Polisim
Başım darda işim zorda
Gözlerim arar polisi
Cadde sokak, hatta kırda
Gözlerim arar polisi
YÜRÜ GÜZEL
Yürü güzel yürü,sevemem seni
Yüreğim yaralı yaram derinde
Mevla’m bir od ile yaktı çıramı
Şevval aylarının ilk seherinde
BİZİM
Sevgidir bizim yolumuz
Sevda aşılı dalımız
Mor açar gonca gülümüz
Kokmayan koklasın bizi
23 Nisan Bayramındaki Suriyeli
Çalıştığım Kilisin sınır köylerindendi. Bu bölgede Suriyeli misafirleri görmek olağan bir olaydı. Çünkü akrabalar arasında hala güçlü bağlar vardı.23 Nisan Ulusal Eğemenlik Bayramını o yıl yazdığım bir sikecle süslemiş ve köyün dikkatini çekmeyi başarmıştım. Çocukların sevincine ve bayramın coşkusuna kapılarak konuşmamı kesintisiz sürdürüyordum. O arada gözüme Suriyeli bir misafir takıldı istemeden bir müddet baktım ve yine bayram törenine döndüm. Tören bittiğinde vatandaşlar duyğularını dile getirerek ayrılıyorlardı. Yanıma yaklaşan Suriyeli elini uzatarak
-Şükran Mualim efendi
- Teşkkürler efendim
- Ben Türkmen aşiretinden Musa Fayat
-Sağolunuz beğendinizmi?
Güller İrem bahcelerinin kırlarında, çayırlarda, gezip dururlarmış. Ne toprakla didişir,ne çakılla cebelleşirlermiş.Şarkılar söyler, letafetlerini sergiler ve mutlu şekilde yaşarlarmış. Bir gün aralarında güzelik yarışması düzenlemeye kara verirler ve yarışı başlatırlar. Mor güller kokusunu, sarı güller şarkısını, kırmızı güller de öyküsünü sergilerler.. sergilerler sergilemeye ama, ne kırmızı gülün bülbül, aşkı ne sarı gülün gönülerdeki köşkü tatmin etmez jüriyi son yarışmacı zemheri gülü girer ve kokularını salar. Oradakiler öyle bir etkilenir, öyle bir etkilenirki,.Pembe gülün yanakları heycandan kızarır, beyaz gül şaşkınlıktan kirec gibi bembeyaz kesilir ve gonca gülde açmadan öylece hareketsiz bekler. Jüri başkanı. Aslında senin hiç kokun yok, bunu nereden aldın diye sorar. Kaçamak cevaplarla jüriyi inandıramıyan zemheri gülü sonunda gerceği itiraf ederek ANNEM den der. Kokunun etkisiyle kendinden geçen jüri, anne gülü bulmaya karar verir. Mekanına gittiklerinde kokusuz kalan
anne gül yeni kokular bulmak için toprağın derinliklerine daldığını öğrenirlerler. Bu güzel kokunun hasretine dayanamayan güllerde damarlarını toprağın derinliklerine salmaya karar verirler ve oğünden sonra mekanları toprak olur.Anne kokusu için toprağa girmeyi dahi göze alan güllerde, anneler tarafından kutsallaştırılarak türkülerde hasretin, öykülere cennetin ve şarkılarda muhabetin sembolü olarak yıllarca söyleyip durmuşlardır.
Ana dolu efsaneleri ismli eserimden alınmıştır
Yıldırım Öğretmen
Gülleri değilsede, güleryüzlü insanların bol olduğu Gaziantep'ten sevgiler ve selamlar
FATİHA OLSUN
Sevgimden bir parça durursa hala
Ne olur bırak ta ilacım olsun,
Gözlerin kayarsa geçmiş yıllara
Söyle de,ümidim hayalim olsun.
ZOR OLUR
Sen bir derya oldun ben ise deniz
Sularım girdapta akmıyor sensiz
Güzele güzellik kalmaz ki sonsuz
Dört mevsim içinde bahar gibisin
Zar kaldı
Anıları kadehlerle paylaştım
Dökülmeyen göz yaşlarım kar kaldı
Mey tükendi meyhoş olan alemde
Alem güldü, gülden bana har kaldı
FELEĞE KAHIR
Beni sevdalara salan ey güzel
Sen ömründe sevdalara yandın mı?
Başkasına yar olunca cananın
Boyun büküp hülyalara daldın mı?
Dost derim benzemen dosta ahbaba
Müneccim kesilin nedir? bu çaba
Hani önemsizdi? din mezhep tebba
Tehcir yalanının eli Avrupa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!