Bu gece tam demindeyiz kederin
Ağır bir ayrılık havası
Parçalı bulutlu boş vermişlikler
Sağanak halde hasret tüketmeler
Dokunsan acıyacak tenim
Dokunsam ağlayacak güzelim kirpiklerin
Çaya geleceğim bugün sana
evin dağınık olsun
Dert etme
yeter ki çayın yanında ‘’sen’’ olsun...
Çaya geleceğim bugün sana
bugün günlerden ‘’sen’’ olsun.
Herkesten evveldi
Bir peri masalı değildi belki
fakat pekala bir film olabilirdi hikayesi
bir tutuk evinde rastlıyor kız mesela
yıllar sonra
çocukluk aşkına.
Bugün, ilk kez konuştuk seninle
Kırk yıllık dost gibiydik
Güldük saçma sapan şeylere
Sözcükler daha çok güldü üstelik
Gönül aşk istiyordu aslında
dostluk bahane.
Ne menem bir şeydir
Deniz olmak bu ülkede
Altmış sekizlerde İstanbul’da
Sonra Ankara’da
Sonra karış karış karış,
Şehir şehir
Hep pembedir düşler
Gökyüzü hep mavi,
Deniz desen mas-mavi
Bir komşu kahvesi kadar güzeldir hayat
Sen yaşamana bak…
Hüzün de yakışır insana bazen
Kapanmış , kendi kollarına
Sırtı duvarda çocuk.
Duvar sıvasız, duvar yıkıldı yıkılacak,
Duvarın dibinde çocuk, yıkıldı yıkılacak
Umut , o duvarın çok uzağında.
İnliyor çocuk
İyiyim ben…
bir elimde koca bir umut var,
kıpkırmızı şeker kaplı elma tadında…
Geceleri sarılırım yine ‘’boş vermişlik yorganıma’’…
Bir baktım ki ne göreyim;
Az gittim uz gidememişim
Bir kadın olmak vardı
adressiz, sessiz çığlık,
koşturur peşinden
memleketsiz bir erkeğin cephedeki siluetinin
bakışı değse kadına yanacak teni
Ey hayat
Canına su versem,
Yeşersen yeniden…
Tutunsam dallarından, gözlerimi kapatıp
Sallansam sallansam sallansam…
Ellerim acısa da hiç umursamam.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!