Ey yeşil ölüm, bulanık kuyu, irinli zindanım,
Yıkacağım o yosunlu, zehir saçan yuvanı,
Vakit dolacak, silinecek namın,
Ben seni, hiç aklımdan çıkarır mıyım?
*
Şafakta uyanıp, pis suları yudumlayıp, sazlık böcekleri yutarak beslenen marazımız,
Ovaları aşıp, nehirlerden geçerken serüvenimiz,
Cırtlak bir sesle inlemeye başladı, kemikleri ve eklemleri sızlayarak,
Kâr etmedi ova rüzgarı o bahtsıza, bulandı şuuru,
Beş adım mesafeden, başladı yitirmeye aklını.
*
Sezdik, durumun sarpa sardığını,
Gezindi tepemizde, hastalığın gölgesi,
Serildi önümüze, dehşet duvarları,
Kavradık, bu yükle bitmeyecek bu sefer,
Terk ettik onu bir seher vakti, Menderes kıyısında,
Sürdük atımızı bozkıra, günü devirdik.
*
Güneş batınca, sazlıkların üzerine bir sis gibi,
Arttı iniltileri geride kalanın, duyulmaz oldu nefesi,
Biz kaçtıkça, o kanatlı ecel ordusu peşimizde,
Yapıştı yakamıza o nemli, o boğucu hava,
Kurtuluş yok sandık, bu cıvık topraklardan.
*
Titretiyor bedeni, o sinsi nöbetler ansızın,
Ateşler içinde yanarken, hayaller görür insan,
Dalar gider gözleri, ufuktaki o puslu çizgiye,
Sayıklar durur, geçmişin o tatlı günlerini,
Halbuki, çoktan çürümüştür ciğerleri, o rutubette.
*
İlaç çare olmazsa, hummanın kaynağını bulmaya,
Cepte ne varsa harcanıp, girişilir sinekler kovalanmaya,
Beden direnmeye çalışır, o sinsi zehre karşı,
Lakin, her ısırıkta biraz daha, tükenir takat,
Dönüşür rüyalar, kapkara bir kabusa.
*
Ne kaçış kurtarır ne de saklanmak, bu illetten,
Sızar en ince delikten içeri, o vızıldayan bela,
Çalar insanın ömründen o, en kıymetli seneleri,
Bir deri bir kemik kalır geriye, o gürbüz bedenden,
Söner gider hayatın, o canlı ışığı gözlerde.
*
Fırsatçı ise nemalanır her vakit ecele karşı, yoksullara okunmuş su satarak,
Doldurur kesesini, başkasının felaketi üzerinden,
Görmezden gelir, yaşanan o büyük dramı,
Kendi sırça köşkünde, keyif çatar utanmadan,
Düşünmez ki bir gün, o ateş kendi ocağına da düşer.
*
Çırpındıkça batar insan, o yapışkan çamura,
Uzattıkça elini, tutan olmaz o ıssızlıkta,
Yalnızlığın, o soğuk nefesi işler iliklere,
Teslim olur sonunda, o kaçınılmaz sona,
Karışır gider bedeni, o kokuşmuş toprağa.
*
Halbuki devasa uğraşlarla, o çamur deryasını yok etmek icap eder,
Kurutmak gerekir, o zehirli pınarı kökünden,
Ancak o vakit, biter bu asırlık çile,
Yeşerir yeniden umutlar, o kurak topraklarda,
Ve biter bu hazin, bu kederli hikaye.
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 16:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!