**Küçücük benliğimi,
sevgi dolu ummanında erit.
Beni kendinde kaybet ki,
ben demeyi unutayım,
hayatı sana göre yaşayayım.
..
Konfeksiyon İşletmelerine: Çift İğneciler, Overlokçular, Kalite Kontrolcüler, Ortacılar, 15-18 Arası Çıraklar, Ütücüler, Vs.. Diye Astığınız İlanlar Her Yerde! Siz İşletmeciler Personel Bulamazsınız.. Sizin Kadar İnsanı Köle Gibi Çalıştıran 15 dk. Dinlenmeyi Çok Gören, Saat 10-16 da 10ar dk Çay Paydosu Verip, Saat 13 de İse Yarım Saatlik Yemek Paydosuna Mahkum Edenlersiniz..!
..
ya bir gün geleceksin yada sensizlikte öleceğim diyordum ve bir gün bir gün ki seni nasıl görebildiysem nasıl bakabildiysem şuursuzca yüzüne.işte o günden sonra ben ben oldum damarlarım hissiz nefeslerim kuru çıkıyor,adını duyduğumda hışımla doğruluyor kendimi yiyorum,sen görsen bana acırdın kimbilir ama acı beni ben yaptı.sevmek seni uğrunda kendimi yemek beni ben yaptı işte netice sen yoksun bir başka ellerde ve ben işte sefil ve çirkef hoşça kal hoşçakal sevgiyle hesabım var seninle bir gün bi yerde bir kere aşk peşine düşmeye görsün yüreğim
..
Her şey iş olsun diye;
Yemek yemek iş olsun diye,
Çalışmak iş olsun diye,
İlişkiler iş olsun diye,
Yaşam bile iş olsun diye...
Ama aşk,
Ama sevda
..
Günde, üç öğün, yemek yemelere alışmışız,
Bu dünyada, sadece, dünya için çalışmışız,
Allah ve peygamberin uğruna, ne yapmışız,
Günde, üç öğün, yemek yemelere alışmışız,
İstediğin kadar güzel yaşa bir gün öleceksin,
..
Onur BİLGE
Işıl, dersi kaynatmak isteyen dalgacı öğrenciler gibidir. Fazla ciddi konular onu sıkar. Başlar şaklabanlık etmeye… Bundan acayip bir haz alır. Bu zamana kadar böyle gelmiş, böyle gider artık! Onu, olduğu gibi kabul etmekten başka çare yok. Çünkü normal de değil, anormal de… İkisinin arasında… Biri engellemezse, asla frenleyemez kendisini! Mutlaka birinin müdahalesi gerekir. Onun için Define’ye:
“Birlikte karar almıyor muydunuz, öyle şeyler için? ” diye sordu, Orçun. Konu değişsin istemiyor, Işıl’ı bertaraf etmeye çalışıyordu. O da biliyordu ki bir başladı mı susmak bilmezdi. Bütün işi gırgır şamata… Beş kuruş ver, açtır ağzını, on kuruş versen kapatamazsın!
“Hanım, egoistti. Hep kendisini ve rahatını düşünürdü. Başkalarına hava atmaktan başka derdi yoktu. Geçim derdi nedir, ondan da habersizdi. Her şeyin en iyisi, en güzeli, en moderni onun olmalıydı! En bakımlı olmayı, en iyi giyinmeyi isterdi. Yakışsa canım yanmaz! ” Yavaşça:
..
Onur BİLGE
Işıl, dersi kaynatmak isteyen dalgacı öğrenciler gibidir. Fazla ciddi konular onu sıkar. Başlar şaklabanlık etmeye… Bundan acayip bir haz alır. Bu zamana kadar böyle gelmiş, böyle gider artık! Onu, olduğu gibi kabul etmekten başka çare yok. Çünkü normal de değil, anormal de… İkisinin arasında… Biri engellemezse, asla frenleyemez kendisini! Mutlaka birinin müdahalesi gerekir. Onun için Define’ye:
“Birlikte karar almıyor muydunuz, öyle şeyler için? ” diye sordu, Orçun. Konu değişsin istemiyor, Işıl’ı bertaraf etmeye çalışıyordu. O da biliyordu ki bir başladı mı susmak bilmezdi. Bütün işi gırgır şamata… Beş kuruş ver, açtır ağzını, on kuruş versen kapatamazsın!
“Hanım, egoistti. Hep kendisini ve rahatını düşünürdü. Başkalarına hava atmaktan başka derdi yoktu. Geçim derdi nedir, ondan da habersizdi. Her şeyin en iyisi, en güzeli, en moderni onun olmalıydı! En bakımlı olmayı, en iyi giyinmeyi isterdi. Yakışsa canım yanmaz! ” Yavaşça:
..
Gecenin bir yarısı elimde bir bardak sıcak ça.H ava bulutlar nedeniyle kapalı Ve onların yüzünden dolunayı göremiyorum. Mehter marşı temposunda esen Bir rüzgar var dışarıda ve televizyonda da adını bilmediğim bir bruce willis Filmi. Tüm bunların arasında gözüm elimdeki bir bardak sıcak çaya Takılıyor.Çünkü hiçb irşey bir bardak sıcak çayın yerini tutmuyor. Artık Yalnızlığı şikayet etmiyorum karanlığa.Artık gecelere sövüp saymayıda Bıraktım.Kolumdaki saat her an gözlerimi görmekten kurtuldu.Cep Telefonumun tuşları rejim yapmaya başladı.Hergün altında oturduğum ağaca Konan kuşlar bıktılar artık yemen türküsünü dinlemekten. Her nefes Aldığımda bana can veren ve mutlu eden ciğerlerimdeki temiz hava Sirkülasyonu,muhittin abinin yağız atı,annamin ıspanaklı böreği,bugün
Ezerken gözüme ilişen taş gibi bir hatun... Hepsi cok güzel ama yinede Hiçbirşey bir bardak sıcak çayın yerini tutmuyor. Elimdeki bir bardak sıcak Çayı biirleri alaack diye çok korkuyorum.Üstelik 3 şekerli bir bardak sıcak Çayve ona refakat edsen, -hadi aramızda yabancı yok-daha açık konuşayım Askıntı olan bir dal sigara... bir yudum çay, bir fırt sigara,bir kutu asprin,bir Çay kaşığı karabiber,ve bir tana soyulmuş ben.Şimdi hepsini koy bir Tencereyeve hafif pembeleşinceye kadar pişir.Gör,bak,nasıl lezzetli bir Yemek olacak.Hani derler ya -yemede yanında yat.Ama yinede hiçbirşey bir Bardak sıcak çayın yerini tutmuyor. Az önce farkettimde bizim çay sigaraya Cilve yapıyor.Sigarada 3 şekerli çayıma yeşilleniyor hafiften iyimi? Birbirlerine çok manidar bakıyorlar.yani mercimeği fırına çoktan vermişlerde Mercimeği fırında unutmuşlar.Onlar bile birbirlerini buldularda bir ben yalnız Kaldım.Aslında bazen aşka özlem duymyor değilim.sağanak yağan Yağmurun altındasevgilimle el ele dolaşmayıdizlerine uzanıp gözlerinde Hapsaolmayı,aslında bazen çok istiyorum yeniden sevmeyi.Ama yiinede Hiçbirşey bir bardak sıcak çayın yerini tutmuyor... biliyormusun? ölülerin son Ödülü bir daha ölmemekmiş.bazen diyorum-ya ben öldüm mü? Ama hala Parmağımı kestiğimde acıyı hissedebiliyorum vbe acıyı hala Hissedebiliyosam demekki yaşıyorum.İyi ki de yaşıyorum.Hayat her şeye Rağmen çok güzel.DENİZE GİRMEK,DANS ETMEK,GÜLMEK, ISPANAKLI BÖREK YEMEK VE YENİDEN SEVMEK...
AMA
YİNEDE HİÇ BİRŞEY BİR BARDAK SICAK ÇAYIN YERİNİ TUTMUYOR
..
içim huzursuz.bir deniz gibi köpürmek istiyor düşünceler.birşeyler engel olup duruyor.kurşun atılıyor ürkek kuşların vücuduna kanatlarından tutuşuyor yıllar yıllar ustanın dediği gibi acımasız davranıyor bize.pullar biriktiyorum yapıştırılmak üzere zarflara gönderilmeyecek olan mektuplara.yıllarım yıllarım diye ağlamak geliyor içimden.bir çocuk geliyor aklıma ellerinde kalem yerine onüç ondört anahtar bir motor atölyesinde tabilot yemek önünde.yaşı daha ergene ermemiş,gözlerinde biraz da olsa umut.yollarda olan bir kamyoncunun gözleriydim bir okadar uykusuz ve yorgundum.yoldaydım,bütün dünya yı düşünürken sana geliyordum yüküm sevdaya satılıyordu.
..
YEMEK-1
Yetti artık bu domates
Çilek lagalugayı kes
Aşkın tadı kuru pilav
Ayrılık çok kuru bir ses
..
Bir açılım masalı tutturuldu gidiyor
Birisi de çok güzel şeyler olacak diyor
Beyim çoban biz koyun, sanki bizi güdüyor
Kendine gel kendine, biz, siz, onlar ne demek?
Açılım falan değil, bu düpedüz HALT YEMEK.
..
öptüm dudaklarından sigaramın filtresini, o zamanlar filtreler ve izmaritler anlamlı ve birbirlerine sevdalı, şarkılar rakılıydı, sofra bezi güncel olmayan gazetelerden olurdu, hep kadehin altıda denk gelen güzel bir kadın fotoğrafı vardı, ve genelde yemek yenen tabakların kenarlarına tokluğun külleri bırakılırdı, insanlar bu kadar yalan söylemez, verilen sözler yerlerinde sabit dururdu, çocukken bende yalan söylemezdim, şimdi yalan söylenmesi gereken bir zamana aitim, o yüzden toplumun içine dışlıyorum kendimi, benim çocukluğuma denk gelir o zamanlar sarhoşum ama net bir şekilde hatırlıyorum, sigaramın filtresine asılıyorum, bebekken gece ağlayarak uyanıp emdiğim anne memesi gibi, he bir de, yüzük meselesi var... aman neyse yahu ben bunları konuşmak için artık çok yaşlıyım... it oğlu it!
..
geçmişin dipsizinde soluk alıyo olmak belki..nedir bu başımdan, yanıbaşımdan dökülen damla türevleri..kan değil..duvarları sidik kokulu bi dört duvarın çerçevelediği ben..öyle ben ki..yosunlu bi geçmiş..ve yosunlu geçmişine format atma gayretinde gündüz uykuları..göz çapakları irin kıvamında..tiksiniyorum kendimden..avuçlarımda ufalanmış ekmek kırıntıları..yemek vakitlerinden arta kalan..ve zeytin çekirdeğindeki karanlık..topuklardan en yukarlara kadar kramplar..ve kamplar..acının doruğu..nasuh mahruki..
..
Hayvan insan gibidir, özel itina ister,
Suyu temiz olacak, sevgi ve saygı bekler…
Yatan bir kedi düşün, onu ürkütmemeli,
Saygı en önemli şey, incelik düşünmeli…
İçeri girmek ister, istediğinde girsin,
..
Tıpkı 6 yaşlarında bir kız çocuğunun restorantta kadınlarla beraber yemek yerken kendini büyük hissedip arkadaşlarıyla oynamasına benziyordu, yanıma gelmemen çocuk masada ama aklı arkadaşlarında. Ama dayanamayıp gider o çocuk arkadaşlarının yanına. Sen başkasındasın ama kalbin bende, aklın bende düşüncen bende. Sende geleceksin yanıma. Ama çoktan oyun bitmiş olacak.
..
Tatlı yemek yapmak, damağa hitap;
Tatlı kelam etmek, dimağa hitap! ..
..
Aklına heykel gelir herkese put deyince,
Yemek bile put olur o niyetle yeyince! ..
..
yemek dediğin
iki zeytin
bir dilim ekmek
açlığın
yazgıya dönüştürüldüğü dünyada
yemek yemeğe mide
bir de
..
Yemek yiyelim, dedik herkes tavuk yiyordu,
Kemikler tabaklarda, çöpe atılıyordu…
Koskoca yemek hane, tek düşünen şahıs yok,
Biz, ne kadar benciliz, herkes tıka basa tok…
Sokaklarda açlar var aç köpekler dolaşır,
..
Yan komşumuz göndermiş, ekmeğim çoktur dedim,
Israr etti ve verdi tamam, alırım, dedim…
Geçen de üst kat komşum, ısrarla ekmek verdi,
Neyse ev sahibimdir, şahsımız alıverdi…
Burada bu adet var, ekmeğim daima var,
..



