İnsan,
Bazen bir bavulla çıkmaz yola.
Bir ömür yüklenir omzuna.
Çocukluğunu katlar önce.
Eski fotoğraflarını...
Annesinin sesini...
Babasının nasırlı ellerini...
Hiçbiri bavula sığmaz.
Yine de götürür.
Ben de çıktım.
Arkamda şehirler kaldı.
Tanıdık sokaklar...
Ezberlediğim gökyüzü...
Ama en çok,
Adımı bilen insanlar kaldı.
Göç,
Sadece kilometre değildir.
Bir dilde susmayı öğrenmektir.
Bir ekmeğin kokusunu özlemek...
Bir bayram sabahında
Telefonun ucundaki sessizliği dinlemektir.
Yabancı olmak kolay değil.
İnsan önce adresini kaybeder.
Sonra alışkanlıklarını.
En sonunda da
Eskiden kim olduğunu...
Ama tam o sırada
Yeni bir insan doğar içinde.
Daha güçlü.
Daha sabırlı.
Daha az şikâyet eden...
Çünkü gurbet,
İnsanın bütün fazlalıklarını alır.
Geriye yalnızca özü kalır.
Göç ettiğim şehir
Beni değiştirebilir.
Konuştuğum dil değişebilir.
Sokak isimleri,
Mevsimler,
İnsan yüzleri...
Hepsi değişebilir.
Ama içimde taşıdığım gök
Aynı kalır.
Çünkü memleket,
Bazen haritadaki bir nokta değildir.
İnsanın kalbinde taşıdığı
Bir çocukluk akşamıdır.
Bir soba sıcaklığıdır.
Bir dost kahkahasıdır.
Bir annenin
"Üşüme." deyişidir.
Ben gitmekten korkmuyorum.
Unutmaktan korkuyorum.
Bir gün
Kendi dilimde düşünemezsem...
Bir türküyü
İçim titremeden dinlersem...
İşte o gün
Asıl göç başlamış demektir.
Ama biliyorum.
Nereye gidersem gideyim,
Gökyüzü aynı mavidir.
Ay,
Aynı sessizlikle doğar.
Ve umut,
Pasaport istemez.
Bu yüzden yürümeye devam edeceğim.
Belki başka ülkelerde,
Belki başka sokaklarda,
Ama hep aynı yürekle.
Çünkü insanın gerçek vatanı,
Korkmadan yaşayabildiği,
Onuruyla çalışabildiği,
Ve özgürce gülümseyebildiği yerdir.
Orayı bulduğum gün,
Ben göç etmiş olmayacağım.
Yuvama varmış olacağım.
Sabit Süreyya SirerKayıt Tarihi : 18.07.2026 13:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!