Bu sabah,büyük bir gazetenin elektronik sayfasında okuduğum habere fazlası ile üzüldüm.
19 yaşında,üniversite eğitimi ümidi ile Ankara'ya gelmiş,pırıl pırıl bir genç kızımız,Bilkent Üniversitesi kavşağında,kendini bilmez bir sürücü tarafından sıkıştırılarak,direğe çarpmak sureti ile meydana gelen kaza da,direğin üzerine devrilmesi neticesinde,boynu kırılarak hayatını kaybetmiş.
Hürriyet Gazetesi,haber yorumlarında,yaza yaza bitiremediğim,yetkilileri sürekli önlem almaya davet ettiğim Eskişehir yolu,daha kaç cana malolacak.
Bu kazalar,babalarının parasını kendilerine kalkan yapmış,para sahibi olmanın kendilerini imtiyazlı sınıf sahibi yaptığını sanan,ailelerinin yeterli terbiye veremediği,görgüsüz,egoist ve hasta ruhlu kişiler yüzünden meydana geliyor.Bundan,yediğim ekmek kadar eminim.
Zira,aynı yolu ben de kullanıyor,her gün, bu tür kişilerin (İnsan diyemiyorum) birkaç tanesine muhakkak rastlıyorum.
Sahip oldukları güç dolayisi ile,bu tiplere polisin müdahale edemediği,ederse halk arasında sürgün olarak isimlendirilen, tayin korkusunu taşıdığı gibi,birtakım söylentiler olduğu sürece daha çok insanımızı kaybedeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Bunlar,kim oluyorlar da,insanların ölmesine sebep olmayı kendilerine bir hak olarak görüyorlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




12 Eylül Faşizmi Toplumsal duyarlılıklardan uzak,sadece kendisinin biyolojik ihtiyaçalarıyla meşgul olan bir gençlik hedeflememişmiydi...Size ne Devlet yönetmekten... gidin eğlenin sevişin dememişmiydi...İnat edenleri İşkencelerden , hapislerden çürütmemişmiydi...olacağı buydu... Kap-kaççı- maganda bir nesil yetişti...Birgün bize de çıkar mı böyle bir Ölüm diye bekleyeceğiz çaresiz...Vay benim Memleketim...
Günümüzün derdi, ciğerlerimizi kanatan yara... Yüreğinize sağlık böyle bir konuya parmak bastığınız için... Aslında hergün yazılıyor, feryat ediliyor ama kalp gözü olmayan, insan sevgisi taşımayan kulaklar sağır... Duymuyorlar... Duyana kadar inatla devam, canlara kıyılmasın...
Kim kime dum duma olmuş bu dünya.İnsan hayatı sudan ucuz gidiyor.Bir insan yetiştiriyor aile ...Hayalleri ipin ucuna serili.Yazık olmuş demekten başka çare var mı.Var var da tınlayan kim?
Bu yada buna benzer toplumsal olaylarda çevremde benden başka duyarlı kimseyi görmüyorum,kötü çirkin olaylar başıma geldiği içinmi hayır...mutsuz olduğum içinmi hayır...her işe burnumu sokma gibi bir huyum olduğu içinmi tabiki hayır...ben adaletsizlik ve haksızlıktan yanayım.Onun için herkesin hakettiği insanca yaşamı ve kurallara saygılı olmasını istiyorum.Tüm mücadelemde bu.Bu konuda desteğimi sonuna kadar vermeye hazırım.Fakat kendini bilmez cahil,eğitimsiz insanların yaptığı hata ve verdiği zarar vs sonucu haketmediği cezayı almadığında benim isyanım daha büyük oluyor.Ceza hukukumuz değişecek ve çok ağır cezalar getirilecek caydırıcı olması açısından.İnsan ölümü 3-5 yılla sınırlı olup tacize 20 yıl verilirse ben hukuk devletiyiz diyemem.Ölen genç kızımıza rahmet ailsine büyük büyük sabırlar diliyorum.Ateş düştüğü yeri yakar genç ölümlerde birde yakıp geçerki o yara hiç kapanmasz. Saygılarımla
SEVGİLİ ÜSTAT DÜŞÜNCELERİNE KATILIYOR,HAYATINI KAYBEDEN KIZIMIZA ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM EVET ANALAR BABALAR ARTIK AĞLAMASIN AMA NE YAPABİLİRİZ,SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ DOĞRULTUSUNDA YAPILACAK HERHANGİ BİR OLUŞUMDA SEVE SEVE GÖREV ALMAYA RAZIYIM,VE SİZİ BÖYLE BİR KONUYU BURAYA TAŞIDIĞINIZ İÇİN KUTLUYORUM,SAYGILARIMLA.....
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta