Açım aç
Getirdiğin tatlı
Kusturur beni ancak
Sıkı bir yemek lazım bana
Önce
Acil...
..
Günahı şirkten büyük, yalancı şahitliğin,
Kul hakkı yemek gibi nefsini dinlediğin…
Rab’bim bunu bilecek, affedilmeyeceksin,
Yalan söylememeli, bunları bilmelisin…
(1996)
..
Bilir misin pişmalıkların bir aynadaki halini?
Fark edebilir misin gözlerindeki ışıltıları?
Anlayabilir misin acami bir şairin içindeki tutkuyu?
Peki hak verebilir misin tüm bunlara?
Hak vermemek elde değil aslında dün öğle vakti potansiyelinden sonra...
Beyaz ama mat bir perdenin kırdığı ışıklarla yazıyorum tüm bunları,
Gözlerindeki ışıltılar kadar güzel olmasada...
..
Yukarıya tükürme bıyığın lekelenir
Aşağıya tükürsen sakalın var değil mi
Var garib sofrasına öğren aş nasıl yenir
Vallahi adalette yemek yemenin ilmi
..
Nasip olursa 1 lokma ekmek
Nasip olsun onu kâbede yemek
Nasip olmazsa ömre
Nasip olur kefensiz toprağa girmek
..
İrfan sahibiysen sus... Sabret ki muradın ardı sıra gelsin. Ümit; dağların eteğinde değil doruğundaki kara denirmiş. Öyle hemen erimezmiş. Dün aldığın nefes, bugün sana dönmezmiş ama aynı burun hep yerinde, aynı kalp ve ciğer hep yerinde durur... Kainatı dolaşsan baştan başa vefa, sahibinden öteye gitmezmiş... Sen eğer vefa sahibiysen, zillete başeğdirmezmiş sahip olduğun hasletlerin... Kiracı olduğun aşikar unutma... Hem bedende hem dünyada hemde yerleştiğin her kalpte... Bir gün pılını pırtını toplayıp ya sen gidermişsin, yada kapı önüne koyarlarmış.. Elin elinden ekmek yemek, ele mihnet etmekmiş.. Eğer elin varsa rızkını kendin koparabilmeliymişin.. Yada rızk sahibi önüne ne uzatırsa şükretmelisin.. Eğer Mevla sana iki ayak üstünede iki bacak verdiyse, üzerinde durmasını becermelisin.. Yoksa koltuk altlarına girmek isteyen çok değnekler olabilir... Dostlar mı? ? fazlası zararmış azı karar... Şükür senin hazinendir, şükredersen her kapı ardına kadar açılır... Ve en sevdiğin hep kendinmiş ve ne kadar kendini seversen o kadar uzaklaşırsın hatadan... Kimse kendini ateşe atmak istemez..
..
Çok kolaydır başkasının yaptığına kötü demek
Hatta daha kolaydır başkasının emeğini yemek
Bakmak vardır ama asil olan görmek
Biz hiç helva yemedik ki
..
Seninle beraber elele aynı EŞİK'ten atlamayı,
Bebeğimiz BEŞik'te büyürken,
Gözlerini gözlerime mühürleyip,
aynı KAŞIK'tan yemek yemeyi hayal ettim! !
..
Ucuz et,yetersiz malzemeyle,yapılan yemek;
Nasıl tatsız olursa,hayâtımız da o demek...
Ömrümüzün çorbası,hiç bir yara sağaltmadı;
Hebâ olup gitti,harcadığımız bunca emek...
..
Hadis takdir ediyor, otorite söylüyor,
Bakanlık açıklıyor, Rab’bimiz emrediyor…
Su koy kapı önüne biraz da yemek ayır,
Sevaptır bunları bil bu dinimizde vardır…
(2012)
..
Gül var iken elimde kuru dalı sevemem,
Şehirdeki çakala asla eyvallah demem,
Fırtına çıksa bile yanlış gemiye binmem,
Karıncayla gezerim, tilkiyle yemek yemem,
Allah’a yaslanmışım, kuldan bir şey istemem.
..
Berberden çıktığında saat henüz onbir olmuştu.Kapalı çarşıya beraber gideceği birini aramalıydı.Kuzeni çalışıyordu,sürekli beraber olduğu arkadaşlarından biriylede o gitmek istemiyordu.Çünkü farklı şeyler konuşup,farklı hazlar alacağı bir arkadaş istiyordu yanına.Mesela şöyle bir kaç aydır görüşemediği,hayatındaki gelişmeleri merak ettiği biri.
Biraz düşününce tam aradığı gibi birinin olduğunu buldu,Şerifi arıyacaktı.
Şerifle hastanede tanışmışlardı,ve o hastane ikisininde babasına mezar olmuştu. Hastanede refakatçi kalanların daha iyi anlayacağı o paylaşımcı ve yardım sever olma uğraşı,bu iki adamın yaşıt olmalarıyla kısa sürede samimi bir arkadaşlığa dönüşmüştü.Sonra haliyle farklı hayatlarda,farklı iş dallarında ve ayrı semtlerde yaşadıkları için görüşmeleri seyrelmiş fakat dostluklarını hep taze tutmaya çalışmışlardı.Şerif,Orhanın kimsenin bilmediği gizli sırdaşıydı,çünkü Şerifi,Orhanın etrafındaki insanların hiçbiri tanımıyordu,dolayısıyla onunla ters düşselerde kendisine ihanet etmesi söz konusu değildi.Aynı şey Şerif tarafından bakıldığı vakit Orhan içinde geçerliydi.Birbirlerinden dinledikleri olayların kahramanlarını sadece ismen tanıyorlardı.
Şerife telefon açıp vakti varsa kendisiyle biraz sohbet etmek,hemde bir şeyler yemek istediğini söylediğinde aslında Şerifinde böyle bir telefonu hayal ettiğini bilemezdi.Çok sevinmişti Şerif çünkü galiba dertliydi ve kimseye anlatamadığı bir dertti bu.''Fazla oyalanma hemen gel,Ulu Caminin orda bekliyorum'' demişti
devam edecek
..
Aşkınlık Aşırılık
Sözlükten “Aşkınlık” ve “Aşırılık” nedir, baktım; “Aşkınlık” için “Aşkın olma durumu” diyor! “Aşkın” ne ki? Ona da bakmam gerekti; “Aşkın: 1. sıfat Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş; 2. Benzerlerinden üstün; 3. Çok, fazla.”
“Aşırılık” için de “Aşırı olma durumu” diyor! “Aşırı” nedir ona bakmalıyım; “Aşırı: 1. sıfat Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın; 2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem; 3. Gereğinden fazla, çok; 4. zarf Ötede, ötesinde; 5. zarf Gereğinden fazla olarak, çokça”
Aşkınlık ve aşırılık konusunda kendi seçtiğim tanımla hareket etmek durumundayım! Yani “Aşkınlık: 3. Çok, fazla”; “Aşırılık: 5. zarf Gereğinden fazla olarak, çokça”! Yani aşkınlık ile aşırılık arasında “Gereği” farkı var! Demek ki gereğinden fazlası aşırılık gereği kadar fazlası aşkınlık! Bu “Gereğinden fazla” konusu önemli!
..
Sivri külah içinde azıcık
Uzattı elleri titreyerek
Kolay değildi elbet
Alınteriyle yoğrulmuş
Dondurmayı yemek.
..
115.
Mangaldaki köze gömülüp çıkartılan patlıcan bir poşete koyulup hava almayacak şekilde iki dakika kadar bekletilirse kolayca soyulur. Binboa Satsuma ılık Red Bull'la içildiğinde bir halta yaramaz. Krematoryumların tabanları fayanslarla döşeliymiş temiz görünsünler diye. Nabokov ve Soljenstin ve Grossman ve Pasternak'ın ortak noktaları nedir bilir misiniz? Bilmiyor musunuz? Ben biliyorum. Başka.. Başka bir sürü şey daha biliyorum. Hayatımı bilinebilecek her şeyi bilmeye adadım ben. Olur da günün birinde birileri bana bir şey sorar ben de pat diye cevap verir böylece bir işe yaramış olurum umuduyla ilaç prospektüslerine,nizamiye talimatnamelerine, buruşturulup fırlatılmış gazete kağıtlarına, ev aletleri kullanma kılavuzlarına, solaryum broşürlerine, el ilanlarına, duvar yazılarına, romanlara, ansiklopedilere, biyografilere, masal kitaplarına, gezi kitaplarına, yemek kitaplarına iştahla saldırdım.. Amazonlardaki bitki örtüsünden ve 17. yy. saray mutfağından ve Gütenberg'in bastığı ilk on kitaptan ve Rugby'nin kaç kişiyle oynandığından haberdarım. Kısıtlı malzemeyle nasıl bomba yapılır, çivi ne zamandan beri kullanılmaya başlamıştır, Buckhingam sarayının kaç odası vardır sorun hemen cevap verebilirim. Evet evet her boku bilen adam diye bir şey varsa işte o benim.. Ama tüm bunlarla uğraşırken bir şeye zaman bulamadım. İnsanlarla nasıl anlaşılır, insanlar birbirlerini nasıl idare edebilirler bir türlü öğrenemedim. Bildiklerim beni potansiyel bir bilgi yarışması telefon jokeri haline getirdi. Oysa ben bilinmeyen sorularda akla gelen adam olmak yerine okeye dördüncü olarak çağrılan adam olmayı ya da rakı masasına muhabbet için çağrılmayı isterdim. İnsanları çok ihmal ettim. Neyse ya şımarmayın sevgili insanlar olan olmuş bundan sonra hibir şey değişmez elbette. Bunu sonuna kadar okuduysanız eğer süratle unutun, çünkü yarın bana bu yazdıklarımdan bahsedip yaklaşmaya çalışan olursa aranızda sopayla kovalayabilirim. Şimdi sessizce dağılın..
..
Son zamanlarda - daha doğrusu son birkaç haftadır - bazı tv programlarına kulak misafiri oldum. Genelde tv ile aram pek iyi değildir. tv programlarının bu kadar yürekler acısı olduğunu daha iyi anladım. Hele gündüz kuşağındaki programlar! Allah düşman başına vermesin.
Her önüne gelen show yapar olmuş. Ya da sabah programı. Adı da “Bilmem Kim Show”. Ya da “Falancayla Sabah Sabah.” gibi. Program için bir ön hazırlık, araştırma, inceleme, prova gerekmiyor.(Birkaçını tenzih ederim.) Aklınıza gelen herkes show yapabilir. Ben, siz, o, herkes.
Program yapanların her biri tutabildiğini getiriyor stüdyoya. Örneğin, tesadüf bu ya(!) , albümü o gün piyasaya çıkmış bir sanatçı. Konuş konuş konuş. Daldan, doruktan....Fındık kabuğunu doldurmayacak konular.........Birkaç tane de şarkı, tamam işte. Alın size show, ya da sabah programı vs.
Sunucular – nasıl diyeyim - Allahlık! Bilgi, görgü, kültür, düzgün konuşma vs. aramayın hiç. Bozuk bir Türkçe, yanlış vurgular, yanlış mimikler. Hiç önemli değil bunlar.Ya cesur(!) bir manken olacaksınız, ya bir sansasyon yaratmış olacaksınız, ya da birkaç tane uyduruk şarkı içeren kasetiniz olacak. İşte bunlar yeterli, show yapmak için. Ya da bu iş gerekli başka şeyler var da, ben bilmiyorum.
..
Açlık denir adına yemek yenince unutulur
Yemek bulup yiyemeyince midede sancılar dolanır
Sinir sistemi kökten yıpranır
Çoğu insanlar bir lokma ekmek için yorulur
Kuruda olsa bulanlar sevinçten kurulur
Kahveden vaz geçtik çay açıkta olsa aranır
Çaydanlık çayı bulsa şeker gün be gün zamlanır
..
Gerekçe
“Bir söz ki, söylemesen de olur; söyleme! Bir iş ki, yapmasan da olur; yapma! ” Tagore
Evrende boşluk da israf da yok! Her şey, bir gerekçeye dair yaratılır! “Tercih”, gerekçenin ta kendisidir! “Uzay Geçmiş, Dünya An, Zerre Gelecek” yazımda, yaratışın “Tercih” ve “Gözlem” bağlantısını yazmıştım. Yani 3. Boyuta çıkan her şey, tercih edildiği noktadan “An” madde sahasına çıkar! Bu da “Gözlem” ile oluyor! “Kün” (Ol) , bir tercihe dair!
“Yemek için mi yaşarız, yoksa yaşamak için mi yeriz? ” Aristo
..
El oğlu,el kızıyla evlenir.
Bir ömür,bir yuvaya bağlanır..
Dırdır ile,mırmır ile beslenir.
Allah insanı yuvasız etmesin.
Çoluk çocuk rızık ile beslenir.
Yemek zamanı ana dillenir.
..
Kaç ölü kaç yaralı var, belli değil,
Dostların yemek yediği bir masaymış...
Muhabbetleri daha çok sürecekmiş,
İçki içip de, kavga başlamasaymış...
13.07.2007
www.ekremsama.com
..



