Ecelin soğukluğu var sensiz gecelerde
Ecel gelmeden gelsen sevgili
Ecel nefesimi kesmeden
Nefes gibi gelsen sevgili
Eylül sabahı gibiyim,
Biraz hüzünlü, biraz buruk.
Yorgun sevdam yaprak gibi dökülüyor
Sonbahar yağmurunda ıslanan gözlerim üşüyor
Adını anarken titreyen dudaklarımdan,
zindan misali hayatta,
hapis gecelere mahkûm olmayı
nerden bileceksin...
nerden bileceksin, müebbet sevdanın,
hücre duvarlarını...
Gece ve gündüz kadar
Hem yakın, hem uzağız
Siyah ve beyaz kadar
Hem ayrı, hem aynıyız
Oysaki bakışların mabedimdi
Vuslata en çabuk ulaştığım...
Eylül yağmurla veda etti giderken,
Sen bir “hoşçakal” demedin.
Yüreğimle bakarken gözlerine,
Sen bile arkana bakmadan gittin.
Adım attığın her sokakta yapraklar savruldu,
Sevda çiçeğim,
Çorak toprakta yeşermeye çalışan umut tomurcuğum,
Tutunamazsın aşkı bilmeyen gönüllerde
Kurma mavi düşler, siyah ufuklarda
Aldanma yalancı baharlara.
Sılaya hasret gurbetteki yalnızlık
Hep ayrılık, hep ayrılık...
Gözümde tüter çocukluğumun sokağı,
Bir yudum memleket,
Bir yudum hasretlik.
Bugün efkârlıyım,
Yüksek dağların karlı tepeleri gibi.
Gurbet illerdeyim, yüreğimin kuytusunda.
Kimsesizliğin uzun gölgesinde.
"Bir of çeksem yıkılır dağlar" derler ya,
Yine saatin efkârlısı.
İçime çektiğim her nefes sigarada,
Boğulur heveslerim.
Elimden kayıp gider,
Kül olur savrulur sevdam.
Boğazımda kocaman öksürük olur,
Yorgunum duvarlara sinmiş sessizlikten
Hüzünlerin boğduğu yalnızlıktan
Yorgunum umut diye tutunduğum hayallerin kırılışından
İçime akıttığım gözyaşlarımdan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!