Yaprakların dağıldığı altın taşta parıldar ışık, bırakır toz duman gerisinde, yerleşirken birliğe, dönen sen değilsin,
suretin, aynalık eder sadece, dağıldıkça toplayan zaman
telleri, yakınlığa karışmış, ezelden beri taşır her yere, ileriye, hayali gerekçelendirir, gidip, geldikçe, dön desen
dönmez ki, tozdur o, sıkı tutulmasa dağılır, ve konar bilmediğine, geri çağırsan gelmez ki, uçarken bakılmamıştır, ve derin yapılarda unutulmuş, hatırlamaz ki, seni sana armağan eden, kayıptır, bulunmaz ki.
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta