Sesin, akşamüstü inen o yorgun hüzne inat,
En kuytu limanlara sığınmaktır,
Bunu bilirim.
Hiç susmasan sen, caddeler boyu konuşsan,
Eski bir şarkı gibi damarlarıma dolsan...
Dinlesem seni,
Unutsam paslı kederini dünyanın, o zehirli çarkı,
Senin yanındayken mahcup, dizleri kanamış bir çocuğum,
Ve bütün mühimmatım masumiyetimdir,
Bunu bilirim.
Varlığın, hiç bilinmeyen bir kıtada,
Narin ve nadir, paha biçilemez bir elmas,
Yokluğun, şakağımda bekleyen soğuk bir namlu,
Upuzun, bitmek bilmez, gri bir işkence...
Üşürüm sensizken, iliklerime kadar buz keserim,
Bunu bilirim.
Sen sonbaharın o mağrur, o isyankar çiçeğisin,
Hüzne başkaldıran tek renk sensin bozkırda.
Aya bakınca yakamozlanan o ıslak pırıltı,
Gözlerimin görebileceği en muazzam, en devasa ayin...
Benim gökyüzüm de, yeryüzüm de o bakışlarındır,
Bunu, ben bilirim...
Bir de Allah.
Kayıt Tarihi : 17.12.2022 13:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!