YAZ ŞİİRLERİ

YAZ ŞİİRLERİ

Mustafa Doğan Kuzgun

Canın sıkılıyorsa bir şiir yaz
Sakın utanma!
İlk göz göze geldiğin anı,
İlk kez seni seviyorum dediğini,
Ve ilk kez ayrıldığın anı hatırla.
İlk heyecan gelsin aklına
O heyecanı yaşa
..

Devamını Oku
Hikmet Taşbilek

Yaz yağmurlarına özenip geçer sandım,
Oysa dinmiyor bir türlü göz yaşlarım.
Yaşam hazana döndü, ama bitmedi umudum.

Hasretin de özense bu yaz yağmurlarına,
Aşk güneşi hemen doğsa tüm yakıcılığıyla,
Ayaz kokusu sarmış gönlümü, yaksa kavursa.
..

Devamını Oku
A. Esra Yalazan

Gazetelerin muhtelif eklerinde her sene ısrarla yayımlanan ‘yaz kitapları’ klişesini biliyorsunuz değil mi? Mantığını ve muhtemel alıcısını elbette anlayabiliyorum, lakin kitapların iklimlere göre tasnif edilmesinden pek hazzetmiyorum. Neden yaz kitapları illa ‘eğlenceli’ olmak zorundadır ve ‘eğlenceli’ olmanın ölçüsü nedir mesela? Üstelik de bu soruşturmaları genellikle yazarlarla ve yayınevlerinin ilgili editörleriyle yaparlar. Onlar da ciddi ciddi cevap verirler bu ‘anketlere’. K Dergisi‘nin bence fevkalade isabetli bir sloganı var. “Sizi kandırdılar. Edebiyat eğlencelidir.” Öyledir gerçekten ama anlaşılan kandırmaya devam ediyorlar, çünkü yaz kitaplarının özellikle ‘hafif’ bir neşesi olması da gerekiyor nedense.
Kolunuzu kaldırmaya mecalinizin kalmadığı rutubetli bir ortamda denizin üstündeki buğuyu seyre dalıp tembel kediler gibi kumların sıcak oyuklarına yerleşmişken, okaliptüs ağaçlarının altında hülyalara daldığınızda, karpuz peynir yerken kimse Karamazov Kardeşler‘i ya da Proust’un yataktaki ufak kımıltılarının ayrıntılarını sayfalarca tasvir ettiği romanlarını okumak istemiyor galiba. Halbuki ben ‘yüksek edebiyatın’ böyle zamanlarda insanı daha sıkı kucakladığına ve iz bıraktığına inanırım. Hayattan müsaade aldığınız o iki hafta içinde, mümkünse kaotik bir zihin kamaşmasından uzaklaşıp tanımadığınız ama merak ettiğiniz, sizi size edebiyatın değerleriyle anlatan, insan olmanın ıstırabını, hazzını, derinliğini bazen incelikli bazen basit ama keskin cümlelerle ifade eden daha eğlenceli bir yolculuk düşünemiyorum. Bu düşünme biçimi, şezlonglarda polisiye veya gazetecilerin çok sevdiği benim nefret ettiğim o tabirle ‘aşk romanları’ okumaya engel değil elbette. Ama neden yaz kitapları? Mesela siz hiç ‘sonbahar kitapları’ diye bir başlık gördünüz mü? Eğer edebiyatı mutlaka tasnif edeceksek bence olmalı, benim de ‘eğlenceli’ önerilerim var ama sonbaharda açıklayacağım. Yani bu ‘büyük fırsat’ için biraz daha beklemeniz gerekiyor. Gazetecilerden öğrendim, her haber mevsiminde güzelmiş.

Kitap en iyi tasarım...
Netice itibarıyla sonunda ben de bu modaya uydum ve kendime bir yaz kitabı edindim. İsmi, Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın. Hakikaten eğlenceli ve zihin açıcı, düşündüren bir kitap. Nietzsche’nin deyişiyle, neşeli bilgi varmış bu kitapta. Özellikle benim gibi kitap fetişi olduğu sanılan ama sadece yazıyı seven, kitapsız hayata devam edemeyen bütün ‘okuma bağımlılarının’ müthiş bir hazla okuyacağını düşündüm sayfaları merakla çevirirken. Kitabın beş bin yıllık tarihinde dramaturg ve sinemacı Jean-Claude Carriere ve semiyolog, yazar Umberto Eco’yla seyahat ederken uzun ve çok katmanlı bir rüyada dolaştım sanki. Avcı köpekler gibi nadir kitapların izini süren iki bibliyofilin, eski ve nadir kitap koleksiyoncularının hikâyeleriyle kitabın geleceğini geçmişin içinde görebilmek güzeldi. Akademik dilden bilerek uzak durmaları kitabın okunuşunu, üstünde yorum yapmayı ve en önemlisi insanın kitapla kurduğu o mahrem ilişki üzerine soru sordurmayı beceriyor. Bu söyleşiyi yöneten editör Tonnac, geçmişi konuşturma konusunda ne kadar ısrarlı olursa olalım, kütüphanelerimizde, müzelerimizde zamanın yok etmediği, edemediği eserleri bulacağımızı söyledikten sonra, kültürün, tam da her şey unutulduğunda geride kalan şey olduğunu hatırlatıyor. Eco’nun dediği gibi gelecekte kütüphane ve müze diye bir şey kalırsa tabii. Gelecekte internet olacak mı o da büyük bir muamma...
O kitabın beş yüz yıldır varlığını kabul ettirdiğini ve tıpkı çekiç, kaşık, tekerlek gibi ondan daha iyi bir tasarım yapılamayacağını düşünüyor. Ve onlara göre elektronik kitap ticari olarak kitabı hezimete uğratsa da, alışkanlıklarımızı değiştiremediği için kitabı tamamen yok edemeyecek.
Bu kitabı okurken iki edebiyat tutkunuyla lezzetli yemeklerle donatışmış zevkli bir yaz sofrasında sohbet eder gibi hissetmemin sebebi, o muazzam düşünsel serüvenin içinde birbirlerine çocuk saflığıyla sorular sormalarıydı sanırım. Carriere, “evinizde yangın çıktı,hangi eserleri kurtarırdınız” diyor. Eco’nun cevabı net: “Kitaplar hakkında o kadar iyi konuştuktan sonra, son otuz yılda yazdığım her şeyi ihtiva eden 250 gigabaytlık sabit belleğimi söküp alırdım, hâlâ imkânım varsa, eski kitaplarımdan birisini kurtarmaya çalışırdım.” Eco’nun bu cevabından da kolayca anlaşılacağı üzere onun gibi ‘hastalıklı’ bir kitap koleksiyoncusu bile yazı mevzubahis olduğunda bütün bencil yazarlar gibi geleceğe kalabilmek için yangında, önce kendi kitabını kurtarmak istiyor.
..

Devamını Oku
A. Esra Yalazan

Dudaklarını hafifçe ısırarak tebessüm eden ay, nehrin gümüşi ışığında saçlarını kınayla tarayan mahcup bir kız misali ışıldarken hayatın birbirine benzemeyen veçhelerinden kendime kocaman bir buket yapıyorum. Rastgele seçtiğim bir ânın etrafında sükûnetle hiç acele etmeden dolaşıyorum. Arzuların, hüznün, korkuların, pişmanlığın en saf haline dönmenin imkânsızlığı canımı acıtmıyor nedense, tam tersine ruhumu daha iyimser kılıyor. Geniş bir bahçenin ortasında yüzükoyun yatıp tül yaprakların titreyişini izlerken görüyorum kendimi. Geçmişin kuyusundan seçtiğim anlarla hayallerimi buluşturup onlardan yeni hatıralar yaratıyorum. Hiç durmadan aynı sahneleri dondurup başa alıyorum. Sonra biraz kırpıyorum. Beğenmediğimde yeni cümleler, bakışlar, dokunuşlar, sesler, kokular ekliyorum. Oysa o aynı kalmak için direniyor.

Kendimi aldatıyorum belki ama bu savruk hâl bilincimin kıvrımlarını parlatıyor sanki. Yalan söylemek, bilincin kökeni midir, kim söylemişti bunu? Yola devam edebilmek için anlardan damıttıklarıyla şiirler, hikâyeler, romanlar yazanlar hayatlarının hem oyuncusu hem de seyircisi olmuyor mu? Tamam işte, ben de onlardan birisi olmaya karar verdim bu gece. Biraz da varoluşun, aldanışın kıyısında duran karanlık yüzüne bakalım. Hepimiz aynı ‘yapboz’ oyununun birbirini tamamlayan parçaları değil miyiz? Hikâyesizlik ya da olup biteni hikâye edememek çıldırmak demektir, çok ağır bir yüktür. En iyisi onu ilmek ilmek çözelim, parçalayalım sonra yine düğümler atarak tamamlayalım. Rüyalarınızı küçük kâğıtlara kaydederken, gönderilmeyen mektuplar yazarken, günlük tutarken, biyografiler okurken hatta birbirinizin falına bakıp geleceği kehanet ederken yaptığınız bu değil mi zaten? Graham Greene, boşuna “Bir romancı unutmak konusunda pek çok insandan daha yeteneklidir,” dememiş. Sanırım o da unutarak hafızasını tazeleyebilen yazarlardandı. Öyleyse yaşadıklarımızı sonradan anlamlandırmamızın sırrı o büyük aldanışta değil mi? Ben sizin için şimdinin kaygan zemininden yavaşça geriye doğru kayıyorum...


“Hayat basit olduğu için zordur”

..

Devamını Oku
Katrei Hamiz

Yeni bir sayfa açsanda dönüm noktasında,
Geçmişin var önceki sayfalarda.

Defteri değiştiremezsin, tekrarı olmayan hayat
Sen yeniden yaz ki, ömrüne ömür kat.

Sana mahsus olan tek eser,
..

Devamını Oku
İbrahim Şahin 3

Koyun kuzu meleşir, düzlüğünde.
Mor menekşe filizlenir bahar gelende.
Suları soğuktur çağlar derelerde.
Yaz gelince,bir hoş olur bizim yaylalar.

Mayıs ayında göç ederdik yaylalara,
Kızak sesleri yankılanır dağında taşında,
..

Devamını Oku
Gecelerin Şen Gezgini

Haydi Yaz!
Yakışmıyor O Kağıda O Hal;
Nasıl Olur Senden Beyaz.

Umudumu Kara Çıkarma, Haydi Yaz.
Kaz Sevdanın Kuyusunu Sen De Biraz!
..

Devamını Oku
Serhan Keserlioğlu

Öyle bir şey yaz ki bana.
Biraz beni anlatsın,
Biraz da seni.
Öyle bir şey yaz ki bana,
Unuttursun bana beni.
..

Devamını Oku
Önder Diren

Aylardan,
Hep temmuz olmasını istemişimdir.
Temmuzda bahar,
Temmuzda yaz.
Yaz deli gönlüm, yaz.
Kışta bahar,
Olmayanda,
..

Devamını Oku
Osman Velioğlu

..........................................................(firari aşkı yaşadım
..........................................................firari eşkiyalar gibi seninle
..........................................................sindim kaya dibine
..........................................................soğukta ayazda
..........................................................sevdan ısıttı beni...)
................................................................................ N.Y................

..

Devamını Oku
Veli Can

YAZ DIM…
Sana, söylediklerim hep yaz derdin ya bana
Satırlarla; ruhuma sımsıkı ama; sıcacık sarıl derdin ya bana
Bulutun göl gölgesin de saklı kalan tebessümü getir derdin ya bana
Papatyanın sarısı ile beyazının kokusunu sardım sarmaladım kâğıda gülüm
Yaz bana söyledikleri dedin; bak işte yazdım gülüm
Sen duymayacaksın belki sana yazdıklarımı ömrümün gülü
..

Devamını Oku
Abdullah Takım

Gönderdiğin mektubu,birkaç gün önce aldım.
Okuma yazma bilmem,ben de okuyan buldum.
Gönderdik bizler seni,kendini anlat diye.
Tam da anlatamadın aklından geçenleri,
Bir daha yazar isen,anladığım dilde yaz.

Sen bizi özledin de,biz unuttuk mu sandın,
..

Devamını Oku
Murat Kavas

HESABIM SENİNLE

Hesabım seninle biter mi söyle
Resimleri yırtıp attığını yaz
Seviyorum diye kandırmak kolay
Yüzün yok yalana battığını yaz

..

Devamını Oku
Zeynep Bağdatlı

Yaz başıydı gittiğinde
Oysa önümüzde dolu dolu yaşanacak
bir mevsim vardı
Daha yazın sonu gelmemişti
Ama aşkımız her yaz aşkı gibi bitmişti
..

Devamını Oku
Kemal Kabcık

Adam Olacak Çocuk; Arzuhalini Yazar ve Önemsenir O Dostlukta! .

Sen kendine güven ve yaz arzuhalini inceliğinle; ŞÜKÜR ETSEN! .
Sen olmadık hayallerini yazar isen dikkate alınmazsın; ÇOCUK! .
Sen Yusuf HAYALOĞLU Ağabeyimiz gibi ENTERASAN HAYALLER KURMA! .
Olabilme olasılığı yüksek; düş ürününü yaz, hece hece; daima! .

..

Devamını Oku
Kemal Kabcık

Oku; Erdemli Olmak Adına, Yaz; Erdemliliğini Muhafaza Adına, Paylaş; İNSANLIK ADINA! .

Okuduğum Kitaplarda Etkilendiğim Cümleleri Not Alma Alışkanlığım Var! .
Bir Anısı Kalsın İstiyorum Okuduğum Kitabımdan Ferdi Başarılar Adına! .
Herkesin Kendi Gibi Kaldığı ve Daha Doğru Olanla; Yenilenen İnsanlar! .
Okuduğum Zaman İyi, Not Aldığım Zaman Daha İyi Oluyorum Ben, ŞÜKÜRLE! .

..

Devamını Oku
Deniz Pirili

yaz gibi bir yaz geçerken
sen geçiyorsun gönlümden
çaresiz ben
tek kelime etmedin sen
defalarca geçmeme rağmen önünden
..

Devamını Oku
Fegar Saçma

Yaz tutsam kış olur
Yas tutsam yaz olur
Kalk sinem ay'a gidelim
Kalemin surları
Anlamlarla korunur
Düşün sene, ölüm bir an
..

Devamını Oku
Nilay Akçay

Mevsim sonbahar olunca,
Tıraş bıçağının lavaboya çarptırıldığında çıkan sesi bile özlüyor insan.
Belki de gitmek, beklemek gibi eylemler için ilkbahar, yaz daha uygun mevsimlerdir.
Ya da beklemek beşinci bir mevsimdir belki de...
Sonbahar gibi hüzünlü, kış gibi üşüten, yaz gibi yakan ve ilkbahar gibi yüreği umutla dolduran.
..

Devamını Oku
Kemal Kabcık

Oku; Erdemli Olmak Adına, Yaz; Erdemliliğini Muhafaza Adına, Paylaş; İNSANLIK ADINA! .

Toplum İçinde Savaşan Kitlelerden Uzak Kalmanın Yolu Okumak! .
Bir Kitabı Elimize Alınca, Sanki Yazar; Yanı Başımızda Dost! .
Aşağı-Yukarı Benzer Hayat Çilesi Çekiyoruz! Ve Sabrediyoruz! .
Okumak ve Fark Etmek Gerek; Kim Nelere, Nasıl Sabırlı Olmuş? .

..

Devamını Oku