YAPRAK DÖKERKEN İÇİMDEN GEÇEN
Bir gün dediler ki
insan en çok sustuğu yerden kırılır,
adını anmadığı yerden dağılır.
Şehir, omuzlara çöken bir akşam gibi büyüdü.
Her vitrinde
kendine çarpıp geri dönen bir yüz vardı.
Kalp konuşmayı bıraktığı gün
dünya daha gürültülü bir yer oldu.
Geceleri
yastığa baş değil
suskunluk bırakıldı.
Rüyalar yarım kaldı,
çünkü yokluk
kurulamayan en uzun cümleydi.
Bir ağacın gövdesine yaslanır gibi
kendine yaslanmayı denedi insan;
ama kendi omzunda
ne kadar ağlayabilir ki?
Parçalandık bazen
bir bardak suya düşen gökyüzü gibi,
bazen de bir şiirin ortasında
anlamını kaybeden kelime gibi
yerimizi unuttuk.
Sevmek bir eşiğe varmaktı belki
ama kimse çağırmıyorsa
beklemek kırılmaktı.
Kırıldık.
Cam değil,
güven gibi.
Bir mevsimden ötekine savrulduk,
sonbahar hep içimizde kaldı.
Bir yanımız yaprak döktü,
öteki yanımız rüzgâr oldu.
Omuzlarda
söylenmemiş sözler taşındı,
dilde
yetişememiş vedalar.
Bir şiirin kıyısında beklendi uzun süre;
kelimeler tanımadı,
insan da kendini.
Sonra
harfler yaklaştı kalbe,
her biri bir yarayı ölçer gibi.
Anlatmak
iyileşmenin en sessiz yoludur.
Bir dizeye bırakıldı kırgınlık,
ötekine korku,
bir başkasına
adı anılamayan bütün ihtimaller.
Kalem,
ilk defa elden değil
içerden tuttu.
En sonuna
bütün eksilmelerin yerine geçsin diye
şunu yazdım:
Aşkı hayata değil,
şiire ısmarladım.
Çünkü hayatta
karşılığı yoktu.
Hüseyin Erdinç
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 20:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!