Yağmalanmış Ömür
Gelenler misafir değildi, birer hırsızdı sanki, Kimi uykularımı çaldı, kimi o en saf inancı. Gülüşümün altındaki o sağlam toprağı kazdılar, Her giden, gidişini benim en taze yarama yazdılar.
Bir kuyuya döner insan, her kova çekilişinde eksilen, Ben miydim cömert olan, yoksa onlar mıydı hep silen? Kelimelerim azaldı, sesim kısaldı her veda vakti, Ruhumun kumaşı söküldü, koptu en kutsal akdi.
Şimdi baksalar, dışarıdan tam sanırlar bu gölgeyi, Bilmezler ki her giden yıktı, içimdeki o gizli bölgeyi. Sırtımda binlerce el izi, her biri bir parça götürmüş; Beni benden koparıp, koca bir boşluğa mühürlemiş.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta