yalnızlığımın kanlı gömleklerini çıkarıp
gözlerimi güne seriyorum
gözyaşının şefkâtli kollarında ki beni
zamanın tarifsizliğiyle süslüyorum
duvarlarını söktüm namlumla özleyişin
a/
ne hediyeler toplandı uykundan önce
ne güneşler battı sana ulaşmadan önce
ne dün vardı ne bugün ne yarın sana
turnalar dönmedi gidince sensizliğe
sesi kurutan manaya sarındı dilim
sema-i dili akan murakıp dil bilmez
çatallanan dilimde kanayan sesim
kıvranır ateş dilimde
dilim ruha inmez
l
izin verde
bakış tutanağı sırlanmış
buğusuz aynalardan
akışına karşı tutulmuş nehirlerden
ince köprülerden
yârim
yokluğu uyanış bilip
gecenin lütfuna sığındın mı hiç
uykunun karanlığa büründüğü saatleri
dağıttın mı kuş sürüleri gibi dalından
sözlerin usulca çekilince
dilin hangi mevsimde dinlenip de
babanın kulağını çınlatırsın uzun boylu/oğul
içimde özlemlere hazırlanan
bir kanat çırpınır gün boyu/kesintisiz
yorgun sular köprümde dinlenir de
hafif kokunuz çalar burnuma/esintisiz
a/
gitmişliğin caddelerini tutmuş yürüyüşünü toplardı
adımların bir yokuş çağırır gibi yorgundu
bir ayrılığa daha hazırlanırdı yüreğin/ritimsiz
canı can bilip uzatırdın elini karanfil dağlarına
1
kalem gibi bir kibar elleri karanfil
dillerinden dökülen bir gök karanfil
bu ağız kokusu hangi çiçek buğusu
sözcükler döküldükçe ağzı karanfil
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!