renkli misketler koşturuyor önümsıralarcası; kaldırımlar, parklar, vitrinler, cam kadehi külahlar
sokaklar boyu ışıklı trenlerim kaldırım taşı vagonlarım, demirden betondan vücudum
bir kepenk beynim …..
kimi sönmek üzere kiminin bir sıkımlık canı, biri bağırıyor biri taşacak, delik açmış kabından
yürüyorum, gülüyorum, görüyorum olmadık sohbetler olmadık nağmeler;
önceden bildiğim bir şiir fakat yepyeni, bir masal büyümede
esnaf yok halk almış gitmiş kendini; kasa fişleri, çöpler, oyuncaklar, binbirçeşit karnaval havası
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Devamını Oku
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular




Şiir, şehirde dolaşırken her şeyin gözünün önünde canlanıp bir karnaval gibi taşmasına benziyor. Okurken insan, kalabalığın içinde hem kendini kaybediyor hem de tuhaf bir şekilde daha çok buluyor.... Bu güzelliklerin dışında, yer yer o kadar taşkın ve kalabalık ki, okurken nefes alacak bir durak bulmakta zorlandım....
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta