Dalları kırılmış, devrik bir ülke mevsimindeyim
Sırılsıklam bir Akdeniz’de
Dem vaktindeyim
Bir cebimde sıcak ekmek buğusu gibi
Türküler, ağıtlar, marşlar
Böyle gitmek de varmış, böyle gitmek kaderden
Sessiz çığlıklarımda, kelamlar tüketerek
Bu bir ayrılık değil, sarsılıştır derinden
Yürüyorum elbette, fakat tökezleyerek
Sen ki billur su idin, sen ki vaha ömrüme
Denize attığım her oltanın ucunda kendimi yakalıyorum
Önce alnımdan geçiyor, aklıma gelen
Sonra gözlerimde patlıyor güneş tutulması
Şilep dolusu susuyorum
Bin dokuz yüz yetmiş ikiden beri
Dizlerimdeki derman şahit olsun ki
Kendimde değildim
Sende olduğum kadar Leylâ
Dudaklarındaki hüzne gömüp serçe parmağımı
Bir mevsim tükettim, gözyaşlarını anlatacak bir teşbih uğruna
Hava soğudu
Düşümde rüzgâr
İşgalci bir ülke gibi esiyor saçlarından
Ağaç dallarında mahzun ve mahcup bir kedi
Kör bir turna göz kapaklarını açıyor uzaktan
Ve yüksek tansiyonlu melodiler dolaşıyor patika yollardan
Şüphesiz ki sürüyor, ta ervah-ı ezelden
Ahir zamana kadar, âdemin muhtaçlığı
Hiçliğin ramağında, bir şey kalmadı benden
Şem harında dağladım, ruhumdaki açlığı
Ey baston! Yâren olma, elime ayağıma
Adına ölüm denen, vuslat girsin bağıma
I.
/ Oysa akdimiz vardı, cümle âlem içinde
Âlem elin içinde, el âlemin içinde /
İçimde serseri kırlangıçlar
Her yağmur damlasına kafa atıyorlar
Tuz ve buz
Beyaz değil
Şeffaf değil




-
Rukiye Küçük
Tüm Yorumlar/ Bana '' Gel de, geleyim '' derdin
Sana '' Git '' deseydim de, gelmekti derdin /
:)))))