Sonbaharın ışıldayan yaprakları ürperdikçe karanlıklarla savaşa giriyor yalnız kalmak isteyenler. Bulutlar yağmur dolu öfke savuruyor üstümüze. Güneş alın terimizin damlalarını kendine kurban seçiyor.
Her gün bayram etmiyor rahatlığına düşkün egoistler. Sevginin yüceliğini doğrudan Allah’a bağlayanlar yine de haklıdır. Balıkların yumurta dökme zamanı talihsiz Hazar’ın bulanık sularında dehşete dönüşüyor. Yük taşıyan vagonları sayarak matematik sınavına hazırlanan çocuk ara sıra gökyüzüne bakıp bulutların ardından koşmak istiyor…
Köyün serseri köpekleri tombul kasabın dedikodusunu yapıyor havlaya havlaya. Rüzgâr esttikçe irrasyonalitenin senfonisi unutuluyor.
Bugün geleceğe hamile...
Doğ(may)acak…
Ölü anılar serpilmiş sokaklara. Büyük küçük umut kıvılcımları süpürüyor kentin solup gitmekte olan ruhunu. Demiryolu raylarının kenarındaki otlar büyümeye korkuyor.
Oynadıkları top komşularının pahalı arabasına her çarptığında azarlanan, irkilip duran, söylenip duran, gökdelenler yüzünden güneşi 3–4 saat geç karşılayan gecekondu çocukları…
Hava, oksijen yetersizliğinden boğulmak üzere. Hamile kadınların karnındaki çocuklar bu dünyaya gelmemek için tekme atıyor…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!