Yabancı
Kimim ben, neyim; bu aynadaki hakikaten ben miyim?
Aslım neydi, hangi topraktan koptum da bu hayatı yaşıyorum?
Ellerin yarasına merhem, dertlerine derman olurken,
Neden hep kendi uçurumlarımın kıyısında yabancı kalıyorum?
O eski ben nerelerde şimdi? Hangi sokakta bıraktım sesimi?
Kendimi arıyorum her köşe başında, ama bulamıyorum izimi.
Yüzümün hatları değişmiş, sanki bir başkasının maskesi,
Dilim lal kesilmiş, içimde susturduğum o fırtınanın sesi
Yankısı kulaklarım da uğultu misali
Çok uzak bir yerlerdeyim, isimsiz bir şehirim sanki.
Kimseye yakın değilim artık, mesafeler zehirli bir nehir.
Adımlarım benden öteye gidiyor, sanki bir firar halindeyim.
Kendimden kaçıyor gibiyim,
Ne zaman bitecek bu içsel sürgün, bu dipsiz sessizlik?
Hangi limanda bekliyor beni o eski kendinden eminlik?
Kendi gurbetimde yitip giderken, bir nefeslik yer arıyorum,
Yabancısı olduğum bu hayatın içinde, aslımı sorguluyorum.
Yollar bitiyor da, içimdeki o bitmek bilmez yol bitmiyor,
Hangi aynaya baksam, artık gerçeği müjdelemiyor.
Bir emanet gibi taşıyorum bu bedeni, bu yorgun ruhu,
Dindiremedim gitti, içimde yankılanan o kadim uğultuyu.
Belki de bir masalın sonunda unutulmuş o son cümleyim,
Hem her yerin sahibi, hem hiçbir yerin yerlisi değilim.
Gölgem bile benden ürkek, adımlarımda bir yabancı sızı,
Gömdüm derinlere, o çocukluktan kalma parlayan yıldızı.
Şimdi bir dua gibi dökülüyor dudaklarımdan sessizce;
Beni bana geri ver, kaybolmadan bu karanlık gecede.
Aslım bir sır küpü, gurbetim ise bizzat kendi benliğim,
Kendi evimde bir misafir, kendi hikâyemde bir hiç gibiyim.
Hilal Avunyalı ✍️
11.03.2026
Kayıt Tarihi : 14.3.2026 02:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!