Ne zaman canım sıkılsa, aklıma geliyorsun
Ve ne zaman aklıma gelsen, canımı sıkıyorsun...
Yani hep canım sıkkın, aklımdan çıkmıyorsun
Ya da hep aklımdasın, canımı sıkıyorsun...
Daha hoşça kal der demez, seni özlemeye iyiden iyiye alışmıştım!
Ve bu özlemin an be an birikip bir dağ olmasına da...
Ama hiçbir zaman, şimdiki kadar tuhaf olmamıştı hislerim.
Böylesi muallakta kalmamıştı hiç düşüncelerim.
Öyle ki; Seni, en çok yanı başımdayken özler oldum şu sıralar.
Sotada bekleyen aşık rolünün en sıkıcı sahnelerini oynuyorum şu sıralar
Kırıntılarla beslenen serçe taklidinin de sanatsal değer taşımadığı günler üstelik
Sabreden derviş örneğinin yeni varyasyonu… “Geberik düşünceler”
Mütevazı olmanın ezik olmaya eşdeğer tutulduğu yepyeni bin yıl!
Girin lütfen… kapı açık!
Uzun zamandır ağlamaklı bir şiir vardı aklımda,
yazamadığım...
Ve yine uzun süredir burukluklar vardı yüreğimde,
çözemediğim…
Aklımı kurcalayan onlarca düşünce,
Sen doğduğunda esmer papatyam,
Benim sünnet yaralarım çoktan iyileşmişti
Okuma yazmayı da sökmüştüm üstelik
Seni tanımıyordum ama Gırgır okuyordum
Seni tanıdığımda eşek kafalım,
Sıradan akşamlardan biriydi Haydarpaşa Garı için...
Herkesin, 'en büyük askerin' kendilerinin ki olduğu iddiasına bile aldırmıyordu hatta
Umursamaz taştan edasıyla trenler ağırlıyor, trenler uğurluyordu ihtiyar gar
Ta ki; bir kaç damla yaş düşünceye kadar mermer zeminine
Silkindi o anda daldığı asırlık uykudan... ürperdi, titredi sanki
Ellerim cebimde bakıyorum dünyaya
Manasızlık ve bilinçsizlik yanyana düşüncelerimde
Ne leyleği havada görmek istiyorum, ne de vurmak gözünden turnayı
Hiç birşey beklemiyorum hatta, aşka sevdaya dair….
Bir kumar ya da oyun… Kazanılası, kaybedilesi birşeyler
Bir inadım kaldı eskiyip değişmeyen,
Bir de kahrolası gururum.
Kelepir bir hayatla, ucube bir dünya arasında
Gidip gelen eski bir taka misali yaşarım, yaşamaksa
Zaten karanlık geceler misâli bahtım
Normal gibi görünse de prematüre bir aşktı benimkisi.
Biraz erken, biraz zamansız ve biraz daha sancılı
Açık gibi görünse de yalnızca dekolteydi hislerim.
Ve birazcık transparandı sözlerim...
Hayalle gerçeği ayıran ince çizgiyi algılayamamam,
Yalanla doğruyu ayrı kefeye koyamamam da bu yüzdendi.
Vefa göstermeyene sabır göstermenin boşluğunu anlamak yıllarımı aldı
Ardından, anlayamamanın nasıl bir duygu olduğunu anladım...
En başıboş kelimeleri söylemek lazım geldiğinde susmayı bildim ilk önce
Akabinde kusmak gerekirken nefretimi, bağrıma taş basmayı...
Önce, gözler yangın yeri misaliyken ağlamamayı öğrendim
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!