iki bin yıllık zamanı süzmek,
Yokuşlara vuran yorgun gözlerle...
Zeynel Bey Türbesi’ne varıp,
Taşa ilmek ilmek işlenmiş o derin izleri okumak.
İnsanın fani oluşuna inat, Ölümsüzlüğe
tutunma çabasını,
Hüzünlü taşlarda solumak...
Yürüyüp geçerken betonun gölgesinde kalmış
kadim taşları,
Bir yanımda geçmişin vakar duruşu, bir yanımda bugünün ince sızısı.
Arşınlarken adımlarım yorgun kaldırımları,
öncüler gibi,
Mis kokulu çiçekler, gelincik kanından süzülen
masum dövmeler çarpar gözüme.
Hem bir tebessüm var yüzlerde, hem de derin bir
efkârın gölgesi.
Bu düşüncelerin ağırlığıyla salına salına yürüdüm,
Emanet bir iskeleden, Dicle'nin hafif dalgalı sularına indim.
Serin suları yarıp geçerken Şaab Vadisi'nden,
Gördün mü daracık taşlara oyulmuş o
devasa umutları?
Çökmesin diye örülmüş o karanlık, çifte duvarları...
Sonra kaldırıp başımı, muktedirlerin taht kurduğu zirveye,
Kaleye dikiyorum gözlerimi; her emrin, her hükmün
kalbine.
Tırmanıyoruz asırların merdivenlerinden,
Kiliselerden mescitlere dönen taşların ruhunu aşarak.
Bir mühür gibi toprağa basılmış kadim Müslüman mezar taşları...
Ve en tepede Ulu Cami karşılıyor bizi; tüm heybetiyle
cihana hâkim.
Hemen ardında Artuklu’nun ihtişamı; Büyük Saray, Küçük Saray...
Yıkıntıların gölgesinde zamana direnen sebat,
Görkemli tarihin eteklerinden süzülüp savruluyoruz,
Tekneyle diğer vadilere, saklı koylara
Doğanın o ihtişamlı, dokunulmaz güzelliğini sular üstünde seyre geçiyoruz.

Dicle... Ah Dicle! Dünyanın atan can damarı.
Kıyısında cümle mahlûkatın, insanın soluklandığı,
Sessiz hüzünlerin o büyük umudu.
Kendi yatağında sessizce akarken,
Söyle, kimlerin sırrına şahitlik etti o yosunlu taşların?
Kaç masum çocuk yüzdü gülücüklerle koynunda?
Kaç sevdalı gözyaşını damlattı senin asi ruhuna?
Evde ekmek bekleyen kaç yetime umut taşıdın?
Senin sularından yükseldi göğe, çocuk kahkahaları ve anne duaları.
Bizans önünü kesti, Selçuklu nefes verdi, Eyyubi, Artuklu taçlandırdı.
Kim geldiyse bu toprağa, sinesini açıp bütün hazinelerini sundun.
Şimdi kayalara kazınmış o kan ter içindeki insan emeği,
Ve o mağaralar sessizce haykırıyor insanlığın o bitmez dramını;
Öğrendim ki, yaşamak için oyulan o kovuklar, bir zamanın sessiz hatırası
Dar patikalardan geçerken bin beş yüz yıl öncesinin nefesini çekiyorum içime.
Ah Hasankeyf... Yorgun, mağrur ve asil Hasankeyf!
Söyle bana, söyle…
Sen kaç medeniyete beşiklik ettin?

Muhammed Kaçmaz
Kayıt Tarihi : 12.05.2026 09:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bir Hasankeyf gezisinden arda kalanlar... Bu anlamlı gezinin düzenlenmesinde ve gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Ayrıca kıymetli Şehmus Önlü abimize selam ve dualarımızla...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!