Uyan!
Ey ümmeti Muhammed, uyan!
Bir ülke yok oluyor,
İnsanlık yok oluyor,
Merhamet, vicdan ölüyor.
Küçücük bebekler,
Alamadığım nefesim ol, ey yâr
Gözümden akmayan yaşım,
Koynunda uyuyamadığım gecem ol.
İç çekişlerim gibi, nefesin bağrımı yakar,
Sen aklıma düştükçe, yüreğim derinden sızlar,
Kaybolmuşum düşlerde, sen gerçeğe çıkar.
zindan misali hayatta,
hapis gecelere mahkûm olmayı
nerden bileceksin...
nerden bileceksin, müebbet sevdanın,
hücre duvarlarını...
Gece ve gündüz kadar
Hem yakın, hem uzağız
Siyah ve beyaz kadar
Hem ayrı, hem aynıyız
Oysaki bakışların mabedimdi
Vuslata en çabuk ulaştığım...
Bağrıma ok misali saplanan ayrılıklarda,
Külde gizlenen kor gibi için için yandım.
Özlemlerim, paslı anahtarla açılmayan
Küflü kilitlere hapsoldu.
Gözyaşım titreyen dudaklarımdan süzülürken,
Eylül bile yağmurla veda etti giderken,
Sen bir “hoşçakal” demedin.
Yüreğimle bakarken gözlerine,
Sen arkana bakmadan gittin.
Adım attığın her sokakta yapraklar savruldu,
Sevda çiçeğim,
Çorak toprakta yeşermeye çalışan umut tomurcuğum,
Tutunamazsın aşkı bilmeyen gönüllerde
Kurma mavi düşler, siyah ufuklarda
Aldanma yalancı baharlara.
Sılaya hasret gurbetteki yalnızlık
Hep ayrılık, hep ayrılık...
Gözümde tüter çocukluğumun sokağı,
Bir yudum memleket,
Bir yudum hasretlik.
sustu cümleler,
gün vedaya döndü...
baharı görmeden — hazan oldu,
dal kırıldı, dağıldı kuşların yuvası.
açmadan daha soldu papatyalar,
Vakit akşam,hüzünler saklanmış mor karanlığa,
Sessizlik çökmüş sokağa, dar çıkmazlarda.
Bacada baykuş, ölümü bekler sanki,
Koca ömrün, kefene sığdığı aralıkta.
Gölgeler, duvar diplerinde diz çökmüş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!