Toros dağlarının bilinmedik yamaçlarında yetişen
Ve yalnızca namını bilenlerin varlığından haberdar oldukları
Nadide bir çiçektir Toros çiçeği..
Uçurum kenarlarında yetişir,ayak basılmadık yerler de biterler..
Güzelliği ile insanları büyüleyen sihirli bir çiçektir sanki O..
O nu gören gözler bakmaya doyamaz ve hayatta koparmaya kıyamazdı..
Bir rüya gibi girdin ömrüme.
Artık hayalimsin..
Çünkü rüyalar istem dışı olaylardır..
Beklemediğimiz anda gelir,istemediğim anda giderler..
Ama sen hayatımsın artık..
İstediğim anda bakabiliyorum artık resmine.
Sen yorgun ve bitkin insan! !
Çıkar üzerine dar gelen büyüklük elbisesini,
Ve bir saatliğine giy çocuk tulumunu..
Yorgun ayaklarını uzat ve uzan dalacağın güzel hayallerinin sonsuzluğuna..
Bölmesin bu hayali yoldan geçen tüp arabasının ”Aygaz” anonsu..
Bırak;
Çizilmemiş bir resimdin sen gönlümün tozlu albümünde,
Simsiyah saçlarınla..
Aydınlığımdın karanlık ve umutsuz günlerimde,
Bembeyaz ve güzel yüzünle..
Kokunu alırdım uzaklardan,nereden geldiğini bilmeden,
Gül bahçesinden geldiğini sanarak..
Duyguların ve düşüncelerin çaresiz kaldığı
Torpilli bir sevdanın kurbanlarıydık biz..
Sen duygularını açıklamamıştın,
Ben de düşüncelerimi..
Çünkü;
Ne sen 'benim düşündüklerimin ciddiyetinden' emindin,
Taşıyamam sensizliğin yükünü
Ayrılığın sıcak yüzü üşütür.
Miğferimi attım, yorgun yüreğim
Yıkılmayan sağlam sevda istiyor.
Karanlık da kalır saçma hırslarım
İhtirasın izdüşümü olmasa.
Ne öğlen, ne gece, ne de gündüzü.
Çekilmez hayatın yalnızca güzü.
Gözümün önünde Aşkım'ın yüzü.
Bu şiir sevdamın 'yitik' önsözü.
Kalemim yazmazsa günün birinde.
İşte;
Bir bahar mevsimi daha nöbetini tamamladı.
Ve çekti gitti yaz ayı ile beraber tüm sıcaklığını da alarak.
Sonbahar geldi peşi sıra ve Kara Kış ardından.
Soğuk du,yağmur du,kar dı derken,
Ne bir martı kaldı gökyüzünde ne de bir çiçek doğa da.
Bal gözlerinden vuruldum sana
Bakmaya doyulmayan bir hazdın.
İçimde öyle yoktun ki,
Seni bulduğumu duvarlara,
Hayallere,
Şiirlere yazdım…
Ne kadar farklıydı bizim çocukluğumuz değil mi?
Ne İnternet icat olmuştu o zaman,ne de her ev de bilgisayar vardı..
Biz eğlenmek için Saklambaç oynardık çoğu zaman,ya da Körebe..
'Birdir bir' ile 'ip atlamak' bizim oyunumuz değildi!
Ama kızları da kıramazdık..
'Çamurdan pastalar' yapar, 'papatya çiçekleri' ile süslerdik üstünü..
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!