Otuz dokuz yıllık eşim rahatsız
Ona özel şiirlerim yok diye
Çoğu siteminde üzüntü adsız
Sözde sazda aşk kokusu çok diye
Bak kadınım sen bu evde anasın
Ben bilirim sen doğrudan yanasın
..
Toprağında gizli senin hazinen
Beynini kullanıp işlesen onu
Kabarsın şu göğsün açılsın sinen
Değişmeli artık sesinin tonu
Tutasın bir ayna yerin altına
Elin gördüğünü sende göresin
..
Vatanımın üstünde kara bulut dönüyor,
Aman Allah’ım aman sen koru devletimi.
Gönüllerdeki sevgi bir mum gibi sönüyor,
Aman Allah’ım aman sen koru milletimi.
Yüzlerde tebessüm yok sanki bu nâs derbeder,
Bir muhabbet yeriydi gönüller doldu keder,
..
Önemsiz, kıymetsizim, yok sanatım, hünerim,
Bir mum gibi sessizce, tükenir ve sönerim..
Yenilmez, içilmezim, on para etmez postum,
Düşmanım şöyle dursun, beğenmez eşim, dostum..
Serseri, asi gönlüm, söz dinlemez yaramaz..
..
Alın yazısı derken anlat bana
Sonsuz kıvrım olabilirmi hayata
Biten kısa çizgi yaşam
Uzun dallananlar sa acılar mı?
Ya sevinçlerim nerde
Ben sevinçlerde yaşadım hayata
..
Zulümle acılarla vahşi cağ
Kızıl örümcek insafsız ağ
İtimat sevgi Yok kopmuş bağ
Öyle vahşet ki meşale yanardağ
Ağlıyanlar gülenler işte dünya
Ne ruh ne duygu nede haya
..
Zaman cetin
huzun dolu
ahh gecmis zamandaki
sevgi nerede
seninle olan gunlerimiz
yara dolu gunler oldu
seni unutmak cok zor
..
Demokrat tutumla ortak karara
Varmak için uğraşıya selam dur
Sevgi ile paylaşılan yarara
Sunmak için dost eliyle katkı der
Kurulan birlikle sürdür çabayı
Kimse çok görmesin dosta hibeyi
..
Gayesiz,dengesiz tembel alışma;
Özüne değer ver,dışına değil.
Faydası olmayan söze karışma,
İnsana değer ver,kaşına değil.
Her şeyin sahibi Cenabı Haktır,
Yaradan aşkıyla kalbini yaktır.
..
bir kar tanesi gibiydi sana bakmak
gözbebeklerinde yaşatabilmek bu sevdayı
sessiz çığlıklarla haykırabilmekti seni seviyorum demek
bir kar tanesi gibi.
cümleleri dolandırmadan söyleyebilmek
yüzünde üzüntü olmayan bi sevdada
..
Kederlenme deli gönül
Model oldun bir ömür
Unutma kulluk budur
Senin halin ölüme kadar kul olmaktır
Etrafındakiler seni bırakıp gitse de
Üzülmek kederlenmek yor sen de
..
Benim bir annem vardı eşi yoktu cihanda
İşleri bitiriverir kalkardı bir anda
Yoklukla başladı amaa çalışarak erdi refaha
Benim bir annem vardı eşi yoktu cihanda
Dokuz çocuk büyüttü hepsini de okuttu
Tüm üzüntü ve dertleri de yuttu
Benim bir annem vardı eşi yoktu cihanda
..
Yollar yürüyorum ben,
Yollar aşıyorum,
Sadece sana ulaşmak için,
sadece sana gelmek için.
Çok yollar geçtim ben,
Çok sevdalar, çok hüzünler,
..
Gokyuzunebakıp adını haykırdım
Sevgi dolu yüreğimde hatıralarım var
Yagmurlu gecelerde ıssız sokaklarda sana koştum
Yagmurda koşup sırılsıklam ıslandım
üzüntü yerine mutluluktan aglarım
Acılarla değil umutlarla yaşamayı isterim
Hayatın gözyaşlarıyla dolu yüreğim
..
Doğduğunuz o günler en mutlu günlerimdi
Sanki o an dizlerimin bağı çözüldü
Babanız da en az benim kadar sevindi
Kıymetimizi bilin benim minik yavrularım
Sizleri büyütürken döktüm bu saçları
Sıkmaktan döktüm ağzımdaki dişleri
..
Bir ad vermişler bana
Al demişler bu hayat senin
Yanına bir de üzüntü koymuşlar bana sokulurcasına
İster at, ister sat diyemezsin, bu kaderin
Emin adımlarla bu karanlık yolda ilerle
Belki çıkar güzellikler önüne
..
aşk bir aptallıktır görebilene aşk olsun
aşk bir girdap gibidir çıkabilene aşk olsun
aşk bir muz kabuğu gibidir
basıpta düşmeyene aşk olsun
aşk trene çelme takmak uçağa kafa
atmak güneşli havada şemsiye açmaktır
..
Kaybın ve huzursuzluğun yayılmış hissi bizi sarar, medeniyete ait üzüntü, haklı olarak, şahsi mahrumiyete katlanan bireylere benzetilebilir.
Hiper-teknolojileşmiş geç kapitalizm durmadan yaşamın yaşayan dokusunu bozuyor, 50 milyon yıl içinde dünyanın en büyük “birer birer ölüp tükenme” olayı hızla artarak ilerliyor: 50,000 bitki ve hayvan türü her yıl kaybolmaktadır. (World Wildlife Fund, 1996) .
Yas tutmamız post-modern bitkinliğin şeklini alır, onun boşa sarf edilen endişeli perhizi, asla-değişmeyen görecelik, ve sersem eden kaybın gerçeği ile bağlantılı korkular olan dış görünüşe bağlılık ile. Demirleşmiş tüketiciliğin öldürücü boşluğu, enerjinin kaybı, yoğunlaşmada, duygusuzluğun duygularında, sosyal çekilmede güçlük ile işaretlenmiştir; kesinlikle bunlar yas tutmanın psikolojik literatüründe sayılmaktadırlar.
Post-modernizmin yanlış oluşu kaybın inkarını, yas tutmayı kabul etmeyişi içine alır. Umuttan yoksunluk veya gelecek için önsezi, saltanat süren zamanın ruhu ayrıca, çok açıkça, ne olduğunu ve niçin olduğunun anlayışını keser. Kökler hakkında düşünmede, yüzeysel, çabuk geçen, bir temele dayandırılmayış üzerinde ısrara rehber olan bir yasak var.
..
Atamın ölümüyle bütün memeketi
Derin bir üzüntü kapladı
On kasım 1938 de bu haberle yalnız
Türk milleti değil bütün dünya yasa büründü
Gözlerimizde damla damla akan yaşlar
Yüreğimizde sesiz hıçkırıklar
Bütün türk ulusu derin sessizlik içinde
..



