hüzünlü bir dokunuş
buruk bir gülümseme
yazmayı bekleyen kalem
tozlu sayfadaki harfler
eski bir fotoğraftaki yüz
silik bir veda sözü
radyoda çalan hep o şarkı
su bekleyen mavi orkide
uzaklara dalan iki göz
çatı katı akşamları
yılın bu mevsimi akan tavan
duvarlara vuran kızıl güneş
getirdiği insanları götüren zaman
kırık bir oka benzeyen zaman
uzaklaşan ayak sesleri
unutulan sabahlar
ahizeye gitmeyen eller
bir derdi var ama gizleyen adam
anlaşılmayı bekleyen kadın
otobüs koltuğunda akan gözyaşları
sıkış tepiş restoranlar
boşanıp dönen acılı arkadaşlar
sigaradaki ruj izleri
zengin koca arayan garsonlar
iyi olmanı isterim ama benden daha iyi değil
tutulmayan aşk sözleri
ay hiçbir zaman sudaki aksi kadar güzel değildir
geçtiğimiz durakları saymazdık
saçlarımızın kokusu birbirine karışırdı
kitaplardaki hayatları merak ederdik
evlenip giderdi güzel kadınlar
geride kalanları daha çok severdik
demli bir çay bardağı başrolde
başrolde ıslak kurabiyeler masanın üstünde
meğer asıl kahramanlar bizlerdik
herkes hayatın bir parçası olmak ister
pişmanlığımızı gizleyemeyen bakışlar
yıldızlara bakıp da göremediğimiz keder
bizi can evimizden vuran hatıralar
yok mudur zamanın küllerini savuracak?
yok mudur elimizden tutup da kaldıracak?
cennete gitme hayallerimiz var bizim
yok mudur arkamızdan dua okuyacak?
Kayıt Tarihi : 28.05.2026 16:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Marcel Proust'un "Yakalanan Zaman" romanından ilham alınarak yazılmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!