Gün ışığını kırdığında, şükela billur tasından
Yer gök gümüşten tepsi, altından tasla, amade
Seyre dalıyor, ruh haznesinde öksüz kalmış umutlar
Gelen bilir dünya tadını, gidenler verir hala bihaber.
Aşkını inandırabilmek, akla karayı seçmekten de öte
Çimenleri ezmeden papatyaları getirebilmek kadar zor
Nefrete dönüşen naif duygularımı toparlayamıyorum
'bir şans daha var' ölmek duygusu içime çöreklenen
Kaybediyorum benliğimi, sen kayboluyorsun içimde
Siliniyor bütün güzel yaşanmışlıklarım, herşey paramparça
Gam yasladı başını, cefam hırçın sükut çığlıklarında
Setler çekildi gözlerime kızgın millerce, ruhum bulanık
Irgalanmayan ızdıraplar taht kurdu sinemin dorugunda
Gün görmemiş sevinçlerim kaldı, yaşanmamış hayatlara.
acı, içimde binlerce defa ihya oldu
oysa; sen bile, daha fark-etmedin sevildigini...
Koyu mavi göğe düştü, çırpınır durur hayallerim
Venüs koynunda vakti dar zamansız düşünceler
İçimde ağlaşır bir naif dünya, sitemlerlerle sana
Haykırır dururum sessiz, kimsesiz meçhullerde
Umutsuz yarınlara boynu bükük salınıyorum yine.
Her şeyinle bir güzelliksin ruhumu açan
Daldıkça gözlerine geçiyorum kendimden
Eşsiz bir dünyan var kalbimin içlerinde
Zümrütten saraylarında, altından tahtında.
Seni sevdikçe göğe eriyor şu başım
Lodos, hüzün esiyor içime
Solgun darmadağınık anılar
Bir tek seni sevdim yar
Oysa, uzaktan yaram oldun
Gelmezliğin kanattı yaramı
Kaç defa niye ettim ölmeye
En son ettiğin gülücük, yüzümde tebessüm
Orada - burada deli, serseri gibi gezerim
Aklımı yitirdiğim olmadı degil zaman zaman
Bir bilsen sevgili yıllardır seni yer, içer gezerim.
Her gün batımı başlar sızı
Bir bilseniz ne amansız acı
Çekilmez ki, göge yükselir
Burukluklar, görülmez sancı.
Bir gülücüğe sarılırım teselliye
Zehirden ikramdı gidişin bana, gençlik çağımda
Ateşten kefenim ölmeden önce, mezarda giyecegim
Bir düşünce girdabında dönerim, kehanet fırtınalarında
Daldıkça gözlerin ufukta hülyalara, tüm bedenden çiğrerim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!