YILDIZ ŞİİRLERİ

YILDIZ ŞİİRLERİ

İbrahim Halil Seven

Bir uyku gibi gerçek,
Bin rüya gibi yalan,
Gözünü rüyadan çek,
Nasıl görünür insan?

Sabah gibi aydınlık,
Bin akşam gibi akşam.
..

Devamını Oku
Tahir Ün

Fırtınaya tutulan gemilerdik denizde,
Sevdalarımız boyuydu dalgalar.
Sığınacak limanlar bulamadık,
Sığ sular aradık kendimize.

Bir kırmızı martı geçti üstümüzden,
Savrulan bulutlarda yitip gitti.
..

Devamını Oku
Şerafettin Yıldız

Matamatik Dersi / Anı

Sene bin dokuz yüz atmış altı ve atmış yedi öğrenim dönemi yeni başlamış.
köyümüz ilkokulunun kuzeye bakan sınıfı ortadan sunta ile ikiye bölünmüş girişte ki bölümde dört ve beşinci sınıflar ders görmekte ortada bir teneke odun sobası yanında yakacak birkaç çalı herkes gelirken evinden bir çalı getirirdi ikinci bölümde ise üçüncü sınıflar ders görüyor
dört ve beşinci sınıfları birlikte yeni gelen öğretmenimiz Ahmet Aynur… üçüncü sınıfları ise önceki yılda olduğu gibi okul müdürümüz Allah rahmet eylesin… Durmuş Aksu …hocamız okutmakta …
öğretmenimiz Ahmet bey dördüncü sınıfa yani bizim sınıf matamatik dersindeyiz ve bir problem verdi sonuç hepsi yanlış tekrar yapılacak tekrar yapıyoruz sonuç aynı ceza Kaz yürüyüşü ve tenefüs yok tekrar yapıyoruz sonuç aynı sıradan birer cetvel sopa cezası ben ama benimki doğru diyorum nafile tekrar yapıyoruz sonuç yine aynı ben yine benimki doğru diyorum öğretmenimiz sen ne kadar inatsın böyle diyor ben evet doğru diyorum eh tekme tokat yerlerdeyim hocam hırsını alınca bir bakıyor parmağındaki yüzük yok yenide evli kendisi haydi bakalım koca sınıf alt üst ama yüzük kırılmış düşmüş yarısı var diğer yarısını bulamadık dönüyor bana git diyor Durmuş hocana iki talebe alıp gelsin gidiyorum üçüncü sınıfın kapısını tak, tak gir sesi giriyorum ama konuşmak ne mümkün hocam soruyor ne oldu Şeref ben iki göz iki çeşme Durmuş bey oğlum ne oldu diyor öğretmenim iki arkadaşla sizi istiyor niçin problem sordu bilemedik sende mi diyor ben bildim diyorum hocam yanlış diyor dönüyor sınıfa kim gelecek benle bütün sınıfın elleri havada..Cihat Yıldız ve Yaşar Koca siz gelin diyor dönüyoruz dördüncü sınıfa ben yerime oturuyorum defterler kapatılıyor Cihat ve Yaşar dönün tahtaya ve sırt sırta işlem tamam bize alkışlayın bakalım arkadaşlarınızı alkıştan sonra ben yine benimkide doğru hocam diyorum
Ahmet bey ya sen ne kadar inatsın akıllanmadın mı hala diyor ve Durmuş bey yanıma geliyor kay biraz öteye bakıyor benim deftere dört defa yapılmış sağlamaları ile beraber sonuç aynı ve dönüyor Ahmet bey çocuk haklı diyor Ahmet beyde bakıyor dönüyor haklısınız hocam özür dilerim diyor…Nur içinde yat… Durmuş hocam…. Ellerinden öpüyorum Ahmet hocam…Allaha emanet olunuz…saygılarımla….
..

Devamını Oku
Pınar İlhan

Yüreğim hâlâ sen diye atıyor,
Uçuşunca anılar dört bir yanımda,
Yıldız yıldız parlıyor gözyaşlarım
Güz fırtınasının ortasında.
Sana o kadar yakın olup
Yüreğinin uzağına düşmek...
Acıyor içim.
..

Devamını Oku
İlknur Er

Hava çoktan kararmış
Sen gecenin içinde parlıyorsun yıldız yıldız
Gözlerin en masum bakışlarını takınmış
Bir kadeh
İki yudum
Biri senden biri benden
Yaşlar süzüldü gözlerinden hüzün değildi
..

Devamını Oku
Filiz Angay

Sevgi listesi koyduk adını
bu liste bir dekor oluşturdu
yıldız bağına dair
mum, ruhlara dolan yıldız misali
yürekleri aydınlattı
tango, yıldızlara değmek üzere harekete geçiren ezginin
nefesi oldu
..

Devamını Oku
Özkan Yazgan

Beyaz, bembeyaz kristaller
Yıldız, yıldız
Salına salına buluştular
Toprak anayla.
Ağardı ananın saçları
Bürüdü karlar ağaçları
Taç oldu,
..

Devamını Oku
Timur İlikan

Yokluktan varlığa çıkış
Koca evren nakış nakış
Dönüyor dünya hep yaz kış
Hayranlığım yaratana

Doğan yıldız, ölen yıldız
Parlar her yer yaldız yaldız
..

Devamını Oku
Emine Usta

Gülmek seninle,
Seninle olmak,
Masmavi denizlere
Açılmak kadar güzel
Sonu belirsiz bir yolda
Yürürken umutsuzca
Düzlüğe çıkmak kadar güzel
..

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Batı tarafında, gökte, akşamleyin
ışıldar bir yıldız pırıl pırıl ve şirin!

Çevresinde yalnız bir deniz, masmavi,
dünyaya bakar akşam vakti!

Barındırır bir parça ela gözü ışığında
..

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Yollarını ve ellerini benden ayıran coşkun denizler gibi, ağladıkça büyüyecek dalgalanışım bende olmadığın her güne.
Kutsanmış özlemlerimden sana dair damlalar yaşayacaksın. Birini sevmek ölümcül bir mikrop gibi algıladığım dalgalarındayım.
Eskiz serüvenlerim bitik anlatılarda, esrik bir yenilik öncesinde kabuk değiştiren yılanların yıllarımı ısırdı. Tüm güncelerim zehrinden kıskaçlarını zorluyor zamanın.
Ayrılık krallığımın tahtından indirdin. Egzotik ülkelere gönderdin,efsuni ve tütsülü bekleyişler içre saklandım, bekledim ne sen ne de sırların belirdi. Arınma kolonilerine gelen son Cenevizli olarak ruhunun baharatını aradım egzotik kaçışlarının soncularından.
Kavuşma yeliyle gelip, musonlarında kalacaktık altı ay gecen altı ay gündüzün olarak Uzakdoğu’nun ılgamışlarında gılmanın olarak yaşamak istemeyi heceliyorum
Gidiş atomunun düştüğü sevda kentinde, sensizliğin yeniden tozları arasında büyüyen Nagazakili bir yaralıyım.
Çoğalmış aşamaların gülücük sonralarına sonlarımın gölgesi uzar,sen gelmezsin uzar uzar üzüntülerim.
..

Devamını Oku
Yusuf Kartoz

Hangi hatamın kurbanı olup sana öğlesine tutuldum,
Yıllar geçsede için için yanıp,seni hite çözemedim,
Bilgeler her şeyin yedeği olmalı; bir sana bağlandım,
Keşen senden başka dünya olacağını düşünemedim,
Nasıl bir yazılımla beni esir ettinki; halada silemedim.
Kayan yıldız gibi aniden kaybolup giddin; mutlumusun?

..

Devamını Oku
Haşim Koç

Güzelliği hayalimde
Sesi kulağımdan
Karakteri benliğimden
Gitmiyor gitmiyor gitmiyor
Her anımda sen varsın
Sevgili Yıldız Tezcan

..

Devamını Oku
Abdullah Bedeloğlu

Güneş ve Yıldız

O bir Güneş’ti.
Çıplak ve aydınlık
Yadsınamaz büsbütün göze çarpan.
Biraz düşününce hemen anlaşılan.
Uzak diyarlarda yaşayan sevgili bir insan ruhu.
..

Devamını Oku
Yusuf Tuna

Gök yüzünde yıldız çoktur ama,
Sen içinde bir tanesin sevdiğim.
Yerde cemalin ışık verir bana,
Sen içinde bir tanesin sevdiğim.

Sanki bal misali tatlıdır dilin,
Gönlümü kuşatır senin ahvalin.
..

Devamını Oku
Şifa Şeyda Dinler

Hasretim varlığına..ellerinin dokunuşuna..gözlerinin bakışına..rengarenk çiçekler açardı bakışların bakışlarım ile buluşunca..hüzün bulutları uğramazken varlığında..o bulutlardan yağmurlar karlar düşüyor şimdi yanaklarıma..dudaklarım tesbih tesbih hasretini çekiyor..geceme soğuk duvarlar düşüyor..yıldız da kaymıyor ki bir dilek tutayım bitsin diye hasretin..tuhaf tuhaf özlüyorum seni işte..hasretinden ölüyorum işte..ölüyorum..

6 Nisan 2013
..

Devamını Oku
Filiz Yılmaz

Bir gün batımı var, bugün ellerimde...
Bir kucak dolusu hüzünle...
Neyi anlatmaya çalışıyorum...
Benden farklı bir zamanda...
Başka bir kuşağa ait olan...
Ne farkı var bugünden yarına...
Benim için davetsiz misafir oluşunun...
..

Devamını Oku
Özlem Onal

İçimde bir hüzün var,ismini koyamadığım
Beklide korkularımdı kaçtığım
Kendime bile susar oldum,ah
Sen bana bakma yıldız gözlüm

İçimde bir hüzün var,ismini koyamadığım
Beklide bildiklerimdi korkularım
..

Devamını Oku
İbrahim Ünlü

ELVEDANIN KARAYA VURMUŞLUĞU

RUKİYEM

Sen rukiyem / Anormal sevgilerin apalak memelisi / Ve arabesk konuşmuşluğu değildin hiçbir zaman puştluğun / Sen rukiyem / Arızalı günlerde / Acınmışlığa armağan edilen / Aritmik şarkıların söylenmişliği de değilsin / Ayrılığa dair… / Sen arsız zamanların ardışık elvedalarından birisin! / Hatırlar mısın? / Kaç kez suçüstü yakaladı aşk bizi? / Rukiyem başımız sağ olsun / Hatıralar vefat etti.

Gecelerim fakirdi yıldızdan yana / Aslında yıldızlar sen giderken düştü suya / Tam iki mevsim bekledim elveda durağında / Rukiyem iki gözün yeterdi şiiri kullanışlı yapmaya! / Şimdi melankoli ezberlemekteyim / İkindi sağanaklarıyla yıkanmış, / Kısa devreli hüzünleri çekmekteyim. / Unutulanları hatırlamaktayım şimdi. / Başımız sağ olsun / Aşkımız vefat etti.
..

Devamını Oku
Olgun Ekinci

……… Saat başı uyanırdın sobalı bir evin isli puslu ağırlığında ve üstü açıldı mı diye merak ederdin, futbol topuyla uyuyan küçücük delikanlını… Onunla uyur, onunla üşür, onunla ısınır, onunla kurardın bütün hayatını, düşünce ve geleceğe dair hayallerini geceden sabaha ve YAL’nız bir OVa’da…

……… Ezgi de ‘’sevgi kuşun kanadında der, ama hangi anne sevgiyi sadece kanadında taşır, sarıldığında elleri, yaslandığında göğsü, öptüğünde dudakları değil midir sevgi bir annenin? O hastalandığında parçalanan yüreğindedir, sesindedir, öyle aralar öyle açar ki tüm kapıları sevgi sesiyle, kışı bahar olur çocuğun, ama tanımlayamaz çocuk kalbiyle… İşte o an sarılır çocuk ve bir daha asla unutamayacağı o en kutsal anne kokusunu içine çeker, komşu bir kadının kokusunu benzetip ‘’annem gibi kokuyorsun’’ diye onun kollarını öper… Her anne çocuğunun ilk aşkıdır ve bu yüzden ‘’her kadın aşık olduğu erkeği doğurur’’ sevgili… Ve o koşar, oynarken düştüğünde dizi acıyan, kanayan annedir aslında aşktır o an içini acıtan annenin…O aşkla öptüğünde acılar sıfırlanır, her dokunuşu, her öpüşü aşkla, sevgiyle ve de kutsal olduğundan….

……… Ve bozkırın ayazında atkısını, eldivenini giydirmek değildir onu ısıtan, gözlerinin yakıcı deltasına hapsetmek ve her bakışında üşümesin diye sarıp sarmalamaktır anne gözleriyle… Gamzelerinde biriktirdiği onlarca yıldız, sevgi sağanağına döner sarmalarken ve yıldız yıldız dokunur yanağından yanağına, aşk olur o onlarca yıldız ve gökyüzüne kayar anne kokusuyla… Fenerbahçe futbol seçmelerinde ‘’oğlum kazandı, oğlum kazandı’’ sesine sevinç gözyaşlarını eklemek ve uzaklardan telefonla paylaşmanın sesidir aşk bir oğula… İnsanların özel arabalarıyla çocuklarını taşıdığı antrenmana, karda, kışta elini tutarak belediye otobüsü, minibüsle götürmek ve sahada yaptığı hareketleri izlemek, o anda göz göze gelmektir aşk bir anneden oğla…

……… Tren istasyonu raylarının üzerinden geçerek, sabahın erken saatlerinde, gireceği üniversite sınavına onu yetiştirmek, sabırla beklemek ve güzel geçtiğini duyunca kına gecesi mutluluğunu gözleriyle yaşamaktır aşk… İşte o mutluluğun geleceği için kendisine ait olmayan, kendi seçmediği hayatlarda rol almak ve sırf onun için o hayata katlanmak ve yaşamaktır aşk… Kazanılan okul yakın bir kentte dahi olsa ilk gidişin ardından günlerce ağlamak, köşe bucak gözyaşlarını silmek ve o geleceğinde en sevdiği yemekleri yapmaktır aşk… Üstelik lisenin bir bölümünü annenin de okuduğu o kentte günlerce dolaşıp, tabanlar şişene kadar kalacak yer aramak, sonunda mütevazı bir yurt bulmak, gözü arkada kalmamak ama hüzün gözlerine gözyaşlarını eklemek, beni de 1977 yılı Ekim’ine Sirkeci Alemdar otele götürecekti sevgili… Ağladığını hiç söylemeyen annem de ağlamış mıydı acaba diye?
..

Devamını Oku