dünyanın her yerinden gelir turistler
tabiat güzeliyi bizdedir ey dostlar
söylemesi bizden gelin görün dostlar
doğuda bir ummandır vangölü
denize baktım dalgaları var
üstünde dolaşan kayıkları var
..
Yakından gördüm,
Çok çok yakından...
Kopunca,
Ayrılınca vagon lokomotiften;
Hemencek çıkıverdi, ayrıldı raydan...
(Van. 22. 04. 2013)
..
İçime damlıyor,
Hep içime damlıyor sevinç gözyaşın...
Her damlada biraz daha açılıyor içimdeki demli karanlık...
Her damlada biraz daha,
Biraz daha saçılıyor içimdeki baygın ve solgun sarmaşık...
(Van.28.03.2015)
..
Elsje eet eens gezond
Van snoep eet je wel honderd pond.
Hoe hou jij dat vol?
Met je buikje ohw, zo bol!
Jij gaat nu op sport!
Want jou lijf heeft spieren tekort.
Ik wil dat jij spieren krijgt!
..
Yıkandıkça kirlendim...
Yıkandıkça kirlendim..!
Ne kalp kaldı kirlenmedik bende,
Ne ciğer..!
Bir yıkanmamış suya dalmışım meğer...
(Van.15.07.2014)
..
Vuran derttir yıkan çile, yükselen acı çığlıktır
Bir dehşettir yaşam durdu, baştanbaşa hayat felçtir
Van’ı toz, toprak bürüdü deprem ağır hasar vurdu
Köyler harap evler yıkık çile üstüne çiledir
Gün ortasında dumandır vuran deprem ölen candır
Eller birer kazma, kürek eşilen koca şehirdir
..
Bana "seni seviyorum" diyorsun ama,
Gözlerin diline eşlik etmiyor...
"Seni seviyorum" diye bas bas bağırıp dursa da vokalisti olmayan dilin,
Ruhumu okşamaya sesi yetmiyor..!
(Van. Haziran 2016)
..
Havadaki kar taneleri gibi olsa insanlar,
Birbirine dokunmasa...
Yerdeki kar taneleri gibi olsa insanlar,
Birbirinden ayrılmasa...
(Van. Nisan 2010)
..
Amansız mı amansız,
İnsafsız bir ateş çemberindeyim;
Ne yapsam, ne etsem de çıkamıyorum..!
Takılıyor, imanıma takılıyor kuyruğum..!
İstesem de kendimi sokamıyorum..!
(Van.04.06.2014)
..
Gözlerin birazcık Şubat kokuyor,
Biraz da bahar...
Ne gün,
Ne zaman senle göz göze gelsem;
Bir karla karışık Nisan yağmuru gönlüme yağar...
(Van. Temmuz 2016)
..
Gönlümde ne bir gül,
Ne tek bir sümbül kaldı;
Ne de bir zambak…
Benim için yağmur yağmayalı yarin çeşmi siyahından,
Gönlüm kurak mı kurak…
(Van.31.10.2011)
..
Kar yağdı,
Lapa lapa kar yağdı yine;
Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de, Mısır'da
Lapa lapa kar yağdı mümin gönlüne..!
Ve ben o yağan kara tutuldum..!
Ak düştü saçımın çokça teline..!
..
Filistin'in, Türkistan'ın,
Myanmar'ın, Pakistan'ın kor yürek yangınında hep kaynasın yürekler..!
Fokur fokur kaynayıp taşsın durmadan dillerin, kalemlerin
Ve namlunun ucundan..!
Yeter..! Çıksın artık;
Kurtulsun Müslüman, zındık avucundan..!
..
Bir an bile ayırma gözlerini gözlerimden,
Bak sıcak sıcak...
Sımsıcak gözlerinde kurusun gözlerim,
Yıllardır ıslak...
(Van.08.03.2015)
..
Seni ne aylık,
Ne yıllık,
Ne de ömürlük sevdim…
Seni ölümün nefesiyle sönmeyecek sevda ile,
Sonsuzluğun kapısından dönmeyecek aşkla sevdim…
(Van.09.09.2010)
..
Nereye dönüp baksam, oluk oluk kan..!
Yanıyor, cayır cayır yanıyor her yan..!
Sağım, solum, önüm, arkam, her yanım sıcak..!
Dünya öyle sıcak, öyle sıcak ki,
Göz pınarları hepten kurudu kuruyacak..!
(Van.04.03.2015)
..
Gözyaşı yağıyor kara cüzdana..!
Gözyaşı yağıyor,
Hem de sağanak sağanak gözyaşı yağıyor kara kasaya..!
Söyle, nasıl dolar kara cüzdanlar;
Dolup dolup taşar mı hiç kara kasa,
Gözyaşı olmasa?!
..
Sen ağlarken,
Şırıl şırıl boşalırken gözyaşların benim için;
Göz pınarlarından bin can,
Bin derman içtim..!
Sanki ömür çimeninden bin ömür daha biçtim..!
(Van.08.09.2011)
..
Gün gelir,
An gelir de yüreğinde bulamaz olursam eğer;
Asla ve kat'a başka bir yürekte aramam kendimi..!
Aramam, çünkü şundan adım gibi eminim:
Mülteci olamam..!
(Van. Mart 2017)
..
Kulağının dibinde çalan bir kemandım da beni işitmedin. Eğer boynunu bana doğru eğmiş olsaydın, sana hüzzam şarkılar eşliğinde seni seviyorum diyecektim. O kadar dik başlıydın ki, ellerinde keman oldum da, başını bana doğru yaslamadın. Bu yüzden tüm şarkıları içine atan keman oldum. İçin için yandım da, parmaklarını yakamadım. Bu sebepten seni yana yakıla sevdiğimi hissedemedin. Bundan ötürü sana seni sevdiğimi söyleyemedim. Keman gibi ağladım ve şarkıları omuzlarına döktüm de bana neyin var demedin. Bir neyin var deseydin o zaman bir keman gibi kulaklarına aşk şarkılarını dökerdim. Ta nabzımı duyana kadar, ta yüreğime akan kanları işitene kadar sana şarkılar çalardım. Eğer yüreğimin senli atışlarını duysaydın, kendini kulağı kesik Van Gogh gibi hissederdin. Ya deli gibi resimler yapardın ya da çıldırasıya başın ağırırdı. Aşk başa belaymış derdin. İçindeki fırtınaları bastırmak için, hafif esintili şarkılar söylerdin. Yine de kurtulamazdın aşkın sarsıntılarından. Sevgiliyi düşündükçe içindeki yapraklar aşk esintisiyle kıpırdardı. Bir sonbahar gibi sararıp solardın da, onun sevgisi dikenli bir yaprak gibi içinde kalırdı. Dökerdin tüm duygularını kemanın tellerine de, onun sevgisi yüreğine bir yay gibi saplanırdı. Acıdan her haykırışın, başkalarına hüzzam şarkı gelirdi. Oysa sevgilinin elleri dokunmuştur bir kere yüreğinin tellerine, artık kurtulması zordur. Sadece şarkılar seni avutur. Bunu kimse bilmez. Çünkü kimse aşk şarkılarının dudakları parçaladığını işitmez. Eğer sevgili de seni öpmezse, o şarkıların tadına eremez. Ey sevgili kulak dibinde inleyen bir keman oldum da, bir kez olsun bana neyin var demedin. Sen beni mutlu şarkılar eşliğinde gördün ve sandın ki neşemden bir şarkı tutturdum. Ey sevgili anla ben sana vuruldum. Duy artık beni. Yaylarım ağlayıp inlemekten eridi ve nefesim kesildi. Sana yüreğimin sesini işittirme adına bende can tükendi. Bu kadar can havliyle sana seslendim de, benim senin aşkınla ölmek üzere olduğuma inanmadın.
Beni tükettin ve bitirdin. Kulak dibinde bir kemandım. Şimdi aşk şarkılarının kırıp geçirdiği bir keman oldum. Senin için kendimden geçtim de, sana bir aşk şarkısı söyletemedim. Daha da kötüsü sana seni sevdiğimi söyleyemedim.
..



