Virgül ve Nokta Şiiri - Bülent Öntaş

Bülent Öntaş
871

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Virgül ve Nokta

Bir toz bulutuydu dünya ve serçeler yoktu ortalıkta
kırlangıçlar, turnalar, albatroslar
ve kanıksanmamıştı rüya
gerçek olan ne
ne değil
her söz ulu orta değildi hâlâ...

Rastgele indiğimizde derin bir kuyuya;
belki büyüyecekti sevda
belki de kavga
kabuktan evlerde üşürken mana...

Bir gözün umudu değildi; kirpikten oya
gün doğmamış, geceyi bilen yok
o can ki ilmek ilmek boğulur
bir nefes, bir heves
ve herşey
sarılı kalır boynunda/nafile düğümler atılmamıştı daha...

Benliğine dem vurduğunda üzülecekti yara
bir okyanus, bir deniz ve o ada
sahipsiz heceler düşüyordu ısrarla suya...

Bir sözün kurduğunu yıkmak ne kolay
bilmekten görüldü fayda, bilememekten de
zaman hay hayda
ilim irfan değilsin ki, kalasın hep zihnimde...

Yaz güneşi beklerken; bu ne zemheri, nedir bu hazan
öyle bir sonbahar ki; dönülemez yolundan
ve usanır maşuktan aşık; hem günden hem geceden
ol şafağa emanet değildir ki zifirdeki üşüyen...

Sordu çırak ustaya; lal dilden; âmâ günden
zanaatlar çoraktı
ne desek yeri değil;
yüzümüze üslubunca
gönül inceden sızlar; mısradan, uzak yoldan...

Sorgusuz sualsiz günlerden geçiyorsun ey hayat
ol edep dillerinden nice eserler titredi
kuşların kıt kana-a-t çırp-ın-mayı bilmediği zeminde
gökyüzü bulutlar kadar yağmur; alnında soğuk terler...

Hemdem bir toz bulutu gibiydi virgül;
muhabbetin sonuna henüz eklenmemişti nokta...

Bülent Öntaş, 06.01.2026

Bülent Öntaş
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 11:20:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!