Leylâ her zamanki gibi
Kapanmış içine
Otururken taş medresede
O gün yine
Hisleri hayalleri
Bir uçtan bir uca düşünceleri
Ve iç güdüleri
derin uykularından uyandılar
Ve birden başkaldırdılar
Sevgisi, nefreti
İtidali, cinneti
Aşığı, maşuğu
Dostu ve düşmanı
Çıkardılar kılıçlarını kınlarından
Ve Sîne-i Leylâ'dan fışkırdılar
Küçücük bir yuvada
Ve hepsi bir arada
Yaşayan bu Leylâ içre Leylâ'ların
Kimi uygar kimi barbardı
Sanki bunlar
Onun içinde yaşayan
Başka başka insanlardı
İşte bu insanlar
Akacak kanlar gibi
Damarlarında duramadılar
Ve Leylâ'nın inadına inat
Çıkarak dünya yüzüne
Hakk-ı hayât kazandılar
Ve diz çökerek önünde Leylâ'nın
Kendinle beraber
Bizi de yaşat diye O'na yalvardılar
Leylâ,
Üzerine çöken dev bir kâbusun
Ağırlığından kurtulmuş gibi onlara;
Ben de sizi hapsetmekten bıktım
Ve şimdi zindanlarınızın duvarlarını yıktım;
Derdinizdi zaten benim derdim
Ve işte hem size
Hem de kendime hürriyet verdim diyerek
Bağrından çıkan Leylâ'ları bağrına bastı
Böylesi daha evlâ
Diye düşünmüş olacaktı ki Leylâ
Direnmedi daha fazla
Ve şimdiye kadar hiç duymadığı bir hazla
Seyretti kendisini kendi aynasında...
Ve ne var idiyse mayasında
Saklamadı artık
Çünkü Allah'ın vücut verdiği
Canlı - cansız
Taş, toprak, bitki, hayvan
Ve insan
Yani her varlık
Hakkını almalı
Hak ettiği gibi yaşamalıydı
Ve tüm insanlar buna alışmalıydı
Kayıt Tarihi : 19.04.2026 15:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!