Ve metâ ve metâ ve metâ
Zerefşan, halkarî, zerenderzer
Nakkaşhanelerde bakışlarını
Tefsir etsin tezhib ile
Mustafa İzzet ki, Yesârîzâde!
Maktalarda, âharların mıstar mühreleri
Öze düşen her sâikâda
Bir uğultu sayvanlarda
Felammâ! Cümle enhâr karışır deryâsına!
Ağlasın Halil b.Ahmed faşist tellâllara
Hattat yürek! Düğümle kazıyarak!
İpini halatına belâzürî tahassürâtın
Tûmardan, parşömenden, papirüsten bir serv
Çalkalan veyl hattımı cezmeden meşk bağ
Gubârî akışların nakışları aşkına
Düşür bu kan basıncın hey Moğlova Kemeri
Dönüp dolaşılan yer
Fâtih’in Kürkçü Hânı!
Sedefkâr Mehmed Ağa…
Salınsın revaklardan perde perde
Evrilsin fıtratına şol Nuruosmaniye
Zammeler, fethalar, kesralar adedince
Bu vakfede mebnî duran kalır ayakta
Bu cibâlde yer yok elif durmayana
Ve salâ ve salâ ve salâ
Karılır ruhlara rıhler
Hû ender hû! Rüveydâ!
Lienfüsihim! Bienfüsihim!
Fîmâ beynenâ!
Azâzilin okşadığı nesebini
Reddeder evlatlıktan elbet turâb!
Sızlasın iskeleti zülfikârın!
Veddeler gazvesinden bir vaaz
Çarpılsın iğmâz dimağların vechine
Revzenlerin cevfinde demâdem essin ervâh
Ve sonra dîdârında şavkıyan dîdelerin
İliklensin enfâsına bîkeslerinin
Kuşların uçarken ki ferahlığı tesellin
Ve sükûnlara sükûn katan o beyit
Gelirken gülmedik ki,
giderken üzülelim!
Bilal Yavuz ŞiirleriKayıt Tarihi : 13.10.2020 13:58:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!