YABANCI
Fevzi Emir Yılmaz
Bu şen şakrak gönlümün şu tenhada işi ne,
Sen düşürdün sînemî bu hicran ateşine.
Gölge gibi salıp da beni yârin peşine,
“Ben masûmum” diyorsun, bu suç kimin yabancı?
Bitmeyen kederime bir gam da sen ekledin,
Ben aşkı bilmiyorken beni mecnun eyledin.
Serden geçmiş bahtıma onulmaz dert yükledin,
Bu ettiklerin sana yakıştı mı yabancı?
Hadi ben câhil idim, aklım başımda yoktu,
El değmemiş gönlüme bu sevdâyı kim soktu?
Belki de sen haklıydın bu lütuf bana çoktu
Bu kaderi alnıma sen mi yazdın yabancı?
Yarısı âhla geçti kırık dökük ömrümün.
Suçu ne bilemedim bu divâne gönlümün,
Bir faydası yok artık şu geç kalan özrünün,
Boşa “pişmanım” deme, faydası yok yabancı.
Su bilmeyen gönlümü deryâlara attın ya,
Ben ışığa muhtaçken güneş gibi battın ya,
Şu küçücük dünyamı birbirine kattın ya;
Sen de iflah olmazsın, olamazsın yabancı.
Bütün oyunlarını oyna dilediğince,
Rabbim senden âhımı çıkarır ince ince.
Gönlün sevdâya düşüp cayır cayır yanınca,
Anlarsın acı neymiş, keder neymiş yabancı.
Senin de gönül sazın gün gelir Hicaz çalar,
O mağrur bakışların yerin dibine dalar.
Ne zaman ki gözyaşın yüreğini parçalar,
İşte o gün anlarsın sevda neymiş yabancı.
Kayıt Tarihi : 29.1.2026 20:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!