Yorgun Bir Işığın Hikayesi

Mustafa Alp
252

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Yorgun Bir Işığın Hikayesi

insan, hissettiklerini tam anlatamaz.
dile gelen her söz, kalpteki ağırlıktan biraz çalar,
söylenirken eksilir,
anlatıldıkça değişir.
bu yüzden insan,
hem buradadır hem değil,
hem vardır hem yok gibi.

içinde koca bir kalabalık taşır,
ama dışarıdan bakınca tek başınadır.
bir yanıyla dünyaya tutunur,
öteki yanıyla sessizliğe.
ne tam gidebilir,
ne bütünüyle kalabilir.
arada bir yerde,
ince bir çizginin üstünde yürür gibi
sürdürür günlerini.

kendine dışarıdan bakamaz insan,
ayna bile yetmez buna.
çünkü göz, kendini gördüğünde
artık aynı göz değildir.
kalp, kendini anlattığında
artık aynı kalp kalmaz.
bu yüzden içindeki çocuğu
hep biraz uzaktan sever,
ona yaklaşsa inciteceğini sanır.

o çocuk ki,
en çok düşüp en çok kalkan,
en çok ağlayıp en çok gülen,
en kolay inanan,
en çabuk kırılan.
bir zamanlar dünyayı
iki avucuna sığdıracak kadar cesurdu,
şimdi ise bir kelimeye sığmayacak kadar yorgun.

insan, büyüdükçe
hayallerini küçültür.
önce sesini kısar,
sonra kalbini.
bir gün gelir,
susmak konuşmaktan daha güvenli gelir.
ve o gün,
içinde kocaman bir boşluk açılır
ama adı konmaz.

yürür sokaklarda,
omuzlarında görünmez yüklerle.
kimse bilmez ne taşıdığını,
çünkü anlatamaz.
anlatsa eksilir,
sussa çoğalır.
bu yüzden çoğu zaman
sessizliği seçer.

her insanın içinde
yarım kalmış cümleler vardır,
söylenememiş itiraflar,
gidilememiş yollar,
tutulamamış eller.
ve her biri,
gece olunca biraz daha ağırlaşır.

karanlık çöktüğünde
insan kendine daha çok benzer.
maskeler düşer,
roller dağılır.
geriye sadece
çıplak bir kalp kalır.
o kalp ki,
en çok o zaman ürker,
en çok o zaman hatırlar.

hatırladıkça yorulur insan,
yoruldukça durur.
bir süre hiçbir şey yapmak istemez,
sadece var olmak yeter sanır.
ama var olmak bile
bazen ağır gelir.

çünkü insan,
kendi içinde kaybolmuş bir yolcudur.
gittiği yerleri bilir,
ama döndüğü yeri unutur.
kendini arar durur
başkalarının gözlerinde,
başkalarının sözlerinde,
başkalarının sessizliğinde.

oysa en çok
kendi içine baksa bulacaktır.
ama korkar.
orada kırılganlık vardır,
orada çocukluk,
orada hayallerin enkazı,
orada yarım kalmış umutlar.

insan,
bu yükle yaşar.
bazen güler,
bazen susar,
bazen de sebepsiz ağlar.
kimse bilmez nedenini,
kendisi bile.

ve böyle geçer zaman:
eksile eksile,
susarak,
içinden konuşarak.
ta ki bir gün,
yorgunluğun bile yorulduğu ana kadar.

işte o an,
insan durur.
bir taş gibi,
bir gölge gibi,
bir rüzgârın içindeki sessizlik gibi.

ama yine de,
bütün bu yorgunluğun arasında
ince bir umut kalır.
çünkü insan,
ne kadar kırılırsa kırılsın,
içinde bir yerlerde
yeniden başlamayı bilen
inatçı bir ışık taşır.

ve belki de
yaşamak dediğimiz şey,
tam olarak budur:
anlatamadan hissetmek,
yorula yorula yürümek,
hem var olup hem yok gibi durmak,
ama yine de
bir adım daha atmaktan
vazgeçmemek.

Mustafa Alp
08/02/2026 05.00

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 18:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!