Yeter artık yeter, bu yangın sönsün,
Akın Dicle, Fırat, sel olup akın!
Bitsin kahpe terör, milletim gülsün,
Yıkın tüm dağları, inleri yıkın!
Ey sayın yetkili varsa gururun!
Vurun, acımayın dinsize vurun,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Duyarlı yüreğinize sağlık, gönlümüzden geçen isyanı dillendirmiş kaleminiz kutlarım saygılar...
Kardeşim; antolojiden uzak durmasam da, İki şiir yazdı diye kendisini şair zanneden bazı şahısların yapmış oldukları yorumlardan inanın ki tiksinir oldum. be nedenle yorum yapmamaya karar kılmıştım ama ambargoyu delmek adına şiir Vatan,Bayrak ve Millet olunca ki bu milletin adı TÜRK'tür şiirinize sessiz kalamadım. Bu vatana bu Bayrağa el uzatan kim olursa olsun elleri anında kırılmalıdır. O Yörede çalışan Eski bir emniyetçi olarak şunu iddia ediyorum ki; İdamı kısa süreli geri getirmek şartıyla, Siyasi irade kararlılığını ortaya koyarak gerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ve gerekse emniyet'in içinden seçilecek terörle mücadelede uzmanlaşmış, gerilla savaşını ve taktiklerini çok iyi bilen yetişmiş 'Özel Vurucu ve operasyonel gönüllü tim adı altında bir oluşuma izin versinler bu terör belasından (6) ayda kurtulmazsak adam değilim diyor tüm dostlara selam ve saygılar sunuyor, şiirinizi de kutluyorum
Şiirdeyim.
Değerli Öğretmenimi bir kez daha kutlar, paylaşıma teşekkür ederim Bülent Bey, Kardeşim..
'Arada derim. Galiba sırası yine..:
'Yangını çıkarandan söndürmesini beklememeli..'
Hafıza işte. Bundan 17 yıl öncesini unuttuk ya da unutturdular..
Hani 'uçakta çekilmiş' fotoğrafları. Gözleri bağlı, tir tir titreyen bölücü başını ve mahkemede yalvar yakar hallerini..
Nasıl da bitmişti terör olayları bir anda.. 2002 yılında neredeyse 'sıfır terör' vardı, ülkemizin her yerinde seçim mitingleri yapılmıştı.
Ne çabuk unuttuk!
Demek ki yeniliyormuş bölücü terör örgütü..
Hadi, yine yenin, durdurun akan kanı!
Kutlarım Öğretmenim..'
Ülke sorunlarına ve son zamanlarda yaşananlara bir tepkinin şiiri.... Duyarlı yüreğinizi ve şiirinizi tekrar kutlarım İsmail Bey......... Saygılarımla......
Hainlere sille gibi bir şiirdi. Haklıydı şair, doğruydu dedikleri... Hem bu Ülkeden nemalanacaksın, hem bu Ülkeyi yıkacaksın... Yok öyle yağma... Adamın ümmüğünü sıkarlar anlamaz sa leşini itlere atarlar... Kutluyorum İsmail bey Dostun yüreğini ve güzel şiirini... Saygımla...++
Takılıp gidenler itin peşine,
Pişmanlık duysunlar bakıp leşine,
Dağa taşa değil, hain döşüne,
Çakın, al sancağın gönderi çakın!
-------İsmail hocam daha önce şiirinizi okudu bir daha okudum ,bir daha kutluyorum saygılar sunuyorum .
Duyarlı yüreğinizi kutlarım sayın üstadım. Yerli yerinde şiirdi. Alkışlıyorum.
tebrikler kalemine sağlık saygılar
Şair; hem duygularını hemde gerçek hayatta olanları bu kadar güzel şiirleştirenlerdir. Hoşgörüyü kabul etmeyenlere müğsamaha edilmez ki.Hergüğn yıllardır duyduğumuz ŞEHİR haberleri yüreğimizi tyakmakta.Kendşi ülkende kendin ŞEHİTSİN var mı bu kadar acaiplik.Vur emri şart.Elşindeki kokteyl mi ne ise görüldümü temizleyin artık o eller kırılsın. Çok çok anlamlı bir şiirdi secverek okudum. tam puan +ant kutluyorum. selam size.
Hislerimize tercüman olduğuna inandığım duyarlı yüreğinizi ve şiirinizi tebrik ediyorum Hocam.
Saygıyla.
Bu şiir ile ilgili 28 tane yorum bulunmakta