ıslı hasret
yılların ağzından aktı
çok büyülü günahlar
çoğaldı kaldı uykumuzda
çocuklar uyandırın geceyi
yorgun
fırtınaların
hangi dağın arkasında
nasıl boyun büktüğünü
görmedim mi sandınız
karanlık
kıvrımlarında genleşen
buharkentten çıkmadan beyazı tut
ve gölgeyi kırıştıran
ışıkla sar sarının dokusunu
renkleri teninle öyle kaynaştır ki
1
ruhu dudağında
fısıldaşan güvercin
ve yağmurun suyu
öptüğü geceler
bu rüzgar ne kadar küçülttü gözlerimizi
biliriz ki üzerimiz dağınık sevdaların en iyi habercisi
bedenimizi bu taş sağnağının altına tutan
anlamsız aşkların demirden işçisi
savurdu da harabe duyguları yörelerimize
ne kan tuttu gözlerinin karasına vuran kıvılcımları
hüznün uzak toprağı
tutamadım uykunu
serin ırmaklara
bu toprak
sancılı yüreğine yaktı ateşini
ne kadar içime çekiyorum kendimi
en duygusal yanlarımın yakınında dinlenirken
gölge çiçeği
kardelen uykusu başlıyor güneş bulutsuzken
sabırsız anlarım çoğalıyor
suskun bir vaktin ortasında
a/
bir şehrin akşamı yakarken
yüzünün özlemini
bütün aşk masalları
seni topluyor suskunca
buruk bir şarkı değiyor
eylül
ki kelimelerin
hazan mevsimi
bütün lügatlerden düşmüş
sarı kağıtlara
üşümüş bir kitap gibi
jilet ve gün
birbirini keskinleyen
iki taşın damarı gibi
keser ruhumuzu
bakışı düz
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!