Uzun Yaşamın Sırrı Şiiri - Hasan Belek 2

Hasan Belek 2
207

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Uzun Yaşamın Sırrı

Uzun Yaşamın Yankısı..

Bir nehir gibi akıp gitti zaman,
Genişledi yatağı, derinleşti suları.
Takvim yaprakları savruldu rüzgarda,
Mevsimler döndü, devranlar değişti.

Uzun bir yolculuk bu, evet,
Dün başlanmış kadar taze,
Bin yıl yaşanmış kadar eski.
Güneşin doğuşunu saymak değildi marifet,
Kaç bahar geçtiğini bilmek de.

O güneşlerde ne kadar ısındığın,
O baharlarda hangi tohumları ektiğindi aslolan.
Yılları biriktirmek değil heybede,
Yıllara ruhunu katmaktı belki de.
Heybe ki ne heybe!
Kahkahalar çınlıyor içinde, hıçkırıklarla karışık.

İlk adımların acemiliği, son vedanın ağırlığı.
Zafer sarhoşluğu ve yenilginin bilge sessizliği.
Aşkın kalbi tutuşturan ateşi, dostluğun ısıtan güneşi.
Kaybın iç yakan boşluğu, bulmanın şenliği.
Hepsi iç içe, hepsi yan yana,
Hayatın o eşsiz desenini dokumuşlar sabırla.

Uzun yaşam dediğin, belki de bu karmaşık, renkli, canlı dokuydu.
Aynadaki yüz değişti, evet.
Alında çizgiler, harita gibi yaşanmışlığın izleri.
Saçlarda gümüş teller, zamanın nazik dokunuşu.
Ama gözlerdeki parıltı?
O hâlâ aynı merakla bakıyor dünyaya,
Bazen eski bir hatırayla nemleniyor,
Bazen yeni bir günün umuduyla ışıldıyor.

Çünkü ruh yaşlanmıyor, sadece öğreniyor, dönüşüyor.
Tıpkı dünya gibi; dün hayal olanlar bugün gerçek.
Bu akışa tanıklık etmek,
Kök salarken rüzgarla dans edebilmekti belki de uzun yaşamak.
Ne çok el değdi eline bu yolda,
Ne çok omuz yaslandın, ne çok omuz verdin.
Trenler kalktı, limanlardan ayrıldı gemiler,
Kalanlar oldu, gidenler oldu.

Ama sevginin ördüğü bağlar görünmez ipliklerle bağlıyor kalpleri,
Mesafeler ve zaman ötesi.
Çocukların büyüdü, kendi yollarını çizdi,
Sonra onların çocukları geldi, kucağında kendi çocukluğunu buldun.
Anlam, bu bağlarda mıydı saklı?
Bir kalpten diğerine akan sıcaklıkta,
Paylaşılan bir dilim ekmekte, bir fincan kahvede,
Sessiz bir anlayışta...
Anılar...

Bazen keskin bir ışık sızıyor aralarından,
Bazen puslu bir sabah gibi sarıyor her yanı.
Unutulanlar, fısıltıya dönüşen sesler, silinen yüzler...
Ama kalanlar yetiyor bir ömrü taşımaya,
Karanlıkta yol göstermeye.
Peki, o büyük ANLAM nerede?

Tek bir formülde mi gizli, kutsal bir kitapta mı yazılı?
Yoksa...
Her bir nefeste,
Her bir gün doğumunda,
Yağmurdan sonraki toprak kokusunda,
İyi pişmiş bir ekmeğin buğusunda,
Bir çocuğun saf gülüşünde,
Zor bir işin üstesinden gelmenin gururunda,
Yıldızlı bir gecede gökyüzüne bakıştaki o tarifsiz huşuda mı saklıydı?

Belki de anlam, bu küçük, paha biçilmez anların toplamıydı.
Yıllar fısıldadı bilgeliği usulca:
Her şeyin bir başlangıcı ve sonu olduğunu,
Affetmenin en çok affedeni özgürleştirdiğini,
Sevginin en güçlü bağ olduğunu,
Ve 'an'da kalabilmenin en büyük hediye olduğunu.
Koşuşturma yerini sükunete bıraktı belki,
Telaş yerini dingin bir kabullenişe.

Denizin hırçın dalgalarıyla boğuşmak değil artık,
Denizin kendisi olmak belki de; derin, sakin, her şeyi içinde barındıran.
Uzun bir yaşam...
Anlamı ne mi, değerli dostum?
Belki de sadece yaşamış olmanın kendisi.
Nefes almanın, görmenin, duymanın, dokunmanın, hissetmenin...

Bu akıl sır ermez evrende, küçücük bir zerreyken bile,
Varlığın o mucizevi şarkısına eşlik edebilmenin ayrıcalığı.
Evet dostum, belki de anlam bu kadar yalın,
Ve tam da bu yüzden bu kadar derin...

Hasan Belek 2
Kayıt Tarihi : 8.5.2025 10:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bu akıl sır ermez evrende, küçücük bir zerreyken bile, Varlığın o mucizevi şarkısına eşlik edebilmenin ayrıcalığı. Evet dostum, belki de anlam bu kadar yalın, Ve tam da bu yüzden bu kadar derin...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!