Halit Mehdigil Şiirleri - Şair Halit Meh ...

Halit Mehdigil

.........İnsan,yaşamında kendini mutlu hissedebilmeli. Doğumundan ölümüne kadar. Üzerinde hiç bir tahakküm olmamalı. Cinsiyet farkı olmamalı. Toplum salkurallar asla baskın cinsiyet tarafından konulmamalı.

........Yukarıdaki düşüncemin insan için önemi nedir? İnsan makine değildir. Bedensel ve ruhsal varlığı olan, önce kendine ait olan düşünen,iletişim ku ran, üreten, mekan değiştiren (neredeyse dünyanın her tarafına,en uzaklara ve uzaya) , duygusal ve bedensel iyi beslenirse topluma yararlı; bunun tersi ise topluma zararlı olur. Bazen verilen korkudan iradesi devre dışı
kalabiliyor, zavallı durumuna düşebilen bir varlık da olabiliyor.

..........İnsan için özellikler saymakla bitmez. İnsanın mutlu olabilmesi için artık bir devletin bayrağı altında yaşamak mecburiyeti vardır. Ait olma zorunluluğu vardır. Bu ait olma yaşamına kolaylıklar getirirken, ruhsal acıları da beraber getirip mutlu olamama ihtimali vardır.

Devamını Oku
Halit Mehdigil

.......Öyle bir şey ki bilinmezlerim,yaşamımın karanlığının bekçisidir. Var oldu ğum dan beri beynimdeki potansiyeli bile bilemedim.

.......Az bilgilerle bir arpa boyu yol gidemedim. İnancım, duygularım, güvenim her şeyim beynimde saklı... Muhteşem varlığım beynimden yararlanmıyorum ki...

......Ne istersin erdem mi, para mı, mutluluk mu,duygu mu hepsi beynimde mevcut. Gel gör ki bilinmezlerim benim kollarımı boynuma bağlamış,ve okya nusa atmış. Kollarım boynuma bağlanınca başımı suyun üstüne çıkaramam ki...Lakin kollarımı açmanın da başımı suyun yüzüne çıkarmam da beynimde gizli.

Devamını Oku
Halit Mehdigil

..........Biz olmak.Bir aile,bir mahalle,bir köy,bir belde,bir şehir ve de topluca bir ülke ''Biz'' olabilirse mutludur,erdemlidir,güçlüdür,kuvvetlidir.

..........Dünyaya bakıyoruz 6 milyar insan yaşıyor. Altı milyar insanın çoğu kendi halinde barışı seçmiş gündelik yaşamını sürdürüyor.Yaşamı acımasız hale getiren bir avuç acımasız,insanfsız kapitalistler ve onların yapılandırdığı yöneticilerdir.

..........Dünya nimetlerini, kendileri üretmeden başkalarının ürettiklerini bir canavar gibi paylaşım savaşına giren duygusuz kapitalistler. Peki bu duygusuzluk, bu acımasızlık nereden geliyor. Dünyaya barışı getirecek, huzuru sağlayacak kimseler ancak ve ancak psikiyatristler ve psikologlar olacaktır.

Devamını Oku
Halit Mehdigil

...........Her doğan insanın içinde şu var:

Ben kendim annemin karnında büyüdüm,anne rahminden de doğum yolculu ğuna çıktım,dışarıya öncelikle kendi çabamla çıkmaya çalıştım ve nihayet çık mayı başardım öyle ise her şeyi ben başaracağım.

.......Zaten o, anne karnında mücadeleye başlamış.Var olmak 9 ay orada yaşamak, yaşayıp da dünyaya gelmek için mücadele vermiş. Bilinci yok diyoruz bunları nasıl başarır, diyoruz. ''Ana hücre'' adlı yazımda belirtmiştim. Belki de her vücudu yöneten muhtemelen (kuvvetle muhtemel) bir ana hücre vardır. Öncelikle canlılığı ayakta tutmak için, tehlikelerden korumak için her türlü tedbiri (otomatik) alan,hem bilinç kulvarındaki hem de canlılığı yürü ten otomatik sinir sistemi ve diğer hücreleri yöneten bir ana hücre... İşte be nim aklım bu ana hücrede... Vakti geldiğinde de dünyadan göçmek için tüm hücrelere ''Haydi göçüyoruz ''kararı veren bir ana hücre... Bu sadece benim düşündüğüm, ortaya attığım, hiç bir yerden okumadığım, alıntı yapmadığım öz be öz kendi teorim ANA HÜCRE...

Devamını Oku
Halit Mehdigil

.......Sözcü Gazetesi,27 Mayıs 2008 tarihli ilk sayfadaki haber, başlığını size
ileteyim:

''Damat bakire çıkmayan gelini ağzından vurdu''

........Haber Konya'dan geçilmiş. N.Ç gerdek gecesi B.Ç'nin bakire olmadı ğını öne sürmüş, tartışma çıkmış, silahının çekip karısını ağzından vurduktan sonra intihara kalkıştı. İkisinin de durumu kritik...

Devamını Oku
Halit Mehdigil

.........İlkokula (kayıtsız) başladığım günü, koltuğumun altındaki 1 liralık alfabeyi, Düzensiz defterimi,eleştirilen yazılarımı, 1925'te eğitim ve öğretime başlayan okulumuzun ikinci binasının yanması sonucu, köy damındaki karanlık odada bazen üç bazen dört kişi ile oturduğumu; hele bir kış günü
akrabam Ömer Özer'in evine öğlen yemeğine gidişimizdeki gazete okuyuşumu ve şimdi doksan yaşlarına doğru ilerleyen Ömer Özer'den aferin alışımı, o günden beri de okumayı bırakmadığımı size bu uzun tümce ile anlatıverdim.

.......Çocukluğumdan beri içimde olan bir şeyi paylaşmak istiyorum.''Kendim olmak'' Ne yazık ki kendim olmaya izin vermeyenler çok oldu. Çocukluk ve gençlik yıllarımda zaman zaman ablukaya alındığım zamanlar oldu. O anlar
kendimi hapishanede ve esaret zincirlerinde hissettim.Bana empoze edilen davranış ve düşünce iletimlerimde istemediğim şeyleri yaptığımda acı çeki-
yordum.Bu istemediğim şeyleri yapmak büyüdükçe azaldı noktacık haline

Devamını Oku
Halit Mehdigil

-Hani bir yazarcağıza karaladıklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nün verdim ya...
-Benim adım Kırmızı,
-Benim adım Zeytin,
-Benim adım Kelebek,
-Benim adım Şekûre
-Benim adım Ester(1)

Devamını Oku
Halit Mehdigil

..........Dünya kurulalı beri kullanılabilir, hazır üretilmiş kaynakların paylaşımının
kavgasını yaşadı hep. Yaşamaya devam ediyor.

...........Paylaşımdan fazla alan mevkiler (mevki diyorum çünkü toplum karşı sında sahte ya da gerçek nitelikli olmak) hep arslan payını alırlar ve alışmış lardır; acımasızlardır. Bunlara bu yazımda BEN'LER diyeceğim. Bir alt mev kiler daha biraz daha az alanlardır bunlara SEN'LER,topluca çalışıp kaza nan işleri üst düzey memurluk ve ayrıcalıklı işçilik olanlar SİZLER ve üretime katkıda bulunan, didinip de bedenini perişan eden en alt düzeydeki işçi ve köylülüler(Dünya lokomotifi) ve kasıtlı olarak iş verilmeyenler ONLAR...

.....ONLAR'ın bilgi peşinden koşmaması,bilimsel düşünememeleri; beyni ihmal edip bedensel ve karşılığı çok az duruşları sömürünün baş suçlusu durlar. Suçlarını asla öğrenemeden yaşam acısı çeke çeke veda ederler dünyaya nesillerini bırakarak.

Devamını Oku
Halit Mehdigil

........Ömürde elli yıla iki adım kalırken gördüm ki yaşamda bizden çalınan, bizden saklanan çok önemli bir şey var. Siz hiç köksüz bir ağacın,temelsiz binanın ayakta duracağını sanıyor musunuz?

.......Cumhuriyetimizi 1946'dan bu yana bir güruh abluka altına aldı. üç beş tane zayıf kökle filiz ol, fidan ol, ağaç ol dedi o güruh. Türkiye halkının güçlü, köklü yetişmesi o güruhun gırtlağını sıkmak, nefessiz bırakmaktı. O güruh hala bizi yönetiyor. Irkını, dilini ve saklıdaki dinini, özünü, emellerini yaşaya rak az olan kelle sayısından dolayı türlü entrikalarla Türk halkının değerleri ne, güya kraldan çok kralcı kesilerek, içini boşaltarak, işe yaramaz yaparak,
hep kendine yönetme erki sağladı. Uzaktaki emellerinin özlemiyle yandı, tutuştu.

........Şunu belirtmeliyim. İnsanların din,dil,ırk,renk vs ayrımlarına karşıyım. Ay nı zamanda herkesin dini, dili, ırkı, rengi kendisine güzeldir kimseninki üstün dür diye gündeme getirilemez, ben bu düşünceleri benimsiyorum. Yaşamın en kötü yanı sinsilik...Bir emel uğruna insanları, toplumu yanıltmak, yüzeyde kraldan çok kralcı gözükmek, insanların ayağının altındaki halıyı çekmek! Bir de ayağının altından halı çekilecek kadar acınası hale gelmek, sinsilikleri his setmeyecek kadar avanak ve duygusuz olmak! Bunlar çok acı.

Devamını Oku
Halit Mehdigil

.........Hormonlu domatesleri sever misiniz, katiyen! Siz ille de doğada orga nik domates yemek istersiniz. Şöyle; genlerine, kişiliğine dokunulmamış ba şı dik, alnı açık domatesler.

.........1982 yılı idi. Adana/Karaisalı/ Çevlik Köyü ile Kızıldağ yaylası arasında küçük bir vadide yol kenarında Çevlik Köyü sakinlerinin, başında derme çatma kulü beleri olan bahçelerinde yetiştirdiği domateslerin dilimleri şimdi gözümün önünde, doğal damağıma doğal domateslerin değişi...Sevgili köylüm:

''Hocam bizim domateslerimiz öyle çarşı domatesi değil ettir,et!
Tattığım zamn yüzüme bakıp:

Devamını Oku