saatin kadranında değiştirmez yönümüzü,
bu boynu bükük duruşun...
gitgide birbirine dönüştürürken ömrümüzü.
derler ki;
uzayan kirpiklerinin altında saklarmış dünyasını,
yağmurun korkuttuğu hiçbir çocuk
Garibin hakkını elinden alıp
Ekmeği harama banmaktır gaflet
Yalanla, hileyle günaha dalıp
İblisi can dostu sanmaktır gaflet
Âlemi seyreder kemter gözünden
Devamını Oku
Ekmeği harama banmaktır gaflet
Yalanla, hileyle günaha dalıp
İblisi can dostu sanmaktır gaflet
Âlemi seyreder kemter gözünden




tebrikler... harika bir yorumdu... şiirden fazlasıydı ;)
panayır
asırlar önce başıma gelmiş gibiydi,
/herşeyliğin…;
o puslu ve kıyama hasret meydanı
sarmıştı yedi yönden muhabbet,
ne akrep, ne de yelkovanın,
nerelerde gezdiğini bilmiyordum,
dijital çağın saatleriniyse zaten sallamıyordum,
ki sarkaçsızdılar…;
tavırlı; pek çalımlıydım,
gökte ararken yerde bulmuşlar kadar…,
bir elmanın iki yarısı olamadıysa da yankılarımız,
/tekbir/ sadalı bir mahrem çağrının
içine sığıyorduk omuz omuza,
dağlar ardında ve,
haftaları kovalayan haftalarda da,
kesintisiz irtibatta kaldık,
ki beraberdik bu meyanda, ayrılmadık…;
bazı türküler ve allahın şarkısı ilahiler dışında,
gönülden anlaştık…,
yürüdüğüm sapa yolları örten ve
uzun yaşamış bir insan ömrü kadar yaşlı,
çınar ağaçlarının rengi geçkin yaprakları,
henüz güze boyun eğmiş değilken
iyi kalpli eylülde,
çıksam da baksam yâren;
şu hurma endamlı çınarın,
zarif yaprakları arasında mısın ki…,
yâr ile hemdem iken,
âyârın verdiği eziyete,
katlanmaktır aşk…,
ve usulca avuçlarından öpmek,
hafifçe koklamaktır ayrılığı ve,
sürekli anıp, hep hatırda tutmaktır yâri…;
gamsız bakmak hiçbir yere,
ve her yere muhabbet serpmektir,
hz.muhammed efendimizin hicretinin
ardından geçmiş, bindörtyüz küsur yılın,
sene başı muharrem hilâlinden,
yirmibeş akşam geçmişken ve keza,
hz.isa peygamberin de,
buna beşyüz bilmem ne yıl ilaveli senesi,
kaç gün olacağı istikrarsız ayının,
yirmidördüncü günü,
günlerden cumaydı;
yine böyle kritik bir ikindi vakti ertesiydi
ve kentin o en uzlaşmasız meydanında duyduğum,
kâfûr kokulu sesinin geldiği yöne baktım…,
ki o an ölmenin hemen öncesiydi,
ah;
ve bir çocuk masumluğundaki bakışlarımdan geçiyordu;
sak/lan/baç çiçekleri körebesinin köşe kapmacasında,
uzun eşeğin üstünden ırmakta taş sektirişim,
elektronik beyin adı verilen bir kasabalı kuzu gibi;
çelik çomaktan bıkkınken,
ve micozun kırdığı biricik mavi bilyenin,
talihsizliğine içerlemiş,
ve dahası kanatlılar bilmecesindeki bıçak da,
yağmur erteleri oynan kader çizgisi oyununda
dar boğaza saplanmışken,
yine,
yap/boz/yap memleket haritasında
yerini bulamadığım uşak kayıpken,
bir insan anatomisindeki iç organların yeri bile,
gözü kapalı bulunabiliyordu hayatta sanki artık,
tekrar, tekrar ve tekrardan…,
ve belki de panayırda kaybolmuş bir çocuktum,
tuzlu kocaman gözlerimle ve,
atlı karınca döndükçe,
hareleri oyuncak çemberiydi ne malum,
ve belki mutlu çocuk yüzleri biriktiriyordum,
yüzümü yasladığım parlak bir yıldızın yanağında;
zaman, pastasını bir kez daha keserken…,
derken gök;
matem giysisini geçirip üstüne,
tülden siyah örtüsüyle,
sildi tuzlarını çocuğun gözlerinden,
ve üfledi mumu…,
bir dilek panayıra düştü,
belki de yine bir düştü…,
kaybolmuş bir çocuktum belki
kendi karanlık ormanımda
ve yağmur kokusu avuç içlerimde,
alnı buz gibi bir çocuk…,
ve bir kerametli ve ismiyle müsemma kalbi gördü,
o panayırda kaybolmuş çocuk ve,
gömüldü; yürek boşluğuna
uysal kalbinin kuş tüyleri…,
korku tünelindeki gürültü,
içinden hızla geçerken,
aralık kapılar bırakıyordu,
ve hep o; aralık kapılardan süzüldü
o/nun ol tecellisi,
her seferinde açık kalan o kapılardan…,
ve haylaz bir çocuk gibi,
sak/lan/baç zamanı derdi;
- çık ortaya…,
tebessümü ılık taze süt kokusu,
yüzünde iki mürdüm eriği…,
elma yanağında yıldız izi…;
parıl parıl parıldaya koşardım ona,
panayırda kardeşini bulmuş çocuk gibi,
Etliye sütlüye karışmayan ben
Yine ilhamımı
Etliye sütlüye karışandan,
Eleştirdiğim bozuk düzenden alıyorum.
Herkes Allah'ın emrine uyduğu zamanda
Adı sanıda kalmaz, anılmaz adalar sanlar
Allah'ın adından başka.
Bu yüzden zikirden kaçar ayrının gayrının olduğu yere gider.
Allah'ın adını vurgular emirlerinden bahseder.
Adımızı okuturuz.
Doğru vurulan ölür.
Yanlış vurulan yaşar.
Her şey yaşamak için bir nebze farkımızı duyumsamak için.
tebrikler... harika bir yorumdu... şiirden fazlasıydı ;)
Bu kadar güzel bir şiir yazanın,
günün şiirini güzel bulması çok büyük bir çelişki.
Çünkü günün şiiri güzel değil , sizin şiire bakılırsa sizin iç dünyamızı temsil etmiyor yansıtmıyor. olmalı :)
kutlarım güzel bir şiir olmuş.
Güne gelen güzel şiir ve şairine tebriklerimi sunuyorum...
İçtenlikle kutlarım değerli şair
Nefis bir şiir
Tebrik ederim
Ömrümüzü bir birine dönüştüren saat,
Uzayan kirpikleri altında dünyasını saklayan kadın,
Rüyasını oynarken çocuğunu sakınırmış
Düşündükçe düşlerimizin de boyu uzuyormuş baktıklarımızdan
Telaşlı öperken zaman unutuluyormuş fotoğraflarda
İç dünyamızdan uzanırken hislerimizle sakarlıkla bozmamak için ortamı
o gülü aramızdan alır, doğruca sana verirmiş.
Anladığım kadarıyla yanlış anlamalarla iki insanın bir birini tanıyamaması üzerine kurulu bir şiir.
Sen şimdi ne anlattın ?!
Bu şiir ile ilgili 38 tane yorum bulunmakta