Yekta Güngör Özden, (d. 5 Haziran 1932, Niksar, Tokat) , Türk hukukçu, yazar ve şair.
Sivas bağlantılı, yargıç ve öğretmen ağırlıklı bir ailenin çocuğu olarak 5 Haziran 1932’de Tokat’ın Niksar ilçesinde doğmuştur. Babası öğretmen, annesi ev hanımı idi. Büyükbabası yargıç olarak 1925’te vefat etmiştir. Büyükdedesi ABD Başkanı Wilson’a kınama telgrafı çeken Niksar Redd-i İlhak Cemiyeti Başkanı, İstiklâl Madalyası sahibi ve önceki Belediye Başkanlarından Hacı Mahir Turhan’dır. Eşi emekli öğretmendir. Bir psikolog kızı, bir uzman hekim oğlu vardır.
Köşe Yazarlığı
Ulus, Barış, Ekspres gazetelerinde köşe yazarlığı yapmış, Cumhuriyet, Milliyet, Akşam, Bugün ve Yeni Adana gazeteleri, Forum, Yankı, Noterler Birliği, Abece, Yeni Adalet, Devinim, Hukukçu, Sanat Çevresi, Mülkiyeliler Birliği, SSK, İş Bankası, Düşün, Türksolu, Atatürkçü Düşünce dergileriyle birçok Baro dergisinde demeç ve yazıları, başta Varlık, Türk Dili, Çağdaş Türk Dili, Kemalist Ülkü, Antoloji, Söylem, Karşı, Aykırı Sanat, olmak üzere kimi sanat dergilerinde ve birçok antolojide şiirleri yayımlanmıştır.
1947’de Ülke gazetesi (Sivas) taşra muhabirliğinden sonraki yıllarda Devrim Gençliği ve Devrimci dergileri başta kimi yayın organlarında sekreterlik, yazı kurulu üyeliği, sorumlu müdürlüklerde bulunmuş, 1970’lerde Vatan gazetesini mahkeme kararıyla “güvenilir kişi” atanarak bir yıl yönetmiştir.
Çeşitli yerel dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanmaktadır: Gözlem (İzmir) , Mücadele (Aydın) , Sorgun Postası (Sorgun/Yozgat) , Ereğli (Konya Ereğlisi) , Devrim (Çorlu) , Tokat (İstanbul) , Tokat (Tokat) , Sarızeybek (İskenderun) , Ulusalses (İstanbul) , Yarın (İzmir) , Eko Enerji (Ankara) , Çağın Polisi (Ankara) , Tay (Karabük) , Terazi (Ankara) .
Eserleri
Dilek
Başveren Bir İnkılapçı
Taş Ayna
Atatürk için Şiirler
Bir Gün Belki
Tançiçeği
Atatürk’süz Yıllar
Sömürü
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!