Hasretin mi yaşlı, gençleşen sevgin mi?
Bağrında o taş sofranda aş sanki
Kucağında soluğunun o kurşuni rengi
Ay doğar gibi sana mı mübarek oldu?
Nehirlerden mi topladın yaşları?
Denizlerden de mi ufkun uzaktı?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sayın Sevin Kavuk,Çok güzel bir yomula,harika bir çalışma sunmuşsun.Kutlarım seni.
Mürsel Adıgüzel
Alışılagelmişin dışında hece şiirleri okuyoruz.Yeni kelimlerle ve imgelerle örülmüş kafiyeli uyaklı şiir.
Hece şiiri yazılınca nedense insanlar divan edebiyatı tadı arıyorlar,eskiler kendi kelimeleriyle harikalar yaratmışlardı.Şimdi günümüz şairleri de ya onlara öykünerek yazıyorlar ya da böyle özgün bir hece tarzı oluştumak zorundadırlar.
Antolojide bu tarz yazan bir kaç kişiden birisiniz.Hece şiirinde yeni olduğunuz halde,kendi terminolojinizi oluşturmuşsunuz şimdiden.(Teknik yorum başkalarının işi-nasıl olacaksa duygunun tekniği)
Yine farklı ve güzel di..mükemmel miydi hayır:) Saygılar.
Saygı deger şaire yüreğine saglık...bu vesile ile Anneler günün kutlu olsun,...
selam ve dua ile..
Ozan Şerafettin Hansu
Almanya
Nehirlerden mi topladın yaşları?
Denizlerden de mi ufkun uzaktı?
Bu orman güzellikleri, bu güller
Tebessüm mü yanağından o süzülen?
Ne güzel bir şiir bu Sevgili Sevinç
Bu tarz şiir sana yakışıyor...
Güzel şiiri yazan güzel yüreğini kutluyorum..
Sevgimle
bu siire de bir siirle karsilik vermek istiyorum, izniniz olursa dost..
Yokluğunda Bir Nefes Duygu
Senin yokluğun derin iz bırakıyor her yerde….
Ya bende...
bende bıraktığın izler
meteor düşmesi gibi yüreğimde...
Tozu dumana kattın gönlümde
buzullarım eriyor,
su kaplayacak bedenimi
varlığını öptüğümde...
Yokluğun bana karanlık,
vuslatın bana aydınlık…..
Ya o çöldeki mehtabın yok mu
işte orda parlayan tek Yıldız
sana sevgimi anlatan haberci
O yıldızın adı Kuzey yıldızı,
BirDelinin göklerdeki sevda kızı
her gece seni bana, beni sana anlatır
yerdeki altın sarısı kumlarla
gözümdeki yaşlarla
serap oluşturur,
seni çağırır kendine, seni haykırır…
Varlığın bana Nova Yıldızı
vuslatın bana Deniz Kızı
Düştüğünde kollarıma
çölün yakan sıcağı,
eritecek buzullarımı,
sular sel gibi akacak,
terim terine karışacak
O yıldız hiç ama hiç batmayacak..
Oradan seyrediyorum seni her gece,
oradan seyrediyorsun beni sadece bu gece…!
BirDeli
27.08.2003
Tebrikler sayın Kavuk.Saygılar
tepeden tırnağa bir şiir... yorum yaparsam örselenir mi bir kelebek kanadına dokunur gibi...
muhabbetle kalın...
evet güzel bir anlatım.ben kafiyeli şiir yazamıyorum ama okumayı severim bu yüzden Bahattin Karakoc ve Hasan Ulvi Kurucuyu okumaktan büyük zevk alırım.SİZİN ŞİİRİNİZİDE SEVDİM
Kafiye kaygısı olmasa şiiriniz daha da güzelleşecek ,naçizane fikrim budur.
Sorularda gizlidir meraklar...güzeldi.Saygılar.
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta