Yağmalanmış Ömür
Gelenler misafir değildi, birer hırsızdı sanki, Kimi uykularımı çaldı, kimi o en saf inancı. Gülüşümün altındaki o sağlam toprağı kazdılar, Her giden, gidişini benim en taze yarama yazdılar.
Bir kuyuya döner insan, her kova çekilişinde eksilen, Ben miydim cömert olan, yoksa onlar mıydı hep silen? Kelimelerim azaldı, sesim kısaldı her veda vakti, Ruhumun kumaşı söküldü, koptu en kutsal akdi.
Şimdi baksalar, dışarıdan tam sanırlar bu gölgeyi, Bilmezler ki her giden yıktı, içimdeki o gizli bölgeyi. Sırtımda binlerce el izi, her biri bir parça götürmüş; Beni benden koparıp, koca bir boşluğa mühürlemiş.
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.
Devamını Oku
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta