Sana topladığım çiçekleri ellerimle kuruttum,
Görmedin.
Sesimdeki titremeyi rüzgar bildin,
Emeğimi bir fincan kahvenin buharı gibi soluyup geçtin.
Oysa ben her sabah, senin yollarını
Kendi kalbimle süpürmüştüm.
Bir kadının vazgeçişi gürültülü olmaz,
Bağırıp çağırmaz, kapıları çarpmaz önce.
Sadece bir sabah uyandığında,
İçindeki o kocaman şehri terk eder sessizce.
Lambaları söndürür, perdeleri çeker,
Ve artık senin olmayan bir evde, yabancı gibi gezer.
Hissetmediğim her çaba, bir ilmek kaçığıydı ruhumda,
Sen bakmadıkça söküldü o büyük sevda.
Varlığımı yük saydığın o anladığım o an,
Bavuluma sığdırdım kırık dökük ne varsa kalandan.
Aşk, iki kişilik bir kavgadır derler ya,
Yanılmışlar;
Aşk, birinin var gücüyle tuttuğu ipi,
Diğerinin çoktan bıraktığını fark etmesidir.
Gidiyorum şimdi, ayaklarımın ucuna basarak,
Uykunu bölmemek için değil,
Uyanıp da gidişimi bile görmeyeceğinden korkarak.
Ardımda ne bir sitem, ne bir gözyaşı bıraktım;
Sadece, sana hiç yetmeyen o büyük varlığımı,
Alıp yanıma, yokluğunla barıştım.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 16:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!