Dünyadan düşerken;
Çizebilmek isterdim tutunamadıklarımı.
Önce seni...
Gözlerine denizi,
Saçlarına ormanı,
Eylül,
Vuslatların sabahı.
Gözlerin eylülde ölür.
Ben hala her eylül
Sana tekrardan yapraklarım.
İzimi kaybettirdim artık gölgeme.
Kim bilir şimdi
Hangi karanlığın koynunda sevişmekte seninle.
Hangi döşüne saplamakta süngüsüz günahlarını,
Ya da hangi fahişeye yalattırmakta
kabuk bağlamaz yaralarını.
Bir yağmur düşer
Köz olur içimde bu akşam.
Abuhava kimliksiz,
Sır olur içimde.
Seni düşünüyorsam eğer dostların masasında;
Dört yıldır buradayım.
Sevdiğim tüm kadınlar uzaklarda yaşlanıyor.
Ben seni hiç sevmem,
Düşman mısın söyle Ankara!
Bir gülsen;
Günebakanlar açacak gecelerime,
Belki de Aragon* yalancı çıkacak.
Her biri adam gibi,
Süngüsüz ama korkusuz,
Her biri yaralı hayata dair,
Şafakta hasret kokusu
Çiçeklerde bir başka hüzün
Güneş yine sen gibi uzak
Sabahlar hiç çekilmiyor güzün.
Kar Kırgınlığı
Yalnızlığına gidiyorsun
Bırakıp beni yalnızlığımla baş başa.
Sensiz döndüğüm ev soğuk.
Karın kokusunu duyuyorum can damarlarımda.
Bir gece geçerken uğrayacaksan kıvamsız düşlerime,
Dokunabileceksen korkusuzca
Kabuk bağlamaz yaralarıma,
Ne olur koynunda adını getir bana.
Bir gece silkip korkularını üzerinden,
Ne kadar da güzeldin
Ne kadar da benimdin dün gece.
Dudaklarında belirgin bir yara vardı,
Her gülüşünde bir yalan tadı,
Her öpüşümde bensiz zamanların tadı akıyordu yaralarından.
Yaladım dudaklarını bensiz zamanlarını merak ederek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!