Kan uykusu dolu sabahlara uzanan bir öykünün kuşluk vakti rüyasındayım; kalemler mektuplar kaybettiklerim ikinci şansı isterken hayattan birincisini yitirdiğimi kabullenişim susması ağız tadıyla dinlenen kurşuni gecelerin gidişin ve bekleyişlerle kirlenen gidişim bilmeden konuştuklarım konuşmadan söylediklerin susuşun yokluğu kırık camlar ezgisinde üşüyen ruhumun ümitsiz umutlarımın tükenmez kalem yanılgısı ve aklıma kırgın o gezgin serçelerin kızgın şakımaları: hepsinden bir tutam demlenir geceleri siyaha küskün zifiri boşluklarımla sensizliğimi kendimle harap ederken göğsümden dizlerime kandaş acılar akıtan hatıralar ırmağımda.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!



