Hiçbir yerden başlayan bir çizik taşıyorum
Adı yok zannediyordum.
Geç fark ettim olmayanı bile ikiye ayırdığını.
Eşik,
Belki bir dış sesin iç tabakası,
Gülüştüğünde içinden çıkan bir ülke frekansı
Ses değil.
Zamanın fileto cebinde unutulmuş bir “şimdi”yim
Danışıldıkça eskiyen.
Yanlış yerimden katlanmışım,
Durdukça kalınlaşan ince bir durum.
Eşik,
Bir tür gecikme.
Ses kendini taşırken dökülüyor.
İhtimalden ibaret ayaklar altındaki zeminim
Dağılıyor basınca,
Adımlanmayınca irkiliyor eşiklerin türlüsü.
El değmemiş temasların izi var
Geri çekilmiş bir-ileri bu.
Eşik yine,
Yeniden bir nefes kırığı.
Kimyon yüklü kamyonların beklediği bir şerit kenarında,
Entübe hastaların gözetildiği bir ünitede bulunmak.
Hatıraların çatladığı bir sergi salonunda vitrin vitrin devrilip
Hangi anıların daha gerçek öldüğüne karar verememek.
Eşik,
Son defa söylenmiş bir kelimenin henüz duyulmamış yankısı
Boş odalarda, koridorlarda, koğuşta.
Ben o yankının olgunlaşmamış tarafında bekliyorum.
Yine eşik,
İki tarafın birbirine yetmediği bir orta,
Ortanın da kendine varamadığı bir eksik.
13.04.2026
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 12:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!