Bırakın kalsın yakamda
o eski akşamların yakamozu..
Büyük kadırgalar şişirir yüreğimi
Sevkulceyşim varmaktır yakamoza..
Uzakta doluydu serzenişleri
gırlağıma,muzaffer..
..
Beni yine bana bırakma canan
Hasretinle yakıp küle çevirme
Del’olur ayrılık nârında yanan
Gönlümü kavurup çöle çevirme
Mutluyum seninle bahtiyar oldum
Dünyamsın, ben sana bir diyar oldum
..
Kusursuz geçmesini hayal ettiğim gün varken
Ümitlerden saymadığım
Duyguları sınırlı, güçsüz beden ifadeleriyle
Karşıma çıktın,
Umurumda değil üzüntü maskelerin,
Unutulacaksın diye mührünü bastım resimlerine,
Ateş gecelerimi söndürmedin,
..
Gönül hasret kaldı koç yiğitlere,
Bol sofrada adlarını anmışım.
Gölgemde dolaşan uyuz itlere,
Dost diye sarılıp adam sanmışım.
Dert edinip dertlerini dinledim,
Ah çekerek inim inim inledim.
..
Senin icin aglamak istemedim,
Seni bir tebessumle anmakta
Seni ozleyecegimi biliyordum
Ama beklememistim bu kadarinida
Ask hep gozyasimi getirir
..
İlkbahar gelince,kıra koşarız,
Baharın en doğal bayramı NEVRUZ;
Tüm Avrasya seviniriz, coşarız
Sevincin, neşenin bayramı NEVRUZ
Beş Bin yıldır kutlanıyor Türklerde,
Hiç üzüntü bırakmıyor, kalplerde;
..
Virane bu sarayda, sensiz çürürüm,
Hasretinle yaşamam, hergün ölürüm,
Gözümü bir kapatsam, seni görürüm,
Uykular delik deşik, aşkın yüzünden...
Sevda denilen duygu, beni sömürmüş,
Aşık olduğum insan, derde düşürmüş,
..
Zamanla soluyor en güzel hayaller
Sevmek yalan olur gerçek nedir ki?
Sevgi yerine bazen kin nefret dolar
Gönül feryat eder mutluluk nedir ki?
Bir Leyla’ya candan gönül vererek,
Gururunu onun içinde yere sererek,
..
Sararmış yapraklar bozulmuş bahar,
Döküyor içimden ömrümü zaman,
Birikti üst üste hasretli yıllar,
İtiyor itiyor uzağa zaman,
+
Işığı sönmeden o gözlerinin,
Birde benim için gülsün isterim,
..
Ben buralardan gidiyorum,
Seni sana veriyorum,
Neyse hakkında hayırlısı,
Sana onu diliyorum.
Nice gülleri kokladım,
En sonunda soldu hepsi,
..
Varlığın,
tatlı bir esinti bedende
acı, keder, üzüntü sürgünde
hasret kördüğüm olmuşken sinede
güller feda olsun serine.
Sözler sözlere gebe
..
Yaptığı hatalı, noksan ve kusurlu işlerin sonunda,
yaşadığı zarardan dolayı pişmanlık duyarak telafi yollarını aramayanların;
Bir ömür, varlık sebeplerini düşünmeden,
yaratılış maksatlarını dikkate almadan yaşayanların,
ebedi hayat sermayesi ömürlerinin boş geçirilmiş her DAKİKASI için,
..
Yine sensizliğin ağır bastısındayım
Yine üzüntü
Ve yine ızdıraba yenilişindeyim
Yine sensiz ve yine çaresizim
Unutmayışımda kaldı umutlarım.
Belki birgün özlersin deyişimde gizlendim..
..
ÖMRÜM
Ateşe kaçıp yanan renkler,
Ömürden geçen yaş boyunca,
Ve oynuyorlar pervasızca.
Ömrüm yüksek çağlayan su
..
Tut ellerimi
Uçup gidelim şu kalleş dünyadan
Evrende belki ikimiz için
Başka bir cennet buluruz
Arkamızdan kıskançlık ve ihanet
Kovalamasın bizi yeter
Belki o dünyada mutlu oluruz.
..
Çık diyor gönül
Gez dağdan dağa
Geçtikçe zaman bitiyor ömür
İşte gitti felekten birgün daha...
Üzüntü neyine gerek senin,
Sindir ciğerlerine dağ kokusunu
..
1947’de kuruldu işçi sendikaları
Türkiye’deki işçilerin bağlandığı
Geçmişi acı ve üzüntü dolu
20 Şubat’ta hatırlanır bu olgu
İşçinin alın terinin gücü, bir birlik
Ekonomik ve demokratik
..
Şiirler yazarsın duygu selinde,
Gördüğün rüyalarda eli elinde,
Kader dersin elin kalır belinde,
Şiirler yazarsın duygu selinde.
Şiirler yazarsın ahû gözlere,
Çocuk gibi inanırsın sözlere,
..
Bütün güzellikler ve bütün doğrular sözlerde kalmış. Yaşanılan, hissedilenlerin yalnızca hayalleri… Yıllarca tanıdığını sandığın kişiler meğerse hiç tanımadıklarınmış! Tanır gibi yaptıklarınmış hasbelkader.
Neler değişti sahi? Yıllar neleri alıp götürdü ve değiştirdi herkesi. Sahi mutlumu insanlar, güç bende diyerek kurdukları dünyalarında. Sahi yalan ve dolanın kol gezdiği şişirilmiş gündelik sahte hayatların mutluluğu çok mu tatlı? Ya da insanlar samimiyeti hiç özlemiyorlar mı? Madde bütün her şey için yeterli mi?
Kalabalıklar içerisinde yalnızlık nedir bilir misiniz? Şehire şekil veren ve insanı yalnızlaştıran o ruhsuzluk bütün havayı kaplamakta ve ikibin ondört’ün kışı gibi kömür kokusuyla birlikte teneffüs edilmekte yalnızlık.
Ödünç alınan yaşamın bütün yüküyle ve isyanın her türlüsünü içine çekerek yaşayan binlerce kişi ve yapayalnız. Hiç bir umut’unu yarına götürülme ihtimali yok. Yalnızca soluk alabilmek ve bir an için evinde kurduğu küçücük dünyasına kendisini kitlemek olmuş, her bir ferdin ortak derdi.
..
Mevsimlerden Sonbahar, yapraklar ağaçlardan birer birer dökülüyor. Birlikte büyüdüğümüz akranlarımız gözlerimizin içine baka baka elveda diyorlar hayata.
Hâlbuki birlikte oynadığımız oyunların resimleri hafızlarımızda ve gözlerimizin önünden birer film şeridi gibi gelip geçiyor.
Her şeyin ilkini yaşadığımız Gençlik yılları sanki bir adım geride bizleri takip ediyor gibi… Dünden bize yadigâr kalan ve hala bitiremediğimiz hayaller eksik ve bitmeyi bekliyor.
İlk Sevdamız, ilk aşkımız, dostluklar ve arkadaşlıklarımız bizlere bakıp gülümserken bizler ancak, gerilere bakıp iç çekebiliyoruz.
Saçlarımıza karlar yağarken ince ince bizler hiçbir şey olmamış gibi yalancı baharı yaşıyor gibiyiz. Ne yazık ki hiçbir şey eskisi gibi değil. Günden güne her şey yabancı ve anlamsız geliyor.
Var olmanın anlamını herkes bir şeylere yüklemeye çalışırken aslında geçmişin hatıralarına dalıp gidiyoruz. Yaşadığımız çevrede her gün bir tanıdık, üzerimizde bıraktıkları izler ile bizi terk ediyor. Onlar göçüp giderken diğer mekânlara bizlere yeni bir telaşı üzüntü ile miras bırakıyorlar.
Yalancı bahardan bizlere kalan yalnızca yaşanmışlıklar. O da bizlerin yüreğini dağlamaya yetip artıyor bile… Belki de bizler uzun uzun iç çekerek kaçırdığımız fırsatları düşünüp kahroluyoruz. Bazen bütün karamsarlıklarla yeniden tövbe üstüne tövbe edip aklanıp, paklanmaya çalışıyoruz. Ya da bir çocuk gibi elde ettiğimiz elma şekerleri ile kendimizi oyalamaya çalışıyoruz. Ama inanmak diri tutuyor bizi Yeni bir hayat ve yeni bir yaşama olan özlemimiz yaşatıyor bizi yaşamın kıyısında.
..



